Kadına kreş desteği

Ahlaksal ve ayırımcı engeller kaldırılmadan salt kreş desteği çalışan kadın sayısını istenilen düzeye ulaştırmaya yetmez.

Türkiye’de kadınlar çalışma hayatına oldukça uzaklar. İstihdamda tarımın ağırlıkta olduğu dönemlerde bunun pek farkında değildik çünkü aile işletmelerinin egemen olduğu tarımda kadın-çocuk herkes çalışıyordu. Ama ne zamanki kentleşme hızlandı, çalışan ve iş arayan kadınların (kadın işgücü) çalışabilir kadın nüfusuna oranı (kadın işgücü katılım oranı–KKO) düşmeye başladı. Kente göç eden ve bu göçün ilk kuşaklarına mensup kadınların bir kısmı düşük eğitim ve vasıfsızlık gibi nesnel nedenlerle bir kısmı da kent ortamının sunduğu işlerin tarla işinden farklı olması nedeniyle toplumsal-ahlaksal normların etkisiyle işgücünün dışında kaldılar.
Bu kadınların sayısı artarken tarım istihdamının payı azaldığından toplam KKO yüzde 24 civarına kadar geriledi. Bu oran halen yüzde 29 civarında. Oysa, Avrupa’nın en düşük KKO’suna sahip Güney Avrupa’da bile bu oran yüzde 55’in üzerinde. Türkiye’nin ne kadar geride olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.
KKO yüzde 24 civarında dip yaptıktan sonra yavaş yavaş artmaya başladı. Artışın en önemli nedeni eğitim: Kadınların eğitim düzeyi arttıkça işgücüne katılım da artıyor. Son rakamlar lise düzeyinin altında eğitime sahip kentli her 100 kadından sadece 12’sinin işgücünde olduğunu gösteriyor. Bu oran lise mezunu kentli kadınlar arasında 35 civarına, yüksek okul ve üniversite mezunları arasında ise 70 civarına yükseliyor. Çalışabilir kadın nüfus içinde diplomalı sayısı arttıkça doğal olarak KKO da artıyor.
Ancak eğitim kaynaklı bu artış eğilimi yeterli değil. Gelişmeler doğal trendine kalırsa, KKO’nun 2023 yılına kadar ancak yüzde 34 civarına yükseleceğini tahmin ediyorum. Bu oranı hiç olmazsa yüzde 40 civarına çıkarmak için kadınları çalışmaya hem teşvik edecek hem de zorlayacak çok yönlü politikalara ihtiyaç var.
Bir yandan kadını çalışmaya teşvik ederken, diğer yandan firmalar için kadın istihdamını ekstra maliyet kaynağı olmaktan çıkarmak gerekir. Kadın istihdamının bu iki yönü birlikte düşünülmediğinde tutarsızlıkların gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Kadını çalışmamaya teşvik eden sosyal destekler verirseniz (babadan kalma maaşlar, evlenene kıdem tazminatlı işten ayrılmalar vb), eli ayağı tutan, belirli bir eğitim düzeyi de olan bir bölüm genç kadının neden çalışmadığına fazla şaşırmamanız gerekir. Buna karşılık, salt anneye özgü doğum izinleri verirseniz, firmaları kadın aday yerine erkek adayı istihdam etmeye teşvik edersiniz.
Yukarıdaki negatif teşviklere rağmen kimi kadınlar, özellikle düşük eğitimli düşük vasıflı olanlar çalışmak istiyor olabilirler. Eğer evde bakılacak çocuklar varsa ve onları emanet edecek bir aile ferdi yoksa, kreşe ödendikten sonra kazanabilecek ücretten geriye fazla bir şey kalmayabilir. Bu bakımdan kreş desteğinin KKO’ya pozitif katkı yapması beklenir ama mucizeler yaratmayacağı da bilinmelidir. TÜİK işgücü istatistiklerine göre çalışmaya hazır ama evde bakacak çocuk ya da yaşlılar olduğu için iş aramadığını beyan eden kadınların sayısı 700 bin civarında görünüyor.
Ulusal İstihdam Stratejisi raporumuzda Betam olarak kreş konusunda kupon sistemini önermiştik. Kreşe verilen çocuk başına her kayıtlı çalışan kadına istediği kreşte kullanmak üzere devlet aylık kupon verir. Kupon değeri bölgedeki en düşük kreş ücretinden bir miktar aşağıda olmalıdır. Dolayısıyla her bölge için farklı rakamlar belirlenmelidir. Kreşler topladıkları kuponları her ay devletten tahsil ederler.
Ancak bilinmelidir ki, çalışmak isteyen kadının önündeki tüm ahlaksal ve ayırımcı engeller kaldırılmadan salt kreş desteği çalışan kadın sayısını istenilen düzeye ulaştırmaya yetmez.