Ön elemede elenmiş filmler festivali

Bir vakittir elimde Enis Batur'un sinema yazıları vardı, Festival'in ardından bu köşeye yazmak istiyordum. Kurt Vonnegut araya girdi. Bu arada sinema yazıları mekân değiştirdi, Radikal Kitap'ı mekân edindi.

Bir vakittir elimde Enis Batur'un sinema yazıları vardı, Festival'in ardından bu köşeye yazmak istiyordum. Kurt Vonnegut araya girdi. Bu arada sinema yazıları mekân değiştirdi, Radikal Kitap'ı mekân edindi. Olsun, bu vesileyle ben de Ön Elemelerde Elenmiş Filmlerin Festivali'nden söz etme fırsatı buldum. Ya da, Kısacıların Festivali; hatta, e-posta adresi gibi, ikinci el festivali.
Jüri müessesesini hırpalamak bizden uzak olsun, ama jüriler de çok can yakmıştır, hani. Şahsen, camianın içinde biri sayılabileceğim için, değerlendirme öncesi umutların ışıltısını da, karar sonrası sönmelerini de defalarca yakından izleme fırsatı buldum. Yarışmaların katılanlara faydası olduğu kesin; gerek isim duyurma, gerek zaman zaman maddi
imkân sağlama açısından. Ama sayısız hayal kırıklığına yol açtıkları da bir gerçek.
Kısa film jürilerinde, öğrenci filmi jürilerinde bulundum, herhalde kısa film sevdiğim ve mümkün mertebe izlediğim için. İşin doğrusu, Mahmut Tâli hocanın zamanında, Sevna ile Ahmet, Ankara Film Festivali'ndeyken başlamıştık bu işe. O yıllarda, çok sayıda iyi kısa film gördük. Ama jürisi tek bir kişiden ibaret olan İFSAK yarışmasını unutmam mümkün değil. Filmlerine onca emek vermiş, umut bağlamış bir sürü genç insanla bir salonda hepsini izleyip, sonra da sonuçları açıklamak hiç kolay olmuyor. Sizi de dünyanın en sevilen insanı yapmıyor. Bugün bile, "İFSAK'ta tanışmıştık" lafı, endişeyle ürpermeme yol açabilir, aradan yıllar geçtiği halde.
Kısa film iyidir, sadece kısa olduğu için de değil. Sinemanın özüdür, coşkuludur, yoğundur, meramını kısa yoldan anlatır. Çoğu sinemacının bir kısa film mazisi vardır; ona bakarsanız, artık izleyicilikle yetinen kimi sinemaseverlerin de. Buna karşılık, her kısa filmci uzun metraj çekmez, çekemez. Niye çekmesi gerektiğini de hiç anlamamışımdır. Bence kısa film bir tercih olmalı, insan isterse ömür boyu kısa filmci kalabilmeli. Ha, getirisi nedir derseniz, istediğini yapmanın verdiği mutluluk dışında yani, onu bilemem.
Yukarıda sözünü ettiğim jürilere gelince, onlar genellikle bir elemeyi geçmiş olan filmleri izler. Katılan bütün filmleri, sanırım bir kez Adana'da izlemiştik. Bu yüzden de elenen filmleri, aralarında neler olduğunu pek bilmeyiz. İşte şimdi öğrenme fırsatı doğuyor. Kısa filmciler, bir Ön Elemelerde Elenmiş Filmler Festivali düzenliyor. Katılan filmler, 19-20 Mayıs tarihlerinde, Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde gösterime sunulacak ('aksi durum olmadıkça', demişler.) Katılım şartlarının ilki şu: "Festivale gönderilecek filmlerin daha önce en az bir festivale katılmış ve katıldığı hiçbir festivalde ön elemeyi geçememiş olması gerekir." Zaten Festival'in varlık nedeni de bu. Üstelik, süre, sayı, tarih, çekim formatı, uyruk, altyazı, konu, ahlak dersi gibi dayatmalar da yok. Her dalda en az 5 film gelmesi halinde kategoriler kurmaca, canlandırma, deneysel ve belgesel olmak üzere dörde ayrılacak. Her ihtimale karşı, bu dalların jürilerini de belirlemişler. "Ayrıca festival boyunca kısa film yönetmenleriyle ve gelen konuklarla söyleşiler yapılacak olup, böylece kısa filmcilerin buluşması, iletişim kurması, fikir ve bilgi alışverişi yapması, kısaca kısa filmle uğraşan insanların bir arada olması, kaynaşması sağlanacaktır" diyorlar. "Gönderilen bütün filmler yorumlanarak film sahibine geri dönülecek ve jürinin beğendiği filmler web sitesinde açıklanacak, yönetmeninin izni dahilinde yayımlanacaktır, En beğenilen filmin yönetmenini ise festival tarihinde açıklanacak sürpriz bir ödül bekliyor."
Filmlerin en geç 5 Mayıs Cumartesi saat 17.00'ye kadar belirtilen adrese ulaştırılmış olması gerekiyor. Ben de aracılık edeyim dedim ki, bir faydam dokunsun. 5 Mayıs'tan sonra gelen filmler festival programına alınacak, ama jüriye gönderilemeyecek. Festival, daha önce filmleri festivallerden "hiçbir açıklama yapma gereği duyulmadan" elenen kısa filmciler tarafından kuruldu. Kısa filmlerin, kısa filmden uzak insanların inisiyatifine bırakılmasının yanlış olduğunu düşünüyorlar. "Kısa filmin
ruhundan en iyi anlayanlar yine kısa filmcilerdir". Onu bilemeyeceğim, tabii. Kaptığımız bazı kısa film ruhları olmuştur. Ama manifestolarının son cümlesine bütün kalbimle katılıyorum. "Ön elemede elenmiş film kötü film değildir." En azından, olması gerekmez. Bence girişimlerinin en olumlu yanı, bu filmlerin seyirciye ulaşmasını sağlaması. Çünkü, onların da dediği gibi, kısa filmciler filmlerini kendileri ya da eş dost izlesin diye yapmıyor. Seslerini herkes duysun istiyorlar. Festivalle ilgili bilgi için internet: ikincielfestivali.com.