Avrupa'yı bunaltıcı bir yaz bekliyor

Avrupalı yöneticiler tehditlerin tamamen farkında ancak gerçekçi bir krizden çıkış stratejisi ortaya koyamadılar.

Son üç yılda Avrupa krizi üzerine otuza yakın yazı yazdım. Tabii bir o kadar da başlık atmak durumunda kaldım. Bu kez bir başlık bulmak doğrusu pek kolay olmadı. İmdadıma İstanbul’u bunaltmakta olan kavurucu sıcak yetişti. Abarttığımı sanmıyorum. Bu yaz Avrupa’da çok sıcak geçecek. Son gelişmelere hızla bir göz atalım. Ardından bir durum saptaması yaparız.
Pazar günü Yunanistan’da seçim var. Radikal solun temsilcisi Syriza’nın birinci çıkması bekleniyor. Ilımlı solu temsil eden DIMAR ile parlamentoda çoğunluğu sağlaması muhtemel. Birkaç sandalye eksik kalırsa Komünist Parti sol bir hükümetin kurulabilmesi için destek verebilir. Bu durumda Troyka’nın borç silme ve taze kaynak karşılığı dayattığı istikrar programı çöpe atılacak. Syriza geçen hafta ‘devrimci’ bir program açıkladı. Düşürülen ücretler eski düzeylerine yükseltilecek, her Yunanlı çok geniş bir sosyal programın koruması altına alınacak, özelleştirmeler durdurulacak. Değirmenin suyu ise üç kaynaktan sağlanacak: Moratoryum ilan edilerek borçlar ödenmeyecek, böylece bütçe faiz yükünden kurtarılacak. Vergiler arttırılacak ve vergi kaçaklarıyla sıkı mücadele edilecek. Almanya’dan 2. Dünya Savaşı tazminatı alınacak ve Avrupa yapısal Fonlarından geniş biçimde yararlanılacak. 

AB’nin tercihi
Bu hem kapsamlı hem de kendi içinde tutarlı program gerçekçi mi? Yanıtın önemli olduğunu sanmıyorum. Anketler yanılıp Yeni Demokrasi birinci gelse dahi Yunanistan’da hiçbir hükümet mevcut istikrar programını sürdüremez. AB kaçınılmaz olarak bir tercih yapacak. Ya Yunanistan’ın kaotik şekilde iflas etmesini ve zorunlu olarak Avrupa’dan çıkmasını göze alamayarak büyük bir borç silme operasyonu ile birlikte kemerleri bir iki delik gevşetecek ya da resti görecek ve Para Birliği’nin mevcut haliyle devam edemeyeceğini kabul ederek AB’yi yeniden yapılandıracak. Bana göre birinci yol sadece zaman kazanmaya yarar. Tek çözüm AB’yi yeniden kurmaktır.
Çöküşün eşiğine gelen İspanyol banka sistemi 100 milyar euro sermaye desteği ile şimdilik ‘kurtarıldı’. Ancak para İspanyol devletine borç olarak verilecek. İspanya’nın kamu borcunda yüzde 20’ye yakın artış bekleniyor. Sonuçta İspanyol hazine kâğıtlarının riski artmış oldu. Faizler 100 milyarlık desteğe rağmen yüzde 6’nın üzerinde kaldı. Fitch bu yıl ve gelecek yıl İspanya’nın bütçe açığı hedeflerinin çok uzağında kalacağını açıkladı. Büyüme negatif. İspanya’nın da Avrupa kurtarma fonlarına başvurmak zorunda kalma ihtimali artıyor. 

İtalya sahneye çıkıyor
İtalya’yı unutmuştuk. Kendini hatırlattı. Sene başında Avrupa için yılın en önemli göstergesi İtalyan büyüme rakamları olacak diyordum. İlk çeyrek rakamı geldi. İtalyan ekonomisi çeyrekten çeyreğe yüzde 0,8 küçüldü. İtalya’nın bütçe açığı yüksek değil ama muazzam bir kamu borcu var. Yani yüksek faize tahammülü yok. Oysa İtalyan hazine kâğıtlarının faizi de yüzde 6’lara yükseldi. Bu şekilde devam edemez. Monti hükümeti yapısal reformlarla rekabet gücü kazanmayı ve ihracat ile büyümeyi planlıyordu. Hem reformlar garanti değil hem de reformların beklenen büyümeyi yaratacağı. OFCE’den Francesco Saracento İtalya’nın euroya ayak uydurabilmek için gereken ekonomik reformları etkisiz siyasal sistemi nedeniyle bugün kadar ertelediğini söylüyor. İtalya’nın 3 trilyonu aşan borcu patlarsa Avrupa kesinlikle altında kalır.
Avrupalı yöneticiler tehditlerin artık tamamen farkındalar. Ancak şu ana kadar büyümeyi destekleyecek birtakım afaki planların dışında ortaya tutarlı ve gerçekçi bir krizden çıkış stratejisi koyamadılar. Evet, Avrupa’yı bunaltıcı bir yaz bekliyor.