Gönlümüze açılan sır kapısı

Haziran ayı çok iyi başladı. Secret Tribe, haziran ayını benim için aydınlattı.

Haziran ayı çok iyi başladı. Secret Tribe, haziran ayını benim için aydınlattı. Babylon'daki ikinci konsere gitmiştim, alt katta hemen perdenin orda, bir içeride bir dışarıda dinledim onları. Çok iyi bir müzik yapıyorlardı. Aslında 'iyi'den de farklı bir şeydi, gönül tellerine dokunan bir müzik. Belki de Sufi Mercan Dede, bize kalp atışlarımızın temposunda bir müzik verdiği için. Belki de müzik (ses) de, tıpkı hayat gibi, titreşimden ibaret olduğu için. Çevre Filmleri Festivali'nin açılışında sunulan dans gösterisinde onu bir kez daha ney çalarken görmesem hakkında bir şeyler yazmaya kalkar mıydım, bilmiyorum. Öyle çok yazıldı çizildi ki, internette öyle çok Mercan Dede bilgisi, yazısı var ki. İnsan daha fazla ne yazabilir? Sadece duygularını. Belki de yeter, çünkü Mercan Dede zaten ruha, duygulara, insanın özüne hitap ediyor.
Babylon'un sitesinde, konserler için küçük bir 'tanıtım' yazmış. "Secret Tribe'ı ya dinleyebilirsiniz ya da Secret Tribe`ın ritminde kendi gönlünüze açılan 'SIR' kapısını aralayabilirsiniz, tercih size aittir" diyor. Bir de hatırlatmada bulunmuş: "Cüzdan, ceket, stres, mal ve mülk endişeleriniz ve entelektüel bilgi birikiminizi konserden önce vestiyere bırakabilirsiniz, ayaklarınızla dans etmeye talip bir çift pabuç ve güler yüzünüz yeterlidir."
Yüzümüzün gülmemesi mümkün değil ki. Gülmemiz için, hatta yüzümüze pırıl pırıl, huzurlu, temiz bir ifade yerleşmesi için zaten Mercan Dede/Arkın Ilıcalı/Arkin Allen'in yüzünü görmemiz yeter. İnancı rehberliğinde keşfettiklerinin ışığı onun yüzüne vurmuş. Fotoğrafçı, ebrucu, DJ ve neyzen, bitmeyen yolların halinden memnun yolcusu Mercan Dede dünyaya, sadece doğru bildiğini yapan insanlara has pırıltıyla bakıyor. İki ülkede (Türkiye ve Kanada) tanıyanı çok ama imaj yaratmaya aldırdığı bile yok. Müzik endüstrisinin bir parçası olmamayı tercih etmiş. Öğretim görevlisi ve DJ kazancıyla geçiniyor. Onun için önemli olan, yaptığı müziğin önyargısız şekilde karşı tarafa ulaşması.
Mercan Dede'nin en çok etkilendiği müzisyen (ve sanırım, insan) Neyzen Niyazi Sayın. Çok küçükken Bursa'da bindiği bir dolmuşta radyoda olağanüstü bir ney taksimi dinlemiş. Sonra da spiker, 'Niyazi Sayın'dan dinlediniz...' demiş. Zihnine kazınan güzelliği sürekli kılmak için, Sayın'ın öğrencisi Ömer hocadan ders almaya başlamış. Üstatla tanışması daha sonra. Ama gene de ona albümlerini göndermemiş hiç. Mimar Sinan'a çamurdan kulübe göndermeye benzetiyor bunu.
Bir de dans etmek, ettirmek var tabii. Koca bir diskoya dolmuş binlere kişiyi dans eder görünce, Arkin Allen'ın içi mutlulukla doluyor. Dans etmek ona göre, doğduğumuz andan beri içimizde var olan, ama sonra türlü çekincelerle sırt çevirdiğimiz bir dost. "Ben" diyor, "benim müziğimle insanların çocukluğunun kaygısız, çekinmesiz, dürüst, içten, aşk dolu zamanlarına dönmesini çok isterim." Kim bilir, belki de iş işten geçmemiştir.