Kitap Fuarı'nda mutlu günler

Çok hareketli günler geçirdik. Bir sinema festivali, arkasından bir caz festivali... Üstelik de her gün işe giderek. İkisinden de hoşnut kaldım, iyi filmler gördüm, birkaç iyi konser ile müthiş bir konser izledim.

Çok hareketli günler geçirdik. Bir sinema festivali, arkasından bir caz festivali... Üstelik de her gün işe giderek. İkisinden de hoşnut kaldım, iyi filmler gördüm, birkaç iyi konser ile müthiş bir konser izledim. Ait olduğumu hissettiğim yerlerde dolaştım. Sonra da kitap fuarı geldi. Pazar günü kendime küçük bir mola verip komşu salonda elimi kolumu sallaya sallaya, ağzım kulaklarımda dolaşırken fark ettim ki, benim asıl iklimim burası. Burada evimde gibiyim.
Ama ona bakarsanız, aslında müzisyen de değilim, sinemacı da. Hatta sporcu bile değilim. Sadece hepsi hakkında yazan bir insanım. Demek ki edebiyatçıyım. İşte bu yüzden kendimi kitap fuarında yerli yerinde ve mutlu hissettim. Bir sürü arkadaşım, tanıdığım, meslektaşım vardı. Standları geçici süreyle mesken edinmiş yayınevlerinin hemen hemen hepsini biliyordum. Bir de, çok kitap vardı, çok, çok kitap... İnsan daha ne ister?
Tabii, fuar keşke Beylikdüzü'nde olmasa da daha yakın bir yerde olsaydı diye dua eder. Önceki yıllarda sırf bu yüzden fuara bir, bilemediniz iki kere gidebilirdim ancak. Giderken boş otobüs beklenebiliyor da, dönüşte, elde poşetlerle ayakta kalmak çok acı oluyor. Arkadaşlarla ya da imza günlerinde giderken zorluk çekmezsin ama bu sefer de orada unutulma tehlikesi var. Neyse ki bu yıl bir elemanı olduğum NTV Yayınları'nın standında görevliyim de, müessese ulaşımımızı sağlıyor. Ne lüksmüş, yarabbi! Bazen elimde iki-üç torbayla umutsuzluğa kapılıp duruyorum, nasıl eve gideceğim diye. Sonra hatırlıyorum, ferahlıyorum ve gidip bir torba kitap daha alıyorum. Keseye pek faydası olmuyor haliyle...
İlk gün 'İsveç burada' standında, sevgili arkadaşım, Kumkurdu kitaplarının yazarı Âsa Lind'e rastladım ('Osa' okunuyor). Kahramanını çok sevmemle başlayan bir dostluğumuz var. Datça'ya yerleşmeyi düşünüyormuş. Çevirmenlerin en hızlı ve iyilerinden Ali Arda'yı arıyordum. Chiviyazısı'ndan (gene girişteki o muhteşem yere yerleşmişler) yerini tarif ettiler, hem onu, hem Âsa'yı buldum. Komşuları 'Çin Burada' standını henüz gezmedim, dergi dağıtıyorlarmış. İlk gördüğüm dostlar, Aras Yayınları'nın standındaki ikramcı arkadaşlarım oldu. En az üç yıldır onlar da aynı yerde, öncesini hatırlamıyorum. Pazar günü Mıgırdıç Margosyan kitabını imzalıyormuş, bende olmayan bir kitabı varmış meğer, 'Kirveme Mektuplar'. Onu aldım, bir de Mayda Saris'ten 'İzi Kalır Hatıraların': Otuz söyleşi, otuz hayat hikâyesi. Beşir Ayvazoğlu'nun
Kapı Yayınları'ndan çıkan 'Defterimde Kırk Suret'ini de aldım. Daha çok kitabı var, olsun, biz de daha bir hafta fuardayız.
Merkez Kitaplar iki adım ötemizde, İlknur hanımı (Özdemir) gördüm. YKY de yakın komşu sayılır, oğlumuz Harry uslu duruyor mu diye bakmaya gittik. Pazar günü de Raşit Çavaş standımıza uğradı. Belki uslu duruyor muyum diye bana bakmaya gelmiştir. İş Bankası standında editörüm Nevin yoktu, neyse ki İthaki'de Ünal'a rastladım, bana birkaç kitap verdi. Philip Pullman'ın ikinci kitabını, filme saklıyorlarmış. Hani ben çevirmiştim de, merak ettim. Altın'dan 'Sevgili Salak Günce'lerin dördüncüsü çıkmış, kapağı pek güzel. Jamie de benim kızım, onu ve İş'ten 'Midilli Düşkünü Prenses'i de çeviriyorum. Çocuk kitabı çevirmeyi seviyorum. Bu arada, çok hoşuma giden altı kitapla yayın hayatına gireş Enkidu'ya da hoş geldiniz diyorum. Umarım birlikte çalışırız. Altın'dan çıkan Mankell'leri de nihayet tamamladım. Oğlak'tan iki 'Kedi' eksiğimi hediye ettiler (Lilian Jackson Braun), iki Matthew Scudder, bir de Margaret Atwood. Laika, çapraz komşumuz. Arkadaşım Mehmet beni bir sürü Salvatore ve Trudi Canavan'la yolcu etti. Peki, kim okuyacak bunca kitabı ve ne zaman? İkisine dün akşam başladım, gerçi...
Ama asıl yıkımımız Taschen'den geldi. Zaten onların o güzelim resim kitaplarının da yıllarca taksidini ödemişimdir, dayanamayıp çok aldığım için. Bu sefer Bunuel, Kubrick, Renoir ve bir sürü oyuncu kitabından oluşan bir dizi aldım ama '40'lı Yıllar'ı kaçırdım. Tekmiş, satılmış. Literatür'den 'Images of Music' diye harika bir kitap aldım, geçen yüzyılı onar onar bölmüş on fotoğraf kitabını da ayırttım. Ay başında kartlarımın durumunu görmek istemiyorum ama fuara gittiğime de, kitapları aldığıma da memnunum. Bu gezintileri daha çok 'yayıncı saatinde', yediden sonra el ayak çekilince yapıyoruz, iyi oluyor. Bir hafta daha fuardayız, NTV standında. Fevkalade faal bir stand, çok da güzel kitaplar var. Bekleriz...