İşsizlikte artış belirginleşiyor

Hükümet önümüzdeki dönemde işsizlik artışı ile bütçe disiplininden taviz arasında zor bir tercih yapmakla karşı karşıya kalabilir.

Eylül dönemi işgücü istatistikleri işsizliğin yönünü düşüşten artışa çevirdiğini açıkça ortaya koydu. İki ay önce bu köşede düşen büyümenin işsizliğe yansımasının ilk işaretlerinin belirmeye başladığını yazmıştım (‘İşsizlikte dönüm noktası’, 17 Ekim). Son rakamlar bu öngörüyü doğruladı.

TÜİK verileri mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranının ağustos döneminden eylül dönemine yüzde 9,2’den 9,4’e yükseldiğini gösteriyor. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (Betam) tahminine göre de tarım dışı işsizlik oranı aynı dönemde yüzde 11,4’ten 11,8’e yükselmiş bulunuyor (Betam İşgücü Piyasası Görünüm [IPG] Aralık 2012). Ayrıca yıllık değişim olarak baktığımızda krizden bu yana ilk kez işsiz sayısında artış gerçekleşmiş bulunuyor. Geçen yılın eylül dönemine kıyasla işsiz sayısı 140 bin kişi artarak yaklaşık 2 milyon 360 binden 2 milyon 500 bine yükseldi.

Artış devam edecek

Düşen büyümeye paralel olarak işsizliğin beklendiği gibi artmaya başladığına şüphe yok. İşsizlik artmaya devam edecek mi? Bir kere önümüzdeki aylarda düşen büyümenin momentumuyla işsizliğin doğal olarak artmaya devam edeceğini söyleyebiliriz. Biliyorsunuz 3. çeyrekte yıllık büyüme oranı yüzde 1,6’da kaldı. Son çeyrekte bir miktar canlanma bekleniyor ama bu sinirli canlanma işsizliği yeniden düşüşe geçirmek için yeterli olmayacaktır.

Esas sorun büyümenin geleceği. Hükümet gelecek yıl için büyümeyi yüzde 4 olarak öngörüyor. OECD’nin son tahminleri de bu yönde. Büyümenin alacağı şekli geçen hafta tartışmıştık (“OECD’nin hüzün verici iyimserliği”). Bu iç talebe dayalı, dolayısıyla da uzun sürmeyecek bir büyüme olacak. Bu tartışmayı bir yana bırakalım ve yüzde 4 civarında bir büyümenin işsizliği azaltıp azaltamayacağına bakalım.

Betam sektörler itibariyle istihdamdaki değişimleri mevsim ve takvim etkisinden arandırarak tahmin ediyor. Bu sayede TÜİK’in tahmin ettiği toplam istihdamdaki eğilimin arka planını izleyebiliyoruz. Betam’ın tahminlerine göre (IPG Aralık 2012) sanayi istihdamı bu sektördeki durgunluğa paralel olarak yatay seyrediyor. Keza tarımda da istihdam bir süredir yatay seyirde. Orta vadede azalması kaçınılmaz. Buna karşılık hizmetlerde muazzam istihdam artışı var. Hizmet istihdamı aydan aya muntazam artıyor. Son bir yılda artış 657 bin.

İstihdamı kamu sırtlıyor

Bu olağanüstü yüksek artışın ayrıntılarına baktığımızda beş alt kesimin öne çıktığını görüyoruz: Eğitim, sağlık, idare, savunma ve güvenlik hizmetleri. Bu alt kesimlerin ilk dördündeki istihdam artışları büyük ölçüde kumunun yarattığı istihdama bağlı. Öğretmen ve sağlık personeli sayısının arttırılması sadece işsizlik açısından değil uzun dönemde büyüme açısından da olumlu. İdare ve savunmaya daha ayrıntılı bakmak lazım. Burada önemli olan hizmet sektörünün, özellikle de devletin istihdamı daha ne kadar sırtlamaya devam edebileceği. 2013 bütçesi oldukça sıkı tutulmuş durumda. Personel sayısını çok fazla arttırmaya müsait değil. Ayrıca yüzde 4’lük büyümenin, yıllık ortalama artışı 550 bin civarında olan tarım dışı işgücünü karşılayacak kadar istihdam yaratması pek mümkün değil. Kriz ertesi dönemde 1 puanlık büyüme hizmetlerdeki yüksek istihdam artışları sayesinde tarım dışında yaklaşık 0.6 puanlık istihdam artışı sağlıyor. Bu hesapla yüzde 4 büyüme tarım dışı istihdamı ancak yüzde 2,6 oranında arttırabilir. Bu hesapla istihdam artışı 500 bini bulmuyor. Sonuç olarak önümüzdeki dönemde hükümet işsizlik artışı ile bütçe disiplininden taviz arasında zor bir tercih yapmakla karşı karşıya kalabilir.