Olimpos?tan Tienanmen?e

Biliyorum, geçen hafta da Olimpiyat Oyunları?ndan söz ettim ama, dört yılda bir oluyorlar. Sürdükleri kadar yazma hakkımız var. Olimpiyat?a katılacak yaklaşık on bin sporcu, Olimpiyat Köyü?nde çoktan yerini aldı bile.

Biliyorum, geçen hafta da Olimpiyat Oyunları’ndan söz ettim ama, dört yılda bir oluyorlar. Sürdükleri kadar yazma hakkımız var. Olimpiyat’a katılacak yaklaşık on bin sporcu, Olimpiyat Köyü’nde çoktan yerini aldı bile. Eurosport verilerinden doğru hesapladıksa, Afganistan’dan Zimbabwe’ye kadar, 204 ülke Beijing 2008’e katılıyor. Nauru Adası ise sadece bir kişiyle, Olimpiyat katılımı en düşük ülke.
Geçen hafta bizimkilerden söz ederken, hayli ihmalimiz olmuş. Örneğin, iyi bir atlet olan Nevin Yanıt’ı unutmuşuz. Sonra 1500 metreye katılan ve dört yıl sonra podyuma çıkacağını söyleyen on beş yaşındaki Ediz Yıldırımer’i. Bir de, Bilal Akgül’ü, tabii. Bilal, 1976 Montreal Olimpiyatları’na katılan Erol Küçükbakırcı’dan sonra ilk kez dağ bisikletinde olimpiyatlara katılacak. Bir süredir, antrenman partneri Yunus Yetkin ile birlikte Almanya’da çalışıyor. Hepsine başarılar diliyoruz. Ne de olsa Beijing 2008’deki hedefimiz, Atina’nın 10 madalyasını aşmak.
Pek sevdiğimiz Eurosport da  sitesinde yirmi muhtemel Olimpiyat yıldızı seçmiş. Malum, bizim yerimiz dar olduğu için size kısa tarafından bunların on tanesini sunalım. Güney Koreli okçu Yoon Ok-hee, 16 yaşındaki Amerikalı kız jimnastikçi Shawn Johnson, 110 metre engellide ülkesi Çin’in atletizmde madalya umudu Liu Xiang, Olimpiyatlar’dan hemen önce 5.04 ile bir dünya rekoru daha kıran Rus sırıkçı Yelena Isinbayeva, geçen yıl Marita Koch’tan sonra bir dünya şampiyonasında üç altın kazanmış ikinci kadın atlet olmayı başaran sprint kraliçesi Allyson Felix, Haile Gebrselassie’nin yerini alan Etiyopyalı Kenenisa Bekele, 100 metrede Mayıs ayında 9.71’lik bir derece yapan Usain Bolt, basketbolda Kobe Bryant ile Yao Ming ve boksör Jerome Thomas. Sol kolu sağından
kısa olan Thomas, Sidney’de bronz, Atina’da gümüş aldı. Bakalım sıra altında mı?
Kobe dedik de, bu yıl Dream Team çok iddialı. Biz de heyecanla onların maçlarını bekliyoruz. Hem bakalım Nadal ile Federer Olimpiyat’ta da kapışacaklar mı? Federer bir Olimpiyat madalyası istediğini hep söylemiştir. Ben merak ederdim, sporcular neden Olimpiyat madalyasını, örneğin bir dünya şampiyonası madalyasına tercih ederler diye. Geçen gün ekrandan bir atlet cevap verdi: Dört yıl sende kalıyor da ondan, kimse o süre içinde madalyanı senden alamıyor. Bu yıl ise, madalyalar daha da değerli olacak, çünkü ilk kez altın, gümüş ve bronz madalyalara yeşim taşları da konuyor.
Boykot ve proteseto meselesine gelince, Olimpiyat meşalesinin bu yılki kadar eziyet
çekip macera yaşadığı görülmemiştir. Çin’in Tibetliler’e ve kendi halkına insan haklarına aykırı davranışlarını elbette tasvip etmiyorum ama, bunu da Çin düşmanlığı kusmak için bahane etmem. Ben en çok İmke Duplitzer’in lafını sevdim. Geçen Olimpiyat’ların gümüş madalyalı eskrimcisi, açılış törenine katılmayacak. Ama, spordan zevk almaya devam etmek istiyor ve müsabakalara katılacak. Tanıl Bora’ya da bu vesile ile bir selam gönderiyoruz. Ancak ben, 1956 Melbourne’dan bu yana bütün boykot ve protestoları, Mehmet Atak’ın yolladığı yazı sayesinde hatırladım. Arkalarındaki siyasi olayları da: SSCB’nin Macaristan’ı işgali (1956 Melbourne), Taiwan’ın Çin Cumhuriyeti adıyla oyunlara katılması (1976 Montreal), ırkçı Güney Afrika’yla resmi spor ilişkisi kuran Yeni Zelanda alındığı için 32 Afrika ülkesinin aynı Olimpiyat’taki boykotu. 1980 Moskova Olimpiyatları’nda Carter’ın ABD’sinin Afganistan bahaneli boykotu ( 64 ülke), 1984 Los Anrgeles’te
SSCB ve 14 Doğu Bloku ülkesinin bilmukabele boykotu da var. Kuzey Kore, Küba ve Etiyopya ise, 1988 Seul Olimpiyatları’nı boykot etmişti.
Ama Olimpiyat protestosu deyince aklıma tek bir şey gelir: Meksika Olimpiyatları kürsüsünde, biri sol, diğeri sağ yumruklarını kaldırmış, başları öne eğik, ikisi de siyah eldivenli iki atlet. 200 metrede altın ve bronz madalya alan Tommie Smith ve John Carlos. Yanlarında da, Avustralyalı Peter Norman ki başı, o ikisinden de fazla derde girecektir. Bir süre önce de, ne hazindir, Smith ve Carlos, cesur beyaz arkadaşlarının tabutunu taşımışlardı. 
Olimpiyatlar’ı izliyorum. Yaşlandıkça daha fazla kıymetini biliyorsun. Ne de olsa, daha kaç tane izleyeceğin belli değil. Ben gene de, Lord Sebastian Coe’nun onuruna, 2012 Londra’yı görürüm belki diyorum.