28 Şubat'ın izi silindi sıra eğitim reformunda

2012-2014 dönemini kapsayan OVP'de amaçlar ve temel ilkeler itibariyle esaslı bir reform projesi mevcut ama 4+4+4'ün tozu dumanı içinde güme gitti.

Köşe yazılarının “Günceli takip et” şeklinde özetlenebilecek Tunç Kanunu’nu dikkate alarak bugün 2011 büyüme rakamlarını yorumluyor olmalıydım. Okurlardan özür dileyip Betam’ın dün yayımlanan “Yüksek büyüme, hızlı düşüş” notuna bir göz atmalarını öneriyorum. Büyümede gidişatı bir cümleyle özetlemek gerekirse makro ekonomik düzeltmeye paralel olarak büyümenin ve cari açığın birlikte düşmekte olduklarını söyleyebilirim.
Bugün eğitim reformunu yazmaya karar verdim.
Gerekçemi hemen arz edeyim. 4+4+4 şeklindeki toplamayla ifade edilen yasanın reform niteliği taşımadığını, işin özünün 28 Şubat tarafından kapatılan imam hatip okullarının orta kesimlerinin yeniden açılması olduğunu yazılarımda ve katıldığım televizyon programlarında ilk günden itibaren savundum. İmam hatiplerin ortaokullarının açılmasında şahsen bir mahzur görmüyorum. Ama bunu yapabilmek için meslek seçimini çok erken bir yaşa çekmek ve ortaokulda açıköğretimin (evde eğitimin) yolunu açmak yanlıştı. Yapılan değişikliklerle bu sakıncalar anladığım kadarıyla bertaraf edildi. Kuran ve Peygamber’in hayatı derslerinin seçmeli ders olmasının seçme özgürlüğü ile mahalle baskısı arasında nasıl bir dengeye oturacağını ise ileride göreceğiz. 

Orta Vadeli Program’da eğitim reformu
Şimdi gerçek eğitim reformunu tartışmanın zamanı. Aslında böyle bir reform hükümetin ajandasında mevcut. 2012-2014 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da (OVP) amaçlar ve temel ilkeler itibariyle esaslı bir reform projesi mevcut ama 4+4+4’ün tozu dumanı içinde güme gitti. Hatırlatmak gerekiyor. Eğitimin amacından başlayalım: “Düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, yeni fikirlere açık, özgüven ve sorumluluk duygusuna sahip, demokratik değerleri ve milli kültürü özümsemiş, farklı kültürleri yorumlayabilen, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, bilgi toplumu gereklerini haiz bireyi yetiştirmek eğitim politikasının temel amacıdır.”
Bu tarifi okurken heyecanlanmamak mümkün değil. Peki, böyle bir eğitim politikası nasıl hayata geçirilecek? OVP yedi madde sıralıyor. Temel ilkeleri itibariyle tamamen katıldığım üniversite reformunu bir başka yazıya bırakıyorum. Üniversite öncesine dair başlıca üç madde şöyle: 

1- “Okul türlerinin azaltıldığı, programlar arası esnek geçişlerin olduğu, öğrencilerin ruhsal ve fiziksel gelişimlerini ve becerilerini arttırmaya yönelik ..... sınav odaklı olmayan bir müfredat dönüşüm programı uygulanacaktır. 

2- Öğretmen yetiştirme ve geliştirme sistemi, öğretmen ve öğrenci yeterliliklerini esas alan bir performans sistemi de içerecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. 

3- Eğitimin her kademesinde alternatif finansman modelleri geliştirilecek, özel sektörün eğitim yatırımları kalite odaklı bir anlayışla teşvik edilecektir.” 

Resmi ideolojinin dayanılmaz ağırlığı
İlkeler açısından şahsen bu önerilere de diyeceğim bir şey yok. Ancak soru şu: Bu ilkeler hangi somut politikalar aracılığı ile uygulanacak? Hükümetin resmi reform dokümanında ifadesini bulan bu çoğulcu, rekabetçi, eleştirel düşünceye ve kaliteye odaklı yeni eğitim sistemi, başta Tevhid-i Tedrisat Yasası ile onun resmi ideolojiyi genç beyinlere boca etme aygıtı olan Talim ve Terbiye Kurulu ile bağdaşır mı? Dahası, halen hüküm sürmekte olan ve Türk milliyetçiliği ile Sünni İslam’ın sentezinden oluşan zihniyet iklimi, devrimci nitelikteki böyle bir eğitim reformuna izin verir mi?
AK Parti iktidarından, bu soruların yanıtlarını da içerecek şekilde, OVP’de vaat ettiği eğitim reformu için bir an önce kolları sıvamasını beklemek hakkımız.