Cassandra kim? Ne rüyası?

Bol filmli bir haftanın en ilgi çeken filmi, 'Cassandra's Dream'. Her şeyden önce, bir gerilim filmi. İki delikanlı ile güzel bir kız var, delikanlılar kardeş. Aslında 'iyi çocuk'lar ama bir an şeytana uyuyorlar.

Bol filmli bir haftanın en ilgi çeken filmi, 'Cassandra's Dream'. Her şeyden önce, bir gerilim filmi. İki delikanlı ile güzel bir kız var, delikanlılar kardeş. Aslında 'iyi çocuk'lar ama bir an şeytana uyuyorlar. Burada şeytan rolünü dayıları üstleniyor. Heyecanlı, hatta trajik bir film. İyi insanların maddi şeyler uğruna nasıl kötü yola sapabileceğini gösteriyor. Yönetmeni de zaten hayatın temelde trajik olduğunu düşünen biri.
Buraya kadar tamam mı? İyi, bir sonraki adım da şu: 'Cassandra's Dream', Woody Allen'ın gösterime girmiş son filmi. Gerçi yukarıdaki tanımdan pek anlaşılmıyor ama son yıllarda Allen'ın nasıl bir film yapacağı da belli olmuyor. Alıştığımız nevrotik ve harikulade Manhattan komedilerinin dışındaki filmlerin son örneği olan 'Matchpoint', çoğuna göre, hiç de Woody Allen filmi değilmiş gibiydi. Ama daha önceki bazı filmlerinin aldığı kötü eleştirilerin açtığı yaralara da merhem oldu.
İyi ama, nedir bir Woody Allen filmi? Her şeyden önce, her yıl bir tanesi gösterime çıkar. Daha çok delidolu, ender olarak ciddi ve kasvetli, küçük insanlık meselelerini deşip büyük insanlık meselelerine varabilen, aileleri teşrih masalarına yatıran, ama aynı zamanda onlarla, herkesle ve kendisiyle kafa bulabilen filmler.
Üstat gözünü başka dünyalar üzerinde tutmasını da bilir. Örneğin, hayranı olduğu Ingmar Bergman'ın dünyası, 'Interiors'da olduğu gibi Woody filmlerini teslim alabilir ve bembeyaz mekânlarda insanların içi kıyılır. Ya da güzel kızlar, güzel erkekler, heyecan, trajedi... 'Match Point' ve 'Cassandra's Dream'de olduğu gibi.
Bu onun Londra'da yaptığı üçüncü film. Londra'yı tercih etmesinin çeşitli nedenleri var. Her şeyden önce, güneşte film çekmeyi sevmiyor, bulutlu havaları kolluyor. İngiliz seslerini de seviyormuş. Ancak en önemli neden şu olsa gerek: Amerikan sinema sanayii sadece kalitesi mevzubahis olmamakla birlikte çok para getirmesi beklenen projelere itibar ettiği için, o özgür yaratıcılık havasını Londra'da buluyormuş. Belki Avrupa'da demek daha doğru olur, çünkü şu sırada da Barcelona'da bir film çekiyor: 'Vicky Cristina Barcelona' (geçici bir ad).
Her neyse, hırsa, zaaflarına ve suçluluk duygusuna kurban olan iki kardeş ile güzel bir kızın hikâyesini anlatan 'Cassandra's Dream'den önce, onun sinemasının dışında bir film muamelesi gören 'Match Point'i İngiltere'de yapmasının fevkalade somut nedenleri vardı. ABD'de onun kayıtsız şartsız kontrol şartını kabul edecek yapımcı bulamamıştı. Aralarında BBC'nin de bulunduğu bir grup Avrupalı yatırımcı, ona tek bir şartla, İngiltere'de çekim yapması şartıyla destek oldu. Sonra da ABD'ye dönmedi zaten.
Son filmlerinin bir başka özelliği de, dört tanesinden üçünde Scarlett Johansson'ın oynaması. Ama Woody'nin kendisi bunlardan sadece birinde, 'Scoop'da oynadı.
Oysa biz kendisini gökyüzüne çizilmiş o benzersiz gökdelen silüetinin iflah olmaz hayranı diye tanırdık. Tenis ve klarinet dersleri aldığı, birini oynayıp birini çaldığı yer orası, akşam yemeklerini yediği Elaine's orda, onlarca yıl boyu pazartesi akşamları mutlaka caz yaptığı Michael's Pub da. Ruh doktoru kanepelerine orada yatıyor, filmlerini orada yapıyor. Kadınlarına orada âşık oldu, orada ayrıldı, hayatının en iyi ve en kötü günlerini orada yaşadı. Woody Allen iflah olmaz bir Manhattan'lı, belki de manhattanitis hastalığı kurbanı. Bunlara, başta Londra olmak üzere Avrupa'yı da seven biri olmak şeklinde bir haslet ekledi.
Bu köşe de 'edebiyat uyarlamaları ve yönetmenler üstüne' köşesine döndü ama, olsun. Onlar da sinemanın bir parçası... 'Cassandra'sa Dream'e gelince, hayır, ilk filmini çeken Hayley Atwell'in karakterinin adı değil. Başarılı işadamı dayıları Howard'dan (Gösterimdeki 'Avukat/Michael Clayton' ile Altın Küre adayı olan Tom Wilkinson) maddi yardım beklerken onun cinayet teklifiyle karşılaşan Terry (Colin Farrell) ve Ian (Ewan McGregor) kardeşlerin teknesinin adı. Aslında bir yarış kazanarak Terry'nin tekneyi satın almasını mümkün kılan parayı elde etmesini sağlayan köpeğin adıymış.
Hasılı, yeni bir Woody Allen filmimiz var, bildik Woody filmlerinden değil. Ama Avrupa, özellikle Fransa dışında onlara da koşa koşa gidenlerin sayısı pek fazla değildi zaten. Biz Okyanus ötesi hayranları onu ayakta tutuyorduk. Belki bu farklı filmine onu sevmeyenler de gider. Bizim ise tek isteğimiz var: Her yıl bir film çekmeyi sürdürsün.