CHP'den ekonomik muhalefet

Kılıçdaroğlu ekonomik muhalefet gongunu çaldığı toplantıyı geçen hafta medyanın ekonomi müdürleriyle yaptı.

CHP uzun yıllar muhalefet politikasını şeriat tehdidi ve bölünme tehdidi çerçevesine sıkıştırdı. Tüm dünyada sosyal demokrat partilerin kendilerini en rahat hissettikleri alan olan ekonomiye CHP nedense girmemeyi tercih etti. Seçim kampanyasında Aile Sigortası hamlesini saymazsak, CHP geçen haftaya kadar ekonomi ile pek ilgilenmedi. Söylemsel şiddetin doruğa çıktığı grup toplantılarında ekonomiden söz edildiğini hatırlamıyorum. Ekonomi bu açıdan uygun bir zemin olmayabilir. Bu nedenle olsa gerek, Kılıçdaroğlu ekonomik muhalefet gongunu çaldığı toplantıyı geçen hafta medyanın ekonomi müdürleriyle özel toplantı şeklinde yaptı. 

CHP ne öneriyor?
Neyse, Fransızlar, “İyi bir şey yapmak için hiç bir zaman geç değildir” derler. Serzenişi bırakıp CHP Genel Başkanı’nın toplantıda söylediklerine gelelim. Kılıçdaroğlu Orta Vadeli Program’da (OVP) enflasyon ve cari açık konularında sergilenen iyimserliği eleştirmekte haklı. 2011’de GSYH’nin yüzde 10’una ulaşan açık halen ekonominin yumuşak karnı.
Geçen yılın 3. çeyreğinden itibaren cari açık oranı azalıyor ama düzeltmenin devam edeceği şüpheli. Bu yılın sonunda hiç olmazsa yüzde 8’e gerileyebilmesi için ihracatın ithalattan daha hızlı artmaya devam etmesi gerekiyor. Bu da garanti değil. Avrupa’nın fazla tökezlememesi, içeride ise yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerekiyor. Reformlar konusunda OVP’de bir yol haritası mevcut. CHP’nin de bu konuda görüşlerini ve alternatif önerilerini beklemek hakkımız.
Kılıçdaroğlu’nun eleştiri oklarını yönelttiği ikinci alan işsizlik. Milliyet’in haberine göre genel başkan toplantıda şöyle demiş: “İşsizliğin en yoğun yaşandığı dönem AKP dönemidir. İşsizlik rakamları yüzde 9,8’e düştü ama neden düştüğüne bakıyorsunuz, tarım istihdamı artmış deniyor. Tarımda üretim düştü. Nasıl oldu da tarımda istihdam arttı? Bunun hiçbir yanıtı yok.” En başından alalım. 2003’ten itibaren işsizlik yüksek büyümeye rağmen oldukça yavaş bir tempoyla 2008’e kadar azaldı.
Bunun nedeni tarım dışı sektörlerde gerçekleşen nispeten yüksek istihdam artışlarına rağmen tarım istihdamındaki hızlı düşüş oldu. İşsizlik fazla düşmedi ama Türkiye ekonomisi modernleşti.
Küresel krizle birlikte düşen istihdam ve hızla artan kadın işgücü işsizliği patlattı. Büyümenin son iki yılda yüzde 9’un üzerinde gerçekleşmesi işsizliği de hızla aşağıya çekti. Bu arada beklenmedik bir şekilde tarım istihdamının 2008 yılından itibaren artmaya başlaması ve artışın 2011 sonuna kadar devam etmesi, işsizlikteki hızlı düşüşe katkı yaptı, ama o kadar. Yüksek büyüme tarım dışında büyük miktarda istihdam yarattı ve yüzde 14’ün üzerine çıkan işsizlik oranı yüzde 10’un altına geriledi. 

Tarım istihdamı neden arttı?
Kılıçdaroğlu tarımda istihdam artışını sorgulamakta haklıdır. Ama tarımda üretim artmadı iddiası yanlıştır. Tarımda net gelir (GSYH katkısı olarak) TÜİK’e göre 2008-10 döneminde üç yılda birikimli olarak yüzde 10.6 olarak artmıştır. Bu tek başına tarımda istihdam artışını elbette açıklamaz. Buna bir de 2008 yılından itibaren dünyada ve Türkiye’de tarım ürünlerinin fiyatlarında büyük artış olduğunu eklemek gerekir. Bu konuda iktisatçılar kafa yormaya devam ediyorlar. CHP yönetimindeki meslektaşlarıma Betam’ın konuyla ilgili yayımladığı çalışma tebliğine bir göz atmalarını öneririm. Son olarak da şunu ekleyeyim: Tarım istihdamı toplamda artarken bazı bölgelerde azaldı. 26 bölgenin 2008’de 12’sinde, 2009’da 11’inde, 2010’da da 5’inde tarım istihdamı düştü.
Ekonomi basit değildir. Anlamak ve alternatif politikalar geliştirmek için önce ciddiye alınması gerekir.