Uğur Boral'ın önlenemeyen yükselişi

Fenerbahçe'nin Sevilla karşısındaki, en insafsız karşıtlarını bile duygulandıran zaferinden sonra, üç futbolcunun adı ortalarda dolaşmaya başladı. İki golü atan Deivid De Souza, hatalı iki gol yese de üç penaltı kurtararak takımını da kurtaran Volkan Demirel ve maçın başından, çıktığı âna kadar hiç durmadan koşan Uğur Boral.

Fenerbahçe'nin Sevilla karşısındaki, en insafsız karşıtlarını bile duygulandıran zaferinden sonra, üç futbolcunun adı ortalarda dolaşmaya başladı. İki golü atan Deivid De Souza, hatalı iki gol yese de üç penaltı kurtararak takımını da kurtaran Volkan Demirel ve maçın başından, çıktığı âna kadar hiç durmadan koşan Uğur Boral.
Uğur'un Gençlerbirliği'nden Fenerbahçe'ye olaylı, tartışmalı transferinden (iki ayrı mukavele durumu) sık sık söz edilir ama, işin evveliyatı unutulup gitmiştir sanki. Aslında ben onun bugününü Saffet Sancaklı'ya borçlu olduğunu düşünüyorum. Hatta, kimbilir kaç tane benzer yetenekte gencin muhtelif liglerde o yeteneği ziyan edip gittiğini ve eline bir şans geçmediğini düşünüyorum. Ancak, sakın onun ışığını çalmaya çalıştığımı sanmayın. Allah tarafından yetenekli Uğur Boral, hepimizi sevindiren gözkamaştırıcı gelişmesini çalışmasıyla da sürdürüyor.
Ama her şey Saffet Sancaklı ile başladı. Sancaklı İstanbulspor'dan önce Yıldırım Bosnaspor kulübünün başkanıyken bir Alibeyköy maçına gitmiş, ikinci yarıda bir genci oyuna almışlar. Çocuk on beş dakika kadar oynamış, gol atmamış, göz çelen bir başarısı da yokmuş pek. Menajerlik de yapan Sancaklı yanındaki Alibeyköy başkanına, "Bu çocuğu bana sat" demiş. "Hemen burada on milyar vereyim." Başkan, bu beklenmedik teklifi duyunca, kendini biraz ağırdan almış. Bunun üzerine Sancaklı, "Bu adamı yedek oturtuyorsan, ya bana satın, ya hocanızı değiştirin" demiş ve 44 bin avroya, Gaziosmanpaşa Karadenizspor'dan gelip Alibeyköy'de yedek bekleyen Uğur
Boral'ı almış. O sıralar Hikmet Karaman Kocaelispor'u çalıştırıyordu. Ondan, "Sana bir çocuk yollu-yorum, para da istemiyorum. Sadece kadroya al" diye ricada bulunmuş. Israr da etmiş.
Takım, hazırlık kampı dönemindeymiş. Bir hafta sonra Karaman telefon edip, "Uğur Boral kadroya girmiştir" demiş.
Boral, Kocaeli'nde oynamaya başladı. O sezon kadroya girip pişti. Sancaklı bu sefer de onu, genç yeteneklerle ilgilendiğini bildiği İlhan Cavcav'a götürdü, genç futbolcu esas olarak Gençlerbirliği'nde sivrildi. Olaylı bir transferle Fenerbahçe'ye geldi. Derler ki Cavcav, "Beni dinlemedi, erken gitti. Beş maç bile oynayamaz..." buyurmuş. Yedek kaldı, çok eleştiri aldı ama devam etti. CSKA maçındaki iki golüyle kendini gösterdi. Gelişmesinde Zico'nun da büyük payı olduğu kesin, zaten kendisi de bunu inkâr etmiyor. Amatör kümeler ve Anadolu takımlarından sonra birden dünya starlarıyla oynamaya başladı.
Uğur Boral, İngiltere'ye, Middlesbrough'a giden Tuncay Şanlı'nın yerini doldurmak için alındı. En fazla bir seneye kadar, ciddi menejerler onun da peşine düşecek bizce. Zaten şimdiden Atletico Madrid'in listesinde olduğu söyleniyor. Sevilla maçında karşısında oynadığı Dani Alves, La Liga'nın en iyi sağ beki. Boral o bölgeyi koridor yaptı desek yeri. "Roberto'dan çok şey öğreniyorum. Dani Alves'in üzerine ısrarla gitmemi istemişti. Onu dinledim ve başardım" demiş. İstanbul'daki maçta da takımının en iyisiydi. Sevilla'nın teknik direktörü Manolo Jimenez ondan takdirle söz ediyor, hatta niyetleniyormuş ama, takımı ligdeki hayal kırıcı performansının ardından Şampiyonlar Ligi'nden de elendiği için, Jimenez'in kendisinin durumu belli değil.
Eski Fenerli ve Beşiktaşlı, İspanya liginde de oynamış Tayfun Korkut'un belirttiğine göre, İspanya basınında maçın önüne geçen isim Uğur Boral. Ersen Martin'ın takımı Recreativo Huelva'nın idmanı bitince, kulüp başkanı da Ersen'in yanına gelip Uğur'u sormuş. Uğur kendine İspanya Ligi'ni uygun buluyor ama, bizce oyun tarzı Premiere Lig'e daha yatkın. Öte yandan, La Liga da futbolun Broadway'i. Bu arada, takımı Fenerbahçe ile 2011'e kadar imzalaşmış olduğunu da unutmamak gerek.
Milli Takım'a yeniden davet edilen Uğur Boral, en çok koşan oyunculardan biri, ileri doğru bıkıp yorulmadan deparlar atıyor. Hırsı, top tekniği göze çarpıyor. Umulmadık anlarda kafa golleri buluyor. Lafın kısası, dört dörtlük bir star adayı.