Cazcı dediğin kuş misali

'Trompetin şairi' olarak anılan Jean-Loup Longnon ve grubu Türkiye'de caz vokalin en iyilerinden Sibel Köse'yle birlikte bu akşam İstanbul Romeo Juliet'te sahneye çıkacak

Perşembe akşamı Bilkent Konser Salonu’ndaydılar, konuk Jean-Loup Longnon Big Band ile konuk sanatçıları Sibel Köse. Aslında aşina bir konuk diyebiliriz, çünkü Köse ile Longnon daha önce de birlikte çalışmışlardı. Bu akşam ise İstanbul’un yeni mekânlarından Romeo Juliet’te sahneye çıkacaklar. Umarız burası da kalıcı bir caz mekânı olur.
Yeteneği ülkesinin sınırlarını aşan Sibel Köse elbette hepimizin malumu. Ne var ki, cazseverler Longnon’un da yabancısı değil. Fransız trompetçi (Fransa’da ona ‘trompetin şairi’ diyorlar) ve big band şefi Jean-Loup Longnon’a, Türkiyeli müzisyenlerle gerçekleştirdiği ortak projelerden aşinayız. Longnon, edebiyatçı ve müzisyen bir ailenin çocuğu olarak sanat ile müziğin içine doğdu. Müziğe önce piyano ve viyolonselle başladı, 15 yaşını geçince kendi kendine caz trompeti çalmayı öğrendi. Genç trompetçi, çalıştığı küçük ve orta boy topluluklarla, ilerideki büyük orkestrasının temellerini attı. 

Dizzy Gillespie’den Stan Getz’e
Longnon, kulüp konserleri, festival kayıtlarıyla birlikte, Avrupa caz sahnelerinde yaratıcı kimliğini oluşturdu. Radyo yayınlarını, televizyon kayıtları izledi. Birlikte çaldığı usta cazcıların hacimli listesinden ilk akla gelenler arasında, Dizzy Gillespie, Stan Getz, Winton Marsalis, Johnny Griffin, Benny Golson, Tania Maria, James Moody, Randy Brecker, Michel Petrucciani’yi sayabiliriz. Birleşik Krallık ve İskandinav ülkelerinden Yunanistan’a, Mısır, Fas ve Tunus’a, Küba ile Brezilya’ya, Rusya ile İsrail’e kadar pek çok ülkede konserler verdi, festivallerde yeraldı. Ödül dolabında Django Reinhardt ve Boris Vian gibi ödüller var.
20. yüzyılın önemli klasik bestecilerinden de çok etkilenen Longnon, senfoni orkestraları için de beste yaptı. Ona ilham kaynağı olan klasik müzisyenler arasında Ravel, Debussy, Dutilleux, Fauré, Boulanger, Durufflé, Prokofiev, Berg, Honegger, Roussel, Poulenc, Szimanovsky, Bartok ve Stravinsky var. Ortak çalıştırmalarda bulunduğu caz ustalarından birine, Dizzy Gillespie’ye göre, Longnon, caz ile senfonik müzik dili arasında en iyi dengeyi kuran müzisyen. Gillespie onun besteleri gibi dostluğunun da kimseyle kıyaslanmaz düzeyde olduğunu düşünürmüş. 

Seyirciyle sıcak ilişki
Fransa’da master sınıflarına ders veren Longnon’un izleyicileri doğrudan doğruya etkileyen en önemli özelliklerinden biri de sahnedeki enerjisi, neşesi, salonu da saran müzik sevgisi olacak. Cazın özüne sadık kalarak, farklı türlere yelken açan Longnon’un her şeyden önce repertuvarı seyircinin ilgisini çekecek. Onlarla kuracağından emin olduğumuz sıcak ilişki de, konseri daha da keyifle izlenir/dinlenir hale sokacak diye düşünüyoruz.
Sibel Köse’ye gelince, gülü tarife ne hacet! Ankara’da yetişen şarkıcı (o dönemde sırf onu dinlemek için Ankara’ya gidip gelmiştim), artık Avrupa çapında bir doğaçlama ustası, eşsiz bir sesin sahibi. ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde öğrenci olduğu yıllarda profesyonel olarak şarkı söylemeye başlayan Köse, zaten daha o dönemde hem kendi ülkesinde, hem başka ülkelerde seminer ve festivallere katılarak, ustalarla çalışarak tecrübe edinmişti. Zamosc Caz Vokalistleri Yarışması’nda birincilik kazanmıştı. Bugün, faal bir meslek hayatının yanısıra, öğretmenlik de yapıyor.
Sibel Köse ve Jean-Loup Longnon Big Band bu akşam 22.00’de İstanbul Romeo Juliet Performance Hall’de.

.