Tatlı sert inişe hazır olun

Dış talep yetersizliği sert inişten kaçınabilmek için iç talebin bir ölçüde desteklenmesini gerektirebilir.

Türkiye ekonomisinin uçağı iniş için alçalmaya başladı. İnişin nasıl olacağına dair tartışma da devam ediyor. Bundan birkaç ay öncesine kadar meteoroloji hava koşullarının yumuşak iniş için uygun olduğunu söylüyordu. Ama hava yavaş yavaş bozmaya başladı. Uçağın piste düzgün bir şekilde indirilebilmesi için pilotun büyük maharet göstermesi gerekecek. İniş tatlı sert olabilir.
Bu olasılıktan ilk kez 1.5 ay kadar önce söz etmiştim (‘İniş tatlı sert olabilir’, 11 Nisan). O günden bugüne açıklanan makro ekonomik göstergeler bu olasılığı arttırdı. Birinci çeyrekte Avrupa’da büyüme beklendiği gibi yüzde 0’da kaldı. Yunanistan’daki gelişmeler, Fransa’da sosyalist iktidar, Almanya’da ise Hıristiyan Demokratlara desteğin düşmesi piyasalardaki tedirginliği iyice arttırdı. Belli ki Avrupa kısa sürede düzelmeyecek. Avrupa’ya ihracatımız düşmeye devam edecek demektir. Diğer bölgelere ihracat iyi gidiyor ancak genel olarak dünya ekonomisinde yavaşlama sinyalleri artıyor. Dış talep için kötü haber ama petrol fiyatının düşmeye başlaması iyi haber. 

Manevra kabiliyeti
İçeride talep düştü. Bu istenen bir gelişmeydi. Ancak bir ölçüde dış talep ile karşılanması gerekiyordu. Öyle anlaşılıyor ki dış talep umulduğu kadar güçlü olmayacak. Bu durumda yeni bir iniş senaryosu gündeme geliyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş, ithalatı düşürücü etki yapacaktır. İçeride enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştırır. Ancak dış talep yetersizliği sert inişten kaçınabilmek için iç talebin bir ölçüde desteklenmesini gerektirebilir. Sert hava koşullarında pilotun mahareti kadar uçağın manevra kabiliyeti de önemli.
Türkiye ekonomisinin manevra kabiliyetinin nispeten geniş olduğu kanaatindeyim ama yumuşak inişe yetebileceğinden emin değilim. Enflasyonda iddialı bir hedef var: Yüzde 6,5. Aslında hedef yüzde 5; yüzde 6,5 TCMB’nin tahmini. Ama tahmin artık hedef oldu. Mayıs itibariyle yüzde 9 civarına düşecek olan enflasyonu en az 3,5 puan daha geriletmek için iç talep üzerindeki baskının (yüksek faizlerin) gevşetilmemesi gerekiyor. Bu arada kurun da nispeten istikrarlı olması şart. Bu koşullarda büyümenin en iyi ihtimalle yüzde 3 civarında tutunabileceğini tahmin ediyorum. 

Bütçeye dikkat!
Siyasal otoritenin büyümeden bu kadar taviz vermeye hazır olduğunu sanmıyorum. Erdem Başçı dış koşullardaki gelişmelere bağlı olarak para politikasının bir miktar gevşetilebileceği sinyalini geçen hafta verdi. Maliye politikasında da bir miktar manevra alanı mevcut. Geçen yıl yüzde 1,4’e gerileyen bütçe açığı, kamu borç oranını yukarı ittirmeden bu yıl yüzde 2,5 civarına yükselebilir. Ama 1 puanlık bir gevşeme yetersiz kalabilir. Düşen büyümenin bütçe dengesini yapısal olarak zorlamaya başladığı görülüyor. İlk dört ayın bütçe performansı, düşen büyümeye paralel vergi gelirleri de reel olarak düşüyor. Buna karşılık faiz dışı bütçe giderlerinde yüzde 4-5 kadar reel artış var.
Bu zayıf performans maliye politikasının ancak sınırlı ölçüde gevşeyebileceğini söylüyor. Gerçi bir defalık ekstra gelirlerle bütçe açığı kontrol altında tutulabilir ancak bu ekstra gelirlerin borç ödemeleriyle büyümeyi destekleyecek yatırımlara harcanması şart. Aksi takdirde uzun dönemli görünüm bozulur. Bu dar alanda memurların ne yazık ki enflasyonun üzerinde zam alabilmeleri olanaksız.
Tatlı sert inişin tanımı nedir derseniz, basitleştirerek yüzde 7 enflasyon, yüzde 8 cari açık, yüzde 3 büyüme derim. Hükümet bu düşüklükte bir büyümeye razı olur mu? Olmazsa ne olur? Önümüzdeki dönemin başlıca soruları bunlar olacak.