Korsan meselesi

İkincisi, bir milyar dolar hasılatla gelmiş geçmiş bütün rekorları kırmıştı. Bakalım 150 milyon dolar maliyetli yeni korsan filmi onun rekorunu kırabilecek mi?

İkincisi, bir milyar dolar hasılatla gelmiş geçmiş bütün rekorları kırmıştı. Bakalım 150 milyon dolar maliyetli yeni korsan filmi onun rekorunu kırabilecek mi? 'Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu/Pirates of the Caribbean/At Worlds End' bu hafta gösterime giren dört filmden biri. Doğrusu, ona sadece gişe filmi muamelesi etmeye de içimiz elvermiyor. Masalları ve maceraları seven biri sıfatıyla, ilk filmden beri 'Karayip Korsanları'nı seviyorum. Tabii bunda Johnny Depp'in gülmekten göz yaşartan Kaptan Jack Sparrow tiplemesinin de büyük payı var. Karakteri yaratırken en büyük ilham kaynağı, Rolling Stones gitaristi Keith Richards olmuştu. Keith Richards'ı bu filmde kısa bir rolde izliyoruz. Elbette Sparrow'un babasını oynuyor. Düşmana silah çekmişken birden gitar çalmaya başlıyor. Depp'in ilham kaynakları arasında, Pepe LePew gibi çizgi karakterler ile Errol Flynn ve Groucho Marx gibi aktörler de yer alıyormuş. Aslında filmin abartılı kötü karakterleri çok eğlenceli. Keira Knightley ve Orlando Bloom'un oynadığı genç âşıklar ise, şahsen iki oyuncuyu da (özellikle hanımefendiyi) sevmeme rağmen, rengârenk kötülerin yanında pek sade suya tirit kalıyor. Ne var ki, Kaptan Jack'i, gemisi Uçan Hollandalı ile yedi denize dehşet saçan Davy Jones'un (halim selim Bill Nighy) sandığından (İkinci film, 'Ölü Adamın Sandığı') kurtarmak için bu sefer onlardan medet umacağız. Üstelik de korkunç korsan Kaptan Barbossa ile (Geoffrey Rush) işbirliği yapmak zorundalar. Bu filmde aşina karakterlerimize, kurnaz Çinli korsan rolünde Chow Yun-Fat da eklenmiş. Dümende gene Gore Verbinski var.
'Zamana Güzellik Kat/Cashback' ve 'Beni Suçlu Bulun/Find Me Guilty' ile 'The History Boys' haftanın diğer filmleri. İlki, İngiliz yönetmen Sean Ellis'in imzasını taşıyor. Kahramanı, sevgilisi tarafından terk edilince uykusuzluk hastalığına tutulan, başka çare bulamayınca da yerel süpermarkette geceleri çalışmaya başlayan bir genç adam. Ancak Ben, hiç farkında olmadığı bir yeteneğe sahip: Zamanı durdurabiliyor. Gerçi film 'romantik komedi' olarak yaftalanmış ama, komik anları olsa bile, hafif bir eğlencelik arayanları hayalkırıklığına uğratabilir. Bunu iyi anlamda söylüyoruz. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde Altın Lale için de yarışan 'Zamana Güzellik Kat', zaman ve ziyan zebil olan hayatlar üzerine kurulu, çok ilginç yan karakterleri olan hoş bir film.
Esas olarak mahkeme salonunda geçen 'Beni Suçlu Bulun', vaktiyle bütün bir filmi bir jürinin toplantı yaptığı odada başlatıp bitirmiş usta yönetmen Sidney Lumet'in yeni filmi. '12 Angry Men/12 Öfkeli Adam', sinema şaheserleri arasında hakettiği yeri almıştı. Lumet, 'Serpico' ve 'The Verdict'e de mahkeme sahneleri katmıştı. Bu sefer kendine gerçek bir olayı temel almış. 'Beni Suçlu Bulun', Lucchese mafya ailesi için 1987 yılında başlatılan geniş kapsamlı soruşturmayı ve duruşmaları içeriyor. Kahramanımız ise, Giacomo DiNorscio ya da Jackie Dee (Vin Diesel), uzun süredir ailenin her türlü işini yapan biri. Suçlanan 20 küsur adamı avukatları savunurken, Jackie, kendini savunmayı seçiyor. Üstelik de, kendisine yapılan bütün tekliflere rağmen, arkadaşlarını ele vermeyi reddediyor. Felsefesi, 'Yaşa ve yaşat'. Lumet'nin filminin, Kafkavari bir havası da var: Aptal bir sisteme karşı uyanık bir birey. Başroldeki Vin Diesel'i tanımakta zorlanacaksınız. İyi oynuyor anlamına... New Jersey'li Mafya ailesinin avukatı Ben Klandis'i oynayan Peter Dinklage'a da dikkatinizi çekeriz.
Haftanın son filmi de Uluslararası İstanbul Film Festivali'nden. 'The History Boys'u, 'The Crucible' ve 'The Madness of King George'dan hatırladığımız, tiyatrodan gelme Nicholas Hytner yönetti. Daha önce, filme kaynak oluşturan oyunu da yönetmişti. Film, Oxford ve Cambridge'a girmelerini sağlayacak notları almaya çalışan sekiz zeki ama yontulmamış lise öğrencisinin hikâyelerini anlatıyor. Filmin senaristi ise, Oxford'da bursla okumuş ve bir kasabın oğlu olan oyun yazarı, senarist, oyuncu Alan Bennett. 'The History Boys'u, Broadway'de büyük başarı kazanan altı Tony ödüllü kendi oyunundan sıcağı sıcağına uyarladı. Oyunun National Theatre'da aldığı ödüllerin de haddi hesabı yok. Filmin genç oyuncu kadrosu çok başarılı. Çocuklara ek dersler veren ve hiçbir numaralarını yutmayan genç öğretmeni, Stephen Campbell Moore oynuyor. Onun modern tekniğine karşın gelenekleri temsil eden İngilizce öğretmeninde Richard Griffiths'i izliyoruz. Korsanlar'a rağmen, muhtemelen haftanın en kayda değer filmi...