Penelope'yi geçebilecek mi?

Oscar'a ikinci kez aday olan Javier Bardem'in bir heykelciği var. Eşi Penelope Cruz da 'Vicky Cristina Barcelona'dan aldığı Oscar'la durumu eşitlemişti. Bakalım Bardem, 'Biutiful' ile bir ödül daha alabilecek mi?

Üç yıl önce Javier Bardem’i, Woody Allen’ın Barselona’yı mekân tutmuş filmi ‘Vicky Cristina Barcelona’da (2008) izlemiştik. Filmin üç kadın oyuncusundan biri yurttaşı Penelope Lopez’di. ılk kez 1992’de ‘Jamón, jamón’da bir araya gelmişlerdi. Dört yıl sonra ‘Carne Tremula/ Çıplak Ten’de oynadılar ama ortak sahneleri yoktu. ‘Vicky Cristina Barcelona’da ise ateşi küllenmemiş bir aşkın kahramanları olarak pek çok sahneyi paylaştılar. Ülkeleri ve meslekleri dışında ortak bir yanları daha oldu. Cruz, bu filmdeki kafadan çatlak, ruhen dengesiz Maria Elena rolüyle Oscar aldı. Bardem’in zaten bir Oscar’ı vardı. 

Filmden aşk doğdu
Ancak, ayrılmış bir çifti oynadıkları Allen’ın filmi ikisini bir başka yönden de bir araya getirdi. Bir aşk ateşi doğdu, geçen temmuzda Bahama’da Bardem’in bir arkadaşının evinde evlendiler. 22 Ocak Cumartesi günü de bir oğulları oldu. ıspanyol aktör için güzel bir haftaydı: Hem Oscar adaylığı, hem de babalık.
Javier Bardem, Oscar’ın ışıl ışıl dünyasında ilk kez, Julian Schnabel’in filmi ‘Before Night Falls’daki (2000) Kübalı şair ve romancı Reinaldo Arenas rolüyle boy göstermişti. Cinsel tercihi ve yazdıkları nedeniyle ülkesinden kaçmak zorunda kalan Arenas performansıyla Oscar ile Altın Küre’ye aday olurken, Venedik Film Festivali’nde de Volpi ödülünü almıştı. Oscar ise ‘Gladiator/Gladyatör’ile Russell Crowe’un oldu. Yarıştıklarından biri de bu yıl ‘The King’s Speech/Zoraki Kral’ ile En ıyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday olan Geoffrey Rush’tı.
Ne var ki, bu onun ödüllerle ilk tanışması değildi. Ödül arenasına ilk kez ‘Jamón, jamón/Jambon Jambon’un (1992), matador olmak isteyen iç çamaşırı modeli Raul’üyle adım attı. Ateşli genç inşaat işçisi Benito González’e can verdiği ‘Altın Toplar’la telefon seksi operatörü Victor Ventura olduğu ‘Boca a Boca/Dudak Dudağa’ da ona ödül getirdi. Bildiğimiz son ödülü de bu yılki Cannes Film Festivali’nden ‘Biutiful’ ile aldı, En ıyi Erkek Oyuncu ödülünü ıtalyan Elio Germano ile paylaştı. Coen Biraderler’in ona En ıyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar getiren ‘No Country for Old Men/ıhtiyarlara Yer Yok’undaki duygusuz katil Anton Chigurh’un ise henüz akıllardan çıkmış olduğunu sanmıyorum.
Alejandro Amenábar’ın 2004 yapımı filmi ‘Mar Adentro/ıçimdeki Deniz’de, boynundan aşağısı tutmayan ve onlarca yıl ölme hakkı için savaşan Ramon Sampedro’da nefis bir performans sundu. Film Akademi tarafından ‘Yabancı Dilde En ıyi Film’ seçildi ama Bardem, Avrupa ödülü ve başta Venedik olmak üzere, festival ödülleriyle yetinmek durumunda kaldı. ışsiz dok işçisi Santa’yı oynadığı ‘Los lunes al sol/Güneşli Pazartesiler’ ile de ödüller alsa da daha çok kendi kıtasında kaldı. Ülkesinde ise, Goya’nın abonesi oldu desek yeridir. 1987’den beri verilen ödüllere 1992’den beri aday oluyor. ‘Días contados’ (1994), ‘Boca a Boca’ (1995), ‘Los Lunes al Sol’ (2002) ve ‘Mar Adentro’ (2004) ile Goya aldı. Bu yıl da ‘Biutiful’ (2010) ile aday. 

Oyunculuk, aile yadigârı
Dememiz o ki, Javier Bardem şu ya da bu kıtadaki ödüllerin yabancısı değil. Oyunculuk mesleği ise, ona aile yadigârı. Javier Ángel Encinas Bardem, 1 Mart 1969’da Kanarya Adaları’nda, oyuncu bir ailenin oğlu olarak doğdu. Annesi aktris Pilar Bardem, amcası Franco rejimine karşı çıktığı için hapse giren yönetmen Juan Antonio Bardem’di, dedesi de aktör Rafael Bardem. Javier’nin kardeşleri Carlos ve Monica da oyuncu. Bunun doğal bir sonucu olarak küçük Bardem, henüz beş yaşındayken annesinin rol aldığı ıspanyol televizyon dizisi ‘El Picaro’daki küçük bir rolle mesleğe başladı. Bu yönden Oscar’da rakibi olan, geçen senenin ödüllü aktörü Jeff Bridges’a benziyor. Beyazperdeyle ilk tanışması, arkadaşı Bigas Luna’nın 1990 yapımı ‘Las Edades de Lulu/Lulu’nun Evreleri’ ile gerçekleşti. 

Özel bir karakter oynadım
Bardem, ‘Vicky Cristina Barcelona’ ile ‘Biutiful’ın taban tabana zıt Barselona’ları için, “ıkisi de gerçek” diyor. “ılkiyle şehre turist getirmiştim, şimdi geri alıyorum.” Ancak, bu Barselona’yı kendisi de ilk kez birinci elden görüp tanımış. “Bu eve gidip unuttuğun bir karakter değildi” diyor, “Bir hayat tecrübesi ve bir yolculuktu. Bu karakter, kristal gibi şeffaf olmak zorunda, çünkü onun tavrından, sesinden anlayacağımız çok şey var. şimdiye kadar oynadığım en güçlü karakter. Bilmiyorum, bir daha böyle birini oynayabilecek miyim.”