IMF'den şaşırtıcı düzeltme

Arjantin'in büyümesi ne ölçüde revize edildi bilmiyorum ama Türkiye'ninki kadar dramatik bir revizyon yapıldığını sanmıyorum.

IMF ocak ayında bir G-20 toplantısı için hazırladığı raporda Türkiye için büyüme tahminini yüzde 2’den yüzde 0,4’e düşürmüştü. Ben de 1 şubatta yayımlanan yazımda “IMF saçmalıyor” demiştim. Bu kadar büyük fark için esaslı bir neden olmalıydı. Yazımda bu kadar düşük büyümenin ancak Avrupa’da borç krizinin çok ciddi bir kredi daralmasını tetiklemesi ile mümkün olabileceğini savunmuştum. Oysa IMF temel senaryosunda Avrupa’da finansal çöküş öngörmüyordu.
Kısa süre önce yayımlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda IMF bu yıl için Türkiye büyüme öngörüsünü yüzde 2,3’e yükseltti. Nedeni belli değil. Sadece Arjantin ile Türkiye’nin büyüme rakamları revize edilmiş. Arjantin’in büyümesi ne ölçüde revize edildi bilmiyorum ama Türkiye’ninki kadar dramatik bir revizyon yapıldığını sanmıyorum. Yanılıyorsam Mark Lewis beni düzeltsin. Bu arada Sayın Lewis belki bu dramatik revizyonun nedenlerini de açıklar. Benim tahminim IMF’nin Türkiye ekonomisini tahmin yönetiminde sorunlar olduğu. Komplo severler başka nedenler de ileri sürebilirler. Benim o kadarına aklım ermiyor. IMF Avrupa ekonomisinin 2012’de yüzde 0 civarında büyüme ile ılımlı bir durgunluk yaşayacağını, en kötünün gündemde olmadığını söylemeye devam ediyor. Öyleyse ne oldu da Türkiye büyüme tahmini yüzde 0,4’ten 2,3’e yükseldi? 

Yumuşak inişin tarifi
Neyse bu kadar polemik yeter. Şu ‘sert iniş-yumuşak iniş’ tartışmasına son verilerin ışığında bir kez daha dönelim. Yüzde 2,3’lük büyüme tahmini sert inişin biraz üzerinde kalıyor. ‘Tatlı sert iniş’ diyebiliriz. ‘Yumuşak inişin’ büyüme sınırı yüzde 4 civarı. Ama tek başına yetmez. İnişin yumuşak olması için enflasyonun hiç olmazsa yüzde 7 civarına, cari açık oranının da yüzde 8 civarına gerilemesi gerekiyor.
Son veriler bu senaryoyu desteklemeye devam ediyor mu? Evet ama bir sorun var gibi. Yumuşak inişin kritik noktası net ihracatın büyümeye pozitif katkı yapması. İç talep beklenenden daha hızlı artarsa, -ki bu ihtimal dışı görünmüyor- yüzde 4 büyümeden daha fazlası da mümkün. Ancak bu durumda cari açıkta beklenen ılımlı düzeltmenin gerçekleşmesi olanaksız. Ocak dış ticaret rakamları ihracatta Avrupa pazarının sorun yaratabileceğini gösterdi. Avrupa’ya ihracat geçen yıla kıyasla 200 milyon dolar azaldı. Geçen yıl yüzde 19’luk artışa güvenerek ılımlı durgunluğa rağmen bu yıl az da olsa Avrupa’ya ihracatın artabileceğini tahmin ediyordum. Bu tahmin iyimser kalabilir. Diğer pazarlara ihracat artmaya devam ediyor ama Avrupa belli ki ihracat artışını yavaşlatacak. Buna karşılık ithalatta artış yüksek. Nedeni petrol fiyatlarındaki yükselişten çok iç talepteki canlılık gibi duruyor. 

Obama’dan önemli hamle
Buna karşılık IMF’nin son raporunda dünya tarım ve gıda fiyatlarının, keza hammadde fiyatlarının düşme eğimlinde olduğu görülüyor. Bu, enflasyon için iyi haber. Ama yumuşak inişin Avrupa’daki gidişattan sonra en kritik unsuru petrol fiyatları. İran ambargosu fiyatları yüksek tutmaya devam edebilir. Buna bir de İsrail saldırısı eklenirse yumuşak inişi unutun. Neyse ki bu konuda iyi haber Obama’dan geldi. ABD Başkanı Atlantic dergisine verdiği röportajda “Gerekirse İran’ı ben bombalarım ama şimdilik buna gerek yok” diyerek Netanyahu’yu köşeye sıkıştırdı. İsrail’in en azından başkanlık seçimlerine kadar dizginlenmesi yüksek olasılık. Piyasalar ikna olursa petrol fiyatları düşüşe geçecektir.
Sonuç olarak yumuşak inişin şansı devam ediyor. Ama uluslararası likidite ile yeni bir iyimserlik dalgasının vereceği gazla Türkiye ekonomisi piste konmaktan vazgeçebilir. Biz de inişin türünü tartışmaya gelecek yıl devam ederiz.