Esas adamı, İbrahim Paşa

Ödül töreni gecesinde, "Bir türlü konuşamadık" dedi. "Ama konuştuk, Mösyö Gardel" dedim. "Büyükbabanızı biliyorum, sinema ailenizi biliyorum.

Ödül töreni gecesinde, "Bir türlü konuşamadık" dedi. "Ama konuştuk, Mösyö Gardel" dedim. "Büyükbabanızı biliyorum, sinema ailenizi biliyorum. İbrahim Paşa'yı çok sevdiğinizi de. Sizin adamınız İbrahim, benimki Osmanlı İmparatorluğu'ndaki has kahramanım Mustafa." Louis Gardel güldü ve "Evet, favorim İbrahim" dedi. "Ama Mustafa'yı ben de severim. Bir de Kanuni'yi.
İhtiyar Kanuni'yi".
'Sevenlerin Şafağı/L'Aurore des bienaimés' ile anlatmaya başladığı Kanuni Sultan Süleyman döneminin hikayesini 'Muhteşem Süleyman/Grand Seigneur'la noktalayan Louis Gardel, 5. Uluslararası Çevre Filmleri Festivali'nin uluslararası jüri başkanıydı. Çünkü Gardel aynı zamanda bir senarist. Sinemada birçok ekip çalışması var. Çok yakın dostu Alain Corneau'nun iki filminden 'Fort Saganne', kendi dedesinin yüzyıl başında Kuzey Afrika'da yaşadıklarını anlatan aynı adlı, 1980 Fransız Akademisi roman büyük ödüllü kitabından uyarlanmış. Diğer ortak çalışmaları, 'Nocturne indien'. Sonra, ikisinde de Catherine Deneuve'ün oynadığı iki Regis Wargnier filminin senaryo kadrolarında yeralmış. Aynı yönetmenin elinden çıkan ama, kendi deyişiyle biri solculukla (Hindiçini/Indochine), biri de sağcılıkla (Doğu-Batı/East-West) suçlanan iki film. 'Aile'den olmayan Eric Valli'nin
'Himalaya'sında çalışmak ise onu biraz rahatsız etmiş, belli. Valli tedirginmiş, fazla titizlik gösteriyormuş, romantik sorunları varmış, vs. Buna karşılık, ortaya çıkan filmi "harikulade" buluyor. Gene de, bundan sonra kendi sinema ailesinin sınırları dahilinde kalmak niyetinde. Alain'e bir film, Catherine için bir film...
Jüri gösterimlerinde birlikteydik, Polonezköy gezisinde de. Grupta en yaşlı biz olduğumuz için, beş kilometrelik yürüyüşte herkes bize "İyisiniz, değil mi?" diye soruyordu. Doğrusu ikimiz de alnımızın akıyla parkuru bitirdik. 'Himalaya'nın yapımcısı, sabık aktör Jacques Perrin'in göçmen kuşları üzerine yeni filmi onu heyecanlandırmıştı. "Beş yılda çektiler, çok uğraştılar" diyordu. 'Himalaya'ya katılmasının nedeni de Perrin'di, zaten.
İngilizcesiyle kendini layıkıyla ifade edemediği için Fransızca söyleşi yapmak istiyordu. İlk günkü TRT söyleşisinden sonra bir türlü denk düşüremedik. İki ödüllü Soyer hariç yakışıklı delikanlılardan oluşan jüride olgunluk ve zarafet simgesiydi. Güler yüzlüydü, İstanbul'u seviyordu (karısı da seviyormuş), yemeklerden hoşnuttu. 'Sinema-Tarih Buluşması'na kadar beklememiş, Çevre Filmleri Festivali jürisine gelmişti. Eh, ben de olsam İstanbul'a aralık yerine haziranda gelmeyi tercih ederdim doğrusu.
1939'da Cezayir'de doğan Louis Gardel, kendi (gerçek) ailesinin hikâyesi olan 'Fort Saganne' dahil, senaryoda hep ekip çalışmaları yaptığını söylüyordu (Oysa sohbetlerde hiç lafı geçmeyen, Jesus Garay filmi 'Els de davant'da tek senarist olarak görünüyor). Bu durumdan da hoşnuttu, "Tek başıma senaryo yazmak isteyeceğimi hiç sanmam" diyordu. Hem sinema kolektif bir işti, hem de, malum, aile meselesi. Olsun, Mösyö Gardel, yazın da ekiple yazın. Arada bir de buraya buyurun, sohbetinizden hoşnut kaldık.