Kupa manzaraları

Belki daha Kupa?yı yazmak için erken ama, kimin nasıl gittiği de biraz belli oldu gibi. Fortis Kupası maçları, özellikle Avrupa kupalarında yarışmaya devam eden takımların (ki zaten iki...

Belki daha Kupa’yı yazmak için erken ama, kimin nasıl gittiği de biraz belli oldu gibi. Fortis Kupası maçları, özellikle Avrupa kupalarında yarışmaya devam eden takımların (ki zaten iki tane kaldı) çok yorulmasına da yolaçıyor ama, ne yapalım ki Avrupa’da da durum bundan farklı değil. Daha çok para, daha çok gayret...
Kısaca hatırlatacak olursak, Fortis Kupası’nda bu yıl beşer takımdan oluşan dört grup var, bu grupların ilk ikileri çeyrek finale yükselecek. Beş takımlık grupların normal bir sonucu olarak, dört takım eşleşiyor, her hafta bir takım ‘off’ oluyor. İki maç içeride, iki maç dışarıda oynuyorlar. Bu yeni sistemde para da var. Galibiyetlere 100 bin dolar, beraberliklere 50 bin dolar veriliyor. Grubu birinci olarak bitirecek takıma 200 bin, ikincilere 100 bin dolar performans ödülü var. Gruptaki bütün maçlarını alıp sonraki turlarda maç kazanamayan takım, 720 bin dolar alacak. Grup maçlarından itibaren tüm maçlarını kazanarak şampiyon
olan kulübe ise 2 milyon 820 bin dolar verilecek.
Ancak, takımların gruplara ayrılması çoğunluğun hoşuna gitmiyor. Bu yılki sistemi, eski kupa maçlarıyla mukayese ediyorlar. Büyük kısmı, eski bire bir eliminasyon sisteminden yana, çünkü onu daha heyecanlı buluyorlar: Her şeyin iki maçta çözümlenmesinin benzersiz gerilimini. Oysa bu sistemin de avantajları var. Gruplara kalmak için bile maç yapıldığından, takımdaki yedeklere, gençlere de kendilerini gösterme fırsatı tanınmış oluyor. Bazı ikinci lig takımlarına Kupa sayesinde para sağlanmış oluyor. Her grupta ikinci lig takımları var: A Grubu’nda Gaziantep Büyükşehir Belediye; B Grubu’nda Altay ve Malatya;
C Grubu’nda Alanyaspor ve Manisaspor; D Grubu’nda Tokatspor. Yani, gruplardaki
yirmi takımın altısı Bank Asya 1. Lig’den, geri kalan 14’ü ise Turkcell Süper Lig’den.
Kupanın tarihine şöyle bir göz atacak olursak görürüz ki Kupa Beyi, Galatasaray. Şimdiye kadar on dört kere kupa aldı. Bu yıl da fena durumda sayılmaz. Berabere bitmek üzere olan bir maçın son dakikalarında Ümit’in ayağından bir gol kazanıp Kayserispor’u eleyerek puanlarını dörte yükselttiler. Ersun Hoca’nın ligde çok başarılı olan Trabzonspor’u ise, iki maçta sıfır puanla gruptan çıkma şansını mucizelere bıraktı. Büyüklerin içinde en iyi durumda olan, Mustafa Denizli’nin doğumgününde (10 Kasım) Trabzon’da Trabzonspor’u yenen Beşiktaş. İki maç iki galibiyetle ve altı puanla, Gaziantep’le birlikte gruplarından çıkmayı garantilediler. Grubun geri kalan üç takımının 0 puanı var.
Ligdeki gibi kupada da iyi giden takım ise, Ankaraspor. Şu anda gol averajıyla grubunun lideri, Galatasaray hemen arkasından geliyor.
Bu, Aykut Hoca’nın kulüple ikinci beraberliği. Geçen sene işler iyi gitmemiş, kulüp ipleri koparmıştı. Aykut Kocaman gene de bu yıl kulübe döndü. Çok da başarılı oldu. Kocaman, futbolculuğunda olduğu gibi antrenörlüğünde de çok düzgün bir çizgi çiziyor. Ancak, karşılığını bir türlü göremiyor. Onun gibi iyi bir hocanın ve doğru dürüst bir adamın artık hakettiklerini almasının vakti geldiğini düşünüyoruz.
Ne yazık ki, Ankaraspor konusunda bir ikilemimiz var. Melih Gökçek’in kulüp üzerinde yükselen gölgesi, içimize ürperti veriyor. ‘Ebedi’ başkan, bir oğlunu Ankaraspor’un başına getirirken (Kupa maçında şirin şirin zafer işaretleri yapıyordu), diğerinin de Çankaya Belediye Başkanı adayı olmasını uygun buldu. Hayırlı bir baba portresi çiziyor. Öte yandan, Ankaragücü ile birleşmek istiyor, iki takımı Ankaraspor bünyesi altında toplayacak.
Oysa biz, Ankaragücü gibi hakiki bir Ankara kulübünün, hatta şimdiki başkanıyla bile,
yerinde kalmasını bin kere tercih ederiz.
Gökçek Ankara’dan şampiyon takım çıkartacağını da söylüyor. Doğrusu yakışır. Aslında lige bir, hatta iki İzmir takımı da yakışır. Neyse, üzülmeyin. Sayın Gökçek’in İzmir konusunda da birtakım niyetleri var... Pes yani!