Gelir eşitsizliği ve AK Parti oyları

İşsizliğin tavan yaptığı Mart 2009 seçiminde AK Parti'nin il genel meclisi oy oranının %38'e düşmesinin rastlantı olmadığını düşünüyorum.

Gelir eşitsizliği Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar döneminde azaldı mı? Bu soruya hükümet kanadı ile muhalefet kanadının birbirine zıt yanıtlar verdiği herkesin malumu. Bu çok da şaşırtıcı değil. Tartışmanın siyasal polemik boyutu bir yana, gelir eşitsizliği ekonomi kuramının en çetrefilli konularından biri. Bireyler arasındaki gelir eşitsizliğini ölçen fazlasıyla ölçüt mevcut. Bu ölçütlerin her biri gelir eşitsizliğinin farklı bir boyutuna ışık tutuyor. Dahası, belirli bir zaman kesitinde ölçütlerden biri eşitsizliğin arttığını söylerken diğeri aksini işaret edebiliyor.

TÜİK düne kadar gelir eşitsizliğini Hanehalkı Bütçe Anketleri’ni (HBA) kullanarak ölçüyordu. Bunun yerine TÜİK 2006’dan itibaren Avrupa İstatistik Enstitüsü’nün standartlarına uygun olan ve 12 bölge için geçerli Gelir ve Yaşam Koşulları (GYK) anketini kullanıyor. Ancak bu istatistikler 2005-2010 yıllarının hane gelirlerini kapsadığından AK Parti iktidarı ile tam örtüşmüyor. Yine de gelir eşitsizliği-siyaset ilişkisini tartışmak için yeterli sayılabilirler.

TÜİK hane gelirlerini hane kişi sayısına göre düzelttikten sonra iki gelir eşitsizliği ölçütü hesaplıyor: Gini Katsayısı (GK) ve Yoksulluk Riski (YR) oranı. GK bireyler arası eşitsizliğin daha ziyade kesimindeki gelir farklarına duyarlı iken, ortanca gelirin yüzde 60’ın altında gelire sahip bireylerin toplam içindeki payı şeklinde tanımlanan YR alttakilerin gelir artışlarına duyarlılık gösteriyor.

Dönemin bütününe baktığımızda 2005’ten 2010’a her iki ölçütün de azaldığı görülüyor: GK yüzde 42,8’den 40,4’e, YR ise yüzde 25’ten 22,6’ya geriliyor. Bu sonuçlar incelenen dönemde gelir eşitsizliğinin sınırlı ama kesin şekilde azaldığına işaret ediyor. Bununla birlikte, bu iyileşmeye rağmen Türkiye’nin Avrupa’nın en eşitsiz ülkesi olmaya devam ettiğini belirteyim.

Öte yandan gelir eşitsizliğinin yeknesak bir seyir izlemediğini görüyoruz. GK ve YR 2005’ten 2007’ye ülke genelinde önemli ölçüde azalıyor. Dahası, Kuzeydoğu ve Orta Anadolu bölgeleri hariç diğer 10 bölgenin tümünde iki ölçütte de azalma söz konusu. Bu sonuç şaşırtıcı değil. Bu iki yılda yüksek büyüme sayesinde kişi başına gelirde yüzde 9 artış oldu. Bu artışın gelir eşitsizliğini azaltıcı nitelikte olduğu açıkça görülüyor. Bu bakımdan, Ak Parti’nin Temmuz 2007 seçimlerinde oy oranını yüzde 35’ten yüzde 46’ya yükseltmesi bana hiç de şaşırtıcı gelmiyor.

2008’in 2. çeyreğinde hafiften başlayan ve giderek ağırlaşan durgunluğun gelir eşitsizliğindeki iyileşmeyi büyük ölçüde tersine çevirdiği anlaşılıyor. GK bir yüzde puan artarken YR hemen hemen sabit kalıyor. Bununla birlikte 12 bölgenin sekizinde her iki ölçütte de artış söz konusu. Bu nedenle ekonomik krizin genelde eşitsizliği arttırıcı etki yaptığı söylenebilir. İşsizliğin tavan yaptığı Mart 2009 seçimlerinde AK Parti’nin il genel meclisi oy oranının yüzde 38’e düşmesinin rastlantı olmadığını düşünüyorum.

GYK istatistikleri ne yazık ki krizi takip eden yüksek büyüme döneminin (2009-2011) tümünü kapsamıyor. 2008-10 dönemi dikkate alındığında GK’da 1,1 yüzde puan, YR’de ise 1,2 yüzde puan düşüş söz konusu. Bununla birlikte bölgelerde durumun daha karışık olduğunu görüyoruz. Dört bölgede her iki ölçüt azalırken, üç bölgede her ikisi de artıyor.

Kalan beş bölgede ise, kiminde GK azalıp YR artarken, kiminde tersi söz konusu. Bu manzara canlanma döneminde gelir eşitsizliğinin yönünün tam belirginleşmediğini gösteriyor. Ancak 2011’de yüksek büyümenin devam ettiğini dikkate alırsak, Haziran 2011 seçimlerinde iktidarın kaybettiği oyları neden geri alabildiğine de ışık tutmuş oluruz.