Kim bunlar?

Avrupa?nın bellibaşlı liglerinde bu sene malum takımların dışında meçhul takımlar ön plana çıktı. Kimileri lider, kimileri üst sıraları zorluyor. Aralarında Türkiye de var.

Avrupa’nın bellibaşlı liglerinde bu sene malum takımların dışında meçhul takımlar ön plana çıktı. Kimileri lider, kimileri üst sıraları zorluyor. Aralarında Türkiye de var. Bizim ligimizde de bu gelişmeye paralel olarak her hafta farklı bir sonuç alınmaya başlandı.
İngiltere’de İkinci Lig’den, tarihlerinde ilk defa Birinci Lig’e (Premiere League) çıkan Hull City geldiği ligin üçüncüsü olmuştu. Liverpool’un üç puan gerisinde, Chelsea ile aynı puandaydılar (20). O andaki konumlarıyla Şampiyonlar Ligi’ne bile merhaba diyebilirlerdi. Bilindiği gibi orada dört takım girebiliyor. Yani ilk iki direkt katılıyor, üçüncü ve dördüncü eleme turu oynuyor. Golcüleri, Geovanni. Hull City, son yedi karşılaşmasında beş galibiyet, bir beraberlik, bir mağlubiyet almıştı. dört gol atmış. Ne yazık ki, Chelsea’ya 4-0 yenilerek, 20 puanla beşinciliğe düştüler. Premier Lig’in şimdilik birincisi, 26 puanla Liverpool. Daha önce en büyük başarıları eski ikinci ligde, 1909-10’da üçüncü olmaktı. Kupalarda zirveye çıkışları ise, 1930’da FA Kupası’nda yarı finale ulaşmalarıyla oldu.
İtalya Ligi’nde Udinese fırtınası esiyor. Takım, Maradona’nın vaktiyle şampiyonluk kazandırdığı, bizce dünyanın en büyük şehir takımı olan Napoli ile aynı puanda. Kaka ve Ronaldinho’nun Milan’ının bir puan, Mourinho’nun Inter’inin de iki puan önünde. Ayrıca Fiorentina’ya üç, Lazio’ya ise dört puan fark atmış durumda. Başarılı orta saha oyuncusu Gökhan İnler de (geçen sene İtalya’da ‘En iyi yabancı futbolcu’ seçilmişti) üstün formuyla dikkat çekiyor. Takımın golcüsü ise Di Natale.
Bu sezon bir alt ligden gelip Bundesliga’da zirveye yerleşen bir köy takımı ise daha da yaldızlı bir karne aldı. TSG 1899 Hoffenheim (22 puan) puan cetvelinde, Bayer Leverkusen (21), Hamburg (20 puanlı rakiplerini 3-0 yendiler), 18’er puanlı Bayern Münih ve Hertha Berlin’in önünde. 3 bin 300 nüfuslu bir köyün takımı olan 1899 Hoffenheim’ın kalesindeki dört isimden biri, Avusturya milli takımı kalecilerinden Ramazan Özcan. Golcüleri ise genç Nijeryalı futbolcu Chinedu Obasi ile Bosnalı Vedat İbiseviç. Takımın Ramazan dışındaki Türk oyuncuları ise Selim Teber, Suat Türker ve Alper Balaban.
Hollanda’nın Eredivisie’sinde de, lider AZ Alkmaar’ı üniversite şehri takımı Groningen izliyor. Groningen, 2005 Aralık’ından beri 22 bin kişilik Euroborg stadında oynuyorlar. Ligin dördüncüsü ise bir başka sürpriz takım, NAC Breda. İspanya La Liga’da iki devin, 19’ar puana sahip Barcelona ve Real Madrid’in önünde, Valencia bulunuyor. İkisinden de bir puan önde. Hemen arkalarından Nihat Kahveci’nin Villarreal’i, 18 puanla geliyor.
Türkiye liginde de her hafta bir sürpriz sonuç çıkabiliyor. Örneğin, Fenerbahçe Kayseri’den dört yiyor, sonraki hafta Bursa’ya beş atıyor. Galatasaray Trabzon’u üçlüyor, Es-Es’ten dört yiyor. Turkcell Süper Lig’in şu ana kadarki esas sürprizi ise, geçen sene bu haftalarda lig sonuncusuyken, şu sıralar 16 puanla lider Beşiktaş’in iki puan gerisinde üçüncü durumda olan, Aykut Kocaman’ın Ankaraspor’u. Mavi-Beyazlı takım, önceki akşam Fortis Türkiye Kupası’ndaki maçta Galatasaray ile 1-1 berabere kaldı.
Aslında bu istikrarsız sonuçlar Türk sporu açısından hayırlı sayılır. Çünkü belli markaların kazanma garantisi yok artık. Takımlar arasındaki uçurum silinir gibi oldu, dengeler kuruluyor. Anadolu takımlarında bu izlenim yerleşirse, beraberinde kendine güveni de
getirir. Çünkü elli dokuz senede toplam dört şampiyon gördük ki dünyada böyle bir lig
olduğunu sanmıyorum. Sivasspor’un, Kayserispor’un yanına bu sefer Gaziantepspor, Bursaspor da eklendi, ne mutlu! Avrupa’daki sürprizlerin bize de yansımış olması, ayrıca memnuniyet verici. Haftalar ilerledikçe bu noktalarda kalırlarsa, arkalarında daha da kalabalık sempatizan grupları da bulacaklar. Doğrusu, futbolda endüstrileşme dışında gelişmeler de görmek bizi sevindiriyor.