Sergen ES-Kİ'si gibi

Belki de bu yazıya 'Sergen'i Seyretmek' başlığını koymalıydım ki, esas olarak, 'seyredememek' anlamına geliyor. Bank Asya 1. Lig maçlarını o kadar izlediğim halde bir türlü denk düşürüp Sergen'i Eskişehirspor'da oynarken izleyemedim.

Belki de bu yazıya 'Sergen'i Seyretmek' başlığını koymalıydım ki, esas olarak, 'seyredememek' anlamına geliyor. Bank Asya 1. Lig maçlarını o kadar izlediğim halde bir türlü denk düşürüp Sergen'i Eskişehirspor'da oynarken izleyemedim. Ya o oynamadı, ya ben evde değildim. Geçen hafta, artık Antalyaspor maçında mutlaka vardır diye televizyonun karşısına geçtik. Ekrandaki kadroya göre vardı ama yedek bile çıkmadı. Son anda kadrodan çıkarılmış. Sergen'in teknik direktör Metin Diyadin'le aralarının şeker renk olduğu söyleniyordu. Başta bununla alakalı sandık ancak öğrendik ki sakatlığı nedeniyle forma giyememiş. Onun mertebesinde bir futbolcunun takımın en önemli maçlarından birinde oynayamamasının sonuçlarını da gördük; Eskişehir Antalya'ya puan verdi.
Oysa onu ne çok izlemişizdir. Kilyos minibüslerine binip antrenmana geldiği zamandan beri takip ediyoruz. Sergen Yalçın, Beşiktaş PAF takımındayken bile tribünlerde kendine az da olsa bir taraftar topluluğu bulmuştu. Beşiktaş'a çok hizmeti, faydası olan Serpil Hamdi Tüzün'ün öğrencilerindendi. Gordon Milne'in, üç kere şampiyon, üç kere lig ikincisi olan yenilmez armadasında profesyonel olmuştu. Yıllarımız, Sergen'le Şifo Mehmet orta sahada birlikte oynasın mı, oynamasın mı meselesini tartışmakla geçti. Sonunda ikisi, 100 golü geçen iki orta saha futbolcusu olarak (sanırım başkası yok), bize ne ölçüde abesle iştigal ettiğimizi kanıtladılar.
Ali Rıza Sergen Yalçın, bu ülkenin en büyük futbolcularından biridir, dünya çapında bir oyuncudur. Bunu kendi de bilir. Eksikliklerinden (tembelliğinden, son yıllarda kilolarından) söz edilince, bir kral edasıyla onları yok sayar. Hatta bir süre önce, yaşına da kinayede bulunarak, koşma işini artık gençlere bıraktığını söylemesi gayet hoş kaçmıştır, çünkü gençliğinde de koşmazdı. Futbol yeteneğinin yanısıra, hatta belki ondan da daha çok, futbol dışı hareketleriyle medyaya konu olmuştur: sık sık kız arkadaş değiştirmesi, kumar oynaması, atlara düşkün olması gibi. Hatta onun adını taşıyan atı Sergen'in birincilikleri de vardır.
Sergen benzersiz yeteneğini çok sayıda takıma pay etti. Milli Takım'da futbol dehasına yakışmayacak kadar az, sadece 37 kere oynadı ama, kendisi Türkiye'de dört büyük takımda da oynamış olan tek futbolcudur. Ayrıca İstanbulspor (Uzan'ın dönemi), Siirt Jetpa, Etimesgut Şekerspor'da da oynadı. Şekerspor'u Lig A'ya yükselme play-off maçlarına taşıdı ancak Marmaris Belediyespor'a penaltılarla kaybettiler. kaybettiler. Şimdi ise, Eskişehirspor'da oynuyor. Coşkun Birdal ile mükemmel bir ikili oluşturdular. Hocası Metin Diyadin'le, dediğimiz gibi, araları pek iyi sayılmaz. Anak başkanı Nebi Hatipoğlu, onun kulübü Turkcell Süperlig'e çıkartacağından emin. Doğrusu yakışır. Sergen gibi bir büyük futbolcu son yıllarında bu ligde oynamalı ki futbola layıkıyla veda etsin. Eskişehir şimdilik liderin bir puan arkasında yoluna devam ediyor.
Gerçekten de, bu en çok izlenen lige, takımını da beraberinde getirerek gelse artık. Sergen'i yeniden oynarken görmek istiyoruz. Şunun şurasında kaç yıl kaldı? 36 yaşında... Top sürmesi ile frikiklerini,
ani kararlarını özledik. Ondaki yeteneği ortaya en iyi çıkaran, Mircea Lucescu olmuştu. Başarıdan başarıya sürüklediği Galatasaray'dan ayrılıp Beşiktaş'a gelirken, Sergen'i de yanında getirmişti. Sergen 2002/2003 sezonunda Beşiktaş'a döndü ve takımın 100. yılındaki şampiyonluğunun başlıca mimarlarından biri oldu. Bir futbolcunun bir takımın şampiyonluğunda ne kadar etkin olabileceğini gösterdi. Gelse de, diyoruz, hem onu, hem de gönlümüzde ayrı yeri olan Es-Ki-Es'leri şöyle
arkamıza dayanıp keyifle seyretsek...