Yunanistan bildiğiniz gibi

Yunanistan 'para birliği'nde kaldığı sürece kamu harcamalarının ve ücretlerin büyük ölçüde düşürülmesinden başka yol yok.

Yunanistan ikinci kez seçim yaptı ve 6 Mayıs’ta yapılan ilk seçimin öncesine döndü. O zaman da Yeni Demokrasi-PASOK koalisyonu ‘Troyka’nın ağır kemer sıkma programını umutsuzca uygulamaya çabalıyordu. Şimdi de aynı koalisyon aynı programı uygulamanın dehşetiyle karşı karşıya. Seçimlerde ipi, radikal sol Syriza’nın 3 puan önünde bitiren Yeni Demokrasi göğüsledi ve birinciye verilen ekstra 50 sandalye ile birlikte 129 milletvekilliği kazandı. 33 milletvekili çıkaran PASOK ile merkez sağ bir koalisyon hükümeti kuracak çoğunluk oluşmuş durumda. Ancak demokratik sol DIMAR’ı da hükümete katılması için iknaya çalışıyorlar. 

Bu satırların yazıldığı
sırada Yunan basınında DIMAR’ın lideri Kouvelis’in bunun mümkün olduğuna dair demecini okudum. Bu parti hükümete girmeyi ancak istikrar programında önemli değişiklikler yapılması şartıyla kabul edecektir. Aksi takdirde, kemer sıkmayı büyük ölçüde benimseyen bir hükümete katılması intiharı olur. Yeni Demokrasi ve PASOK kendilerinin ateşten gömleği giyeceklerini biliyorlar ve başka kurbanlar arıyorlar. 

Bilek güreşi
DIMAR’ın koalisyona katılması, Yeni Demokrasi lideri Samaras’ın ‘Troyka’dan esaslı tavizler koparmak için sert bir bilek güreşine girmeyi göze aldığı anlamına gelir. Böyle bir ihtimal var. Karşılıklı blöf durumu devam ediyor. Samaras seçim kampanyasında programı yeniden müzakere edeceğini söylüyordu. Bazı tavizler koparamazsa kuracağı hükümetin düşen ücretler ile artan işsizlik altında ezilen Yunanistan’ı yönetebilmesi bana göre olanaksız. Syriza’nın güçlü muhalefeti karşısında dayanamazlar.
Bu durumda geçen haftaki yazımda Yeni Demokrasi’nin birinci gelme ihtimalini dikkate alarak belirttiğim gibi, Avrupa zor bir ikilemle karşı karşıya kalmış durumda. Ya Yunanistan’ın iflas etmesini göze alamayarak büyük bir borç silme operasyonu ile birlikte kemerleri bir iki delik gevşetecek ya da blöfü görecek. İstikrar programının yeniden müzakere masasına yatırılması kaçınılmaz görünüyor. 

Yunanistan Avrupa’yı bölüyor
Bu konuda Brüksel bir sıcak bir soğuk üflüyor. AB’nin tepe yöneticileri bir miktar esneme olabilir mesajını verirken komisyon temsilcisi “Yeniden müzakere söz konusu olamaz” diyerek kapıyı kapattı. Alman hükümeti de “Taviz yok” diyor. Hükümet Sözcüsü Georg Streiter de “Troyka’nın Yunanistan’ın yükümlülüklerini yerine getireceğinden emin olması hayati öneme sahiptir, Yunanistan’a herhangi bir tavizin zamanı değildir” diyerek kestirip attı. Hazır ‘Syriza tehlikesi’ atlatılmışken ‘sorumlu ve fedakâr’ hükümete yardımcı olmak gerektiğini savunanlar ile bunun olanaksız olduğunu, diğerleri için de kötü bir örnek olacağını düşünenler önümüzdeki günlerde karşı karşıya gelecekler. Yunanistan, Avrupa’yı bölmeyi başardı. 

Yeniden müzakere
konusunda kritik nokta, büyük bir borç silme operasyonu yapılmaksızın kemer sıkma programının gevşemeye izin vermemesi. İki yıldır bu köşede dilim döndüğü kadar anlatmaya çalışıyorum; Yunanistan, ‘para birliği’nde kaldığı sürece, kamu harcamalarının ve ücretlerin büyük ölçüde düşürülmesinden başka yol yok ve bu yol siyaseten kaldırılmayacak kadar acılı. Almanya ile birlikte borç sorunu yaşamayan Avrupa ülkeleri alacaklarından büyük ölçüde vazgeçerler mi? Diyelim ki, “Euro çökerse daha büyük bedel öderiz” korkusuyla vazgeçtiler; bu durumda gırtlağına kadar borca batmış ve Yunanistan kadar olmasa da ağır kemer sıkma programları uygulayan diğer Güney Avrupa ülkelerinin halkları da aynı tavizleri koparmak istemezler mi? Doğrusu bu sorunun yanıtını ben de tam olarak kestiremiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da Avrupa’nın başının ciddi belada olduğu.