Bütçe ve işsizlik

Her şey aynı kalmak koşuluyla, bu yıl bütçe açığı oranının 2011'e kıyasla yüzde 1,4'ten 2,5 civarına yükseleceğini tahmin ediyorum.

Bu hafta başında TÜİK nisan dönemi işgücü piyasası istatistiklerini, Maliye de ilk yarı bütçe gerçekleşmelerini yayımladı. Her iki istatistiğin taşıdığı bilgileri ekonomik gidişat ve bu gidişatın siyasal yansımaları açısından önemsiyorum. Önce işsizlikle başlayalım.
Geçen yıla göre işsizlik düştü. Ancak bu bilgi pek bir şey ifade etmiyor çünkü önümüzdeki sonbahara kadar işsizlik yavaştan artmaya başlasa bile işsizlik cebir icabı daha düşük kalacak. İşgücü piyasası gelişmelerini anlayabilmek ve yakın geleceği kestirebilmek için mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış (MTEA) gelişmelere bakmak gerekiyor. TÜİK genel işsizlik oranında mart döneminden nisan dönemine yüzde 9,1’den yüzde 9,0’a, tarım dışı işsizlik oranı için de Betam yüzde 11,3’ten 11,2’ye 0,1 yüzde puanlık düşüş tahmin ediyorlar. 

İnşaat sürprizi
MTEA genel işsizlik serisi (TÜİK) ocak döneminden itibaren yüzde 9,0-9,1 düzeyinde, keza tarım dışı işsizlik de (Betam) 11,2-11,4 düzeyinde yatay seyrediyor. Bu gelişmelere bakarak işsizlikte düşüşün durduğunu söylüyoruz. Bu da o kadar ilginç değil. İşsizlikte kritik gelişme, düşmekte olan büyümenin etkisiyle işsizliğin artışa geçmesi olacaktır. Doğrusu böyle bir gelişmenin uç vermesini nisan döneminde bekliyordum. Beklentim gerçekleşmedi. Ancak “Şeytan ayrıntıda gizlidir” hesabı, bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. Betam dört temel sektörde MTEA istihdamı tahmin ediyor. Nisan döneminin sürprizi inşaat: Ne olduysa, son aylarda düşüş sergileyen inşaat istihdamı birden yüzde 5’in üzerinde, 90 bin kadar arttı. Oysa sanayi ve hizmetlerde dönemsel istihdam artışı 17 ve 12 binle sınırlı. Eğer inşaatta bu kadar yüksek istihdam artışı olmasaydı işsizlik oranı artmış olacaktı. Mayıs dönemi rakamlarını merakla bekliyorum.
İşsizlikteki gelişmeler siyasal açıdan önemli. Milli gelirin dibe vurduğu, işsizliğin ise tavan yaptığı Mart 2009’da yapılan yerel seçimlerde AK Parti’nin İl Genel Meclisi oyu yüzde 46’dan 38’e gerilemişti. Bugün kriz söz konusu değil. Bununla birlikte düşük büyüme sürdüğü ölçüde işsizlikte de ılımlı ama sürekli bir artış kaçınılmaz. Böyle bir gelişme 2014 yılında start alacak seçim dönemlerinde çıtayı bir hayli yükselten iktidar partisini zorlar. Mutlaka bir tepki verir. Kritik nokta, bu tepkinin kısa vadeyi hedefleyen popülist bir tepki mi yoksa yapısal reformlara ve siyasal sorunların çözümüne öncelik veren orta-uzun vadeyi hedefleyen bir tepki mi olacağıdır. 

Manevra alanı sınırlı
Kısa vadeyi hedefleyen tepki, para ve maliye politikalarına yönelecektir. Para politikası Merkez Bankası’nın yetkisinde. Düşen enerji ve gıda fiyatları ile düşük iç talep koşullarında para politikasında sınırlı ölçüde gevşeme mümkün. Ama bu yeterli olmayabilir. Bu durumda AK Parti’de gözler maliye politikasına çevrilecektir.
Soru şudur: Maliye politikası gevşetilebilir mi? Benim yanıtım zaten kendiliğinden gevşemekte olduğu ve bunun ötesinde bir manevra alanının olmadığı şeklinde.
Pazartesi günü açıklanan haziran ayı bütçe gerçekleşmeleri maliye politikasında gidişatı biraz daha belirginleştirdi. İlk yarı rakamları ve yapısal eğilimler şunu gösteriyor: Vergi gelirleri yavaşlayan ekonomiye paralel olarak düşüyor, buna karşılık faiz dışı harcamalar artmaya devam ediyor. Bu gelişmelerin sonucu olarak bütçe açığı artıyor. Her şey aynı kalmak koşuluyla bu yıl bütçe açığı oranının 2011’e kıyasla yüzde 1,4’ten yüzde 2,5 civarına yükseleceğini tahmin ediyorum. Bu artış makro dengeleri ve bekleyişleri bozmaz. Ama ötesine geçerseniz tehlikeli sulara girersiniz.