Üç yetenekli çocuk: MMW

Bu hafta Akbank Caz Festivali başlıyor. Yirminci yılını kutlayan, kurucularının...

Bu hafta Akbank Caz Festivali başlıyor. Yirminci yılını kutlayan, kurucularının deyişiyle ilk on yıl avangart, ikinci on yıl yenilikçi, çok beğendiğim bir caz festivali. Mehmet Uluğ ve Cem Yegül’le (acıdır ama, bizim tanışıklığımız yirmi yıldan da öncesine uzanıyormuş meğer) festival için bir söyleşi yaptık. Önümüzdeki hafta da seçtiğim konserleri kısaca tanıtmaya, tavsiye etmeye çalışacağım. Şimdilik şu kadarını söyleyelim. Bu yıl ‘Orkestraların Egemenliği’ diye bir bölümü olan Akbank Caz Festivali, perşembe akşamı Lütfi Kırdar’da Count Basie Orchestra’nın konseri ile açılıyor. Cuma akşamı Aya İrini’de pirimiz üstadımız John Surman’ın Chris Laurence ve The Trans4mation String Quartet ile konseri var. Cumartesi de aynı mekânda Burhan Öçal’lı Paganini Trio sahne alacak.
Ben bu hafta esas olarak bir başka gruptan söz edeceğim. Onlar da Salon’un açılışını yapacaklar. Medeski, Martin & Wood, 25 Eylül Cumartesi (22.30) ve 26 Eylül Pazar (21.30) akşamı Salon’da olacak. Sadece caz değil, esas olarak müzik seven herkesi; caz, rock ve fusion ustası, dans ettirme işinin ‘barn-dance’lerden aşinası, yirmi yıldır birlikte olan bu üçlünün konserlerine davet ediyorum. Pişman olmayacaksınız!
Ben onları John Scofield sayesinde tanıdım. İzmir’de bir festivaldeydik. Sanırım, son Parliament Festivali. Bir akşam sahne arkasında Michel Petrucciani, Bobby McFerrin, John Scofield ve kim bilir daha kimlerden oluşan bir grup vardı. Daha önce de söyleşi yaptığımız John Scofield bana ‘A Go Go’ diye bir albüm verdi ve çok beğeneceğimi, harika üç tane Amerikalı çocuk keşfettiğini söyledi. Elhak harikaydılar: Piyano ve orgda John Medeski, basta Chris Wood, davulda Billy Martin. En ‘funky’sinden bir caz albümüydü, fevkalade keyif vericiydi. Bazı eleştirmenler, John Scofield’in bu albümde MMW’ye çok şey borçlu olduğunu bile yazmıştı.
Zaten Scofield severim, ‘A Go Go’yu büsbütün sevdim. O andan itibaren de MMW albümü aramaya başladım. Ne yazık ki yoktu, yani benim baktığım dükkânlarda yoktu. Hiç aşinası olmadığım bir yere, internete dalma tecrübesinde bulundum. Çok uğraştım ama onlar 1998’de 5. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’ne geldiklerinde elimde It’s a Jungle in Here, Friday Afternoon in the Universe, Shack-man, Combustication, The Dropper, Uninvisible vardı, yani 2002’ye kadar çıkan albümlerinin çoğu. Bir de ‘Best of 1991-1996: Last Chance To Dance Trance (perhaps)’. Bana hayretle bakan üçlüye hepsini imzalattım, memnun da kaldılar doğrusu. Aslında ‘Combustication’dan itibaren Blue Note’la çalıştıkları için, albümlerini bulmak da kolaylaşmıştı.
Avangart doğaçlama ile rahatlıkla dinlenen cazı hiç çaba harcamadan birleştiren Medeski (vaktiyle ‘harika çocuk’tu), Martin ve Wood, hem yenilikçi müzisyenler olarak isim yaptılar, hem de çok popüler bir grup oldular. 1990’ların en başında New York’un merkezinde zuhur etmişlerdi. O tarihten itibaren dur-durak bilmeksizin ABD’yi baştan başa kat eden turnelere çıktılar. Her seferinde yakıt tazelemek için sevgili Manhattan’larına geri döndüler. Tek tek, başkalarıyla da çalışmışlardır: John Lurie, John Zorn ve Martin’in, aslında hepsinin hamileri caz davulcusu Bob Moses. 1991’de ilk kez New York Village Gate’te çaldılar. Sonra Martin’in tavanarası katında provalara başladılar, ‘Notes from the Underground’daki parçaları bestelediler ve 1992’de albümü kendi adlarına çıkardılar. Turneye de o sırada başladılar zaten. New York’un tecrit edilmiş müzik dünyasında kalmak istemediler. Dans ettirdiler, dinlettiler, partiler verdiler. Bugün bile ‘alternatif’ bir grup sayılıyorlar ama şaşılacak kadar çok sayıda hayranları var. Bir de çok iyi, neşeli çocuklardır.
Cumartesi ve pazar akşamları Salon’dalar Chivas Jazz Knights: Medeski, Martin & Wood. Tuşlu çalgılarda John Medeski, vurmalılarda Billy Martin ve basta Chris Wood’dan oluşan MMW, on iki yıl sonra yeniden İstanbul’da. Keşke diyoruz, iki-üç yılda bir olsun gelebilseler!