'Pamuk Tarlaları'na veda

İnsan bazen, 'hayır' cevabı alacağını bilerek, ama keşke 'evet' deseler diye düşünerek soru sorar ya, bu da öyle bir soru işte: 'Pamuk Tarlaları'nı gördünüz mü?

İnsan bazen, 'hayır' cevabı alacağını bilerek, ama keşke 'evet' deseler diye düşünerek soru sorar ya, bu da öyle bir soru işte: 'Pamuk Tarlaları'nı gördünüz mü? Bir yıldır çalışmalarını sürdüren Bagaj tiyatro grubunun ilk projesi. Roxy'de sunuyorlar. Yarın sabahtan itibaren, bu cümlenin son kelimesini 'sunuyorlardı' diye değiştirmemiz gerekecek. Çünkü 'Pamuk Tarlaları' bu akşam Roxy'de son kez oynanacak. Sonra da, bir yıldır bu proje üzerinde çalışan genç tiyatrocular, bir veda partisi verecek.
Ben oyunu izlediğimde üç kişiydik. Bunda biraz da Bagaj'ın kabahati var, çünkü benim gördüğüm basın bülteninde mayıs sonuna kadar oynayacakları yazılıydı. Derken bu hafta sonu da oyun olduğunu öğrendim. Koştum, gittim, yakaladım. Yakaladığım için de çok memnunum. Tiyatronun böyle yaklaşımlarla,
'füzyon'larla, böyle bir enerjiyle yeniden can bulacağını düşünüyorum.
Bir oyunu anlatmak ne kadar zor. Hele 'Pamuk Tarlaları' gibi, çok unsurlu bir oyunu. Mekânı kaplayışları, müzikleri (Baba Zula ağırlıklı bir l@n, brian eno, harold budd, storm of drones toplamı) ve çok iyi kurgulanmış, oyunla bütünlük sağlayan
'film'leriyle bir tür füzyon sunuyorlar bize. Bazen birbirine hizmet eden, bazen farklı yönlere giden bir 'metin, beden, mekân, müzik, ışık, görsel araçlar ve ses kullanımı'nı birleştiren oyunun bölümleri: Çıkarın mallarınızı, parti, cinnet, atlamak ve buydu ha: "İnsan önce ölür, sonra ölümünü arar ve sonra şöyle der: Buydu ha!" Bernard-Marie Koltes'in 'Pamuk Tarlalarının Yalnızlığında' adlı oyunundan uyarlanan oyunun (çeviri, Esen Çamurdan) tasarım ve koreografisi Ceys Koçak'a ait. Oyuncuları da, Koçak, Zeynep Günsür, Ahmet Ortaçdağ, Serkan Sonal ve Sema Özgür.
Öte yandan, yaşlısıyla genciyle tiyatro erbabının yaptıkları işleri sergileme konusunda karşılaştıkları zorluklar da insanı üzüyor. Sunulmayı amaçlayan bir şeyi yaratmış insanların, hele tiyatro kadar feragat isteyen bir sanat söz konusuysa, başka insanlara ulaşamaması çok acı.
'Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali' bu konuda, kısa süreli bile olsa, bir çözüm oluşturabilirdi. Keşke Festival'i iki yılda bir yapma kararı alacaklarına, bir yıl sadece yerli oyunlarla düzenleme yolunu seçselerdi. Türk toplulukların onlara neredeyse bedavaya mal oluyor, mekân sorununu çözecek sponsor da bulunabilirdi herhalde. İKSV bunu rahatlıkla başaracak bir kurum, oysa tiyatro gruplarının sponsor bulma umudu sıfıra yakın. İki yılda bir festivallerini onlara açar, öteki yılda da gene o görkemli uluslararası programlarını sürdürürlerdi.
Neyse, bu akşam Bagaj, 'Pamuk Tarlaları'nı Roxy'de son kez oynuyor. Önümüzdeki yıl da sahnelemeye devam edecekler ama, ona daha aylar var. Oyunda diyorlar ki: 'Biz pamuk tarlalarının ortasında bir başımıza kaybolmadık.' Umarız öyledir. Bekleriz...