Yunanistan yönetilir olmaktan çıkıyor

Yunanlıların büyük çoğunluğu gelecekten umutsuz. Dört yıldır devam eden yoksullaşma bu yıl daha da hızlanacak.

Yunanistan’ın dibe yuvarlanışının son sahnesini pazar günü izledik. Parlamento yeni kemer sıkma programını oylarken Sintigma Meydanı’nda yüz bin kişi, gaddar Almanlar tarafından Yunanlılara acı çektirmek için icat edildiğine inandıkları programı protesto ediyordu. Gösteri her zaman olduğu gibi onlarca binanın ateşe verilmesiyle sonlandı. Göğe yükselen alevler Yunanistan’ın karanlık gecesini umutsuzca aydınlattı.
Yunanlıların büyük çoğunluğu gelecekten umutsuz. Dört yıldır devam eden yoksullaşma bu yıl daha da hızlanacak. Bir yandan ücretler düşecek, diğer yandan yüzde 20’yi aşan işsizlik daha da artacak. Her iki gençten birinin işsiz olduğu bir ülkeyi tasavvur etmekte zorlanıyorum. İspanya’da da her iki gençten biri işsiz ama İspanyollar henüz umutsuzluğun girdabına kapılmış değiller. Seçim kampanyasında kemerleri sıktıracağını açıkça söyleyen merkez sağ iktidarda. Radikal reformlar yapmaya kararlı. Borç oranları da Yunanistan’ın yarısı kadar. 

Program yürümez
Yunanistan’da ise umutsuzluk diz boyu. İki nedenle: İstikrar programının ekonomik açıdan başarı şansı yok gibi. Buna bir de siyasal sistemin çöküşün eşiğine gelmiş olmasını, dolayısıyla yakında programı uygulayacak bir iktidarın bulunamama ihtimalini ekleyin, durumun neden umutsuz olduğunu anlarsınız. Bu köşede defaatle belirttiğim gibi, Yunanlılar iki temel sorunla karşı karşıyalar: Devasa bütçe açığını az da olsa faiz dışı fazla yaratacak kadar azaltmak, aynı zamanda da büyümenin yolunu bulmak gerekiyor. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için önlerinde esas olarak iki seçenek var. Kemer sıkmak, aynı zamanda da eurodan çıkarak elde edilecek rekabet gücüyle büyümeye şans vermek ya da yine kemer sıkmak ama rekabet gücü için eurodan çıkmak yerine ücretleri düşürmek. AB, Yunanistan’ı eurodan çıkarmayı göze alamıyor. Kaldı ki, Yunanlılar işbirliği yapmadıkça bunu planlı bir şekilde yapamayacağını da biliyor.
Sonuç olarak deflasyon seçeneği benimsenmiş durumda. Asgari ücret yüzde 22, gençler için de yüzde 30 kadar düşürülecek. Asgari ücretle birlikte genel ücret düzeyinin de düşeceği umuluyor. Amaç hasıl olsa bile satın alma gücünün gerilemesiyle birlikte sadece ithalat değil yerli mal ve hizmet talebi de düşecek. Ekonomi daralmaya devam edecek. Temel dengeler tesis edilinceye kadar yoksullaşmanın daha kaç yıl süreceği belirsiz. Oysa eurodan çıkış, tüm zorluklarına rağmen, temel dengeleri daha kestirmeden sağlama şansına sahip. Üstelik çürük elmadan kurtulmanın bedeli olarak Kuzey Avrupa Yunanistan’ın borçlarının çok büyük bölümünü silerek faturaya ortak olabilir. 

Hepsi dökülüyor
Ücret deflasyonunu sadece PASOK ile Yeni Demokrasi euroda kalmanın bedeli olarak savunuyorlar. Pazar günkü oylamada ret oyu veren PASOK’tan 22, Yeni Demokrasi’den 20 milletvekili partilerinden ihraç edildiler. Papademos’un teknokrat koalisyonunun küçük ortağı aşırı milliyetçi Laos ise çekimser kaldı. Üç sol parti karşı oy kullandı. Birkaç ay içinde Yunanistan seçimlere gidecek. PASOK’a destek yerlerde sürünüyor. Yeni Demokrasi yüzde 30 civarında gözüküyor. Kemer sıkmaya karşı çıkan sağ ve sol partilerin çoğunluğu elde etmeleri yüksek olasılık. Ancak bu partilerin ortak duruşu, “Borçları ödemeyelim ama euroda kalalım, Avrupa şantaja dayanamaz bize kıyak geçer” şeklinde özetlenebilir. Dünkü Kathemerini’de Nick Malkoutzis imzalı yazının başlığı şöyleydi: Hepsi dökülüyor (They all fall down).