Bir Kitle Partisi olarak HDP ve AKP

Türkiye'de 'nasıl algılandığın' konusu çok önemli. Siyasetteki başarı da bu algıyı nasıl yönettiğinizden geçiyor. Bugün algı yönetimini en iyi yapan parti Ak Parti.

Sebahat Tuncel ile hafta başında röportaj yaptım. Çok önemli şeyler söyledi. Radikal’de okudunuz, okumadıysanız da okuyun derim.
“Gezi’den bize hemen oy çıkmayacağını biliyorduk ama bize zemin çıktı ve biz bunu örgütlemeye hazırız” dedi mesela.

“Sadece Kürtlerin değil Çerkezlerin, Alevilerin, Feministlerin, Ekolojistlerin, Ermenilerin, Dindarların kısacası demokrasi isteyen ve mevcut sistemle sorunu olan herkesin partisi olacağız yani kitle partisi olacağız” dedi.

Az buz hedefler değil bunlar. Doğru ama gerçekleştirmesi de bir o kadar zor ve uğraş isteyen hedefler. Türkiye’nin gerçekleriz malum. Kemikleşmiş yapıları değiştirmek kolay olmuyor.

Sebahat Tuncel önemli bir şey daha söyledi . “BDP’nin bu zamana kadar edindiği demokrasi ve Kürtlere eşitlik mücadelesi, Eş Başkanlık gibi önemli kazanımları koruyarak ama bunlara yenilerini ekleyerek “ yola devam edeceklerini söyledi.

Ben de kendisini sordum “Beyaz Türklerin oylarını da alabilecek misiniz?” Bu sorum da haklı bir soru. İnsanları beyaz ya da siyah olarak ayırma derdinde değilim, Türkiye’de Kürtleri ya da dindarları kendi hayat biçiminden uzak gören, diğerlerinin hak arayışlarını bölücülük olarak niteleyen, demokrasi mücadelesini sadece kendi çizdiği çerçeveye oturtmaya çalışan bir zümre olduğu bir gerçek. Ama artık sadece onların gerçekleriyle şekillenen bir dünya ve Türkiye yok.

Toplumun dinamikleri değişiyor. Yukarıda tanımladığım gibi hayata bakan ailelerin çocukları, annelerinden babalarından daha farklı düşünüyorlar. O gençler mevcut muhalefet partilerinde kendilerine yer göremiyorlar. Gezi’de belki de ilk defa Diyarbakır meydanında yıllardır yaşananları anladılar, yeryüzü soflarında birleştiler, türbanlı türbansız ayrımını anneleri gibi yapmıyorlar. Türbanlı arkadaşları da var ateist arkadaşları da.

Hayattan, siyasetten beklentileri farklı. Şimdi yeni siyasetçilerin yeni partilerin, yeni akımların bu oyları da alabilmesi, örgütlemesi lazım. Bunu Sırrı Süreyya Önder başardı mesela. Kürt hareketinin içinden gelmedi ama hem Türklerin hem de Kürtlerin sevgisini ve oyunu kazandı. Ona oy verenler arasında o güne kadar BDP‘ye hiç oy vermemişler de vardı. Onu yeni bir nefes ve ses olduğu için destekleyenler belki o güne kadar CHP’ye oy veriyorlardı. İşe bunu sordum ben Sebahat Tuncel’e. O da dedi ki “biz yerel seçimlerde zaten aldık ve almaya da devam edeceğiz onların oylarını, çünkü herkes kendi isyanını bizde örgütleyebilir. Çünkü biz gerçek seküler parti olabileceğiz. Ekoloji politikamızı, kadın politikamızı, demokrasi taleplerimiz ya da barışı sürecini benimsedikleri için bize oy verebilirler.” Bu umut verici bir talep ve hedef değil mi?

Sonra anladım ki Tuncel’in bu sözleri büküldü, çekiştirildi ve bambaşka bir yere geldi dayandı. “HDP Kürt kimliğinden çıkıyor mu?” diyenler. Kürt hareketini eritiyor diye kızanlar, BDP’ye karşı bir hareket diye öfkelenenler. Başka oylardan hele hele Kemalistlerin oylarından sana ne diye köpürenler. “Sebahat Tuncel bunları dememiştir sen kendi fikrini yazmışın” diye bağıranlar.

Ben de sormak isterim ne alakası var?

Demek ki değişim herkes için zor ve sancılı.

Bakın Sebahat Tuncel o röportajda ne diyor “Barış olacaksa bu sadece Kürtlerin ya da sadece Türklerin barışı olamaz. Barışı hep birlikte sağlamalıyız.”

“Biz Aleviler, dindarlar, kadınlar, Ermeniler adına bir şeyler söylediğimizde onların sorunların çözemiyoruz oysa onlara bizim içimizde siyaset yapma sözünü söyleme şansı verirsek onların sorunlarını çözebiliriz.”

Çok doğru bir yaklaşım değil mi? Kitle partisi de böyle olunur zaten.

Fark böyle yaratılır. Fark “senin gibi olmayan ama talebi senin gibi olana da umut verebiliyorsan” farkdır.
Yeni bir muhalefet türü de bu nedenle gereklidir.

Sebahat Tuncel’e sordum, “BDP Türkiye partisi olarak algılanmadı şartlar gereği” diye.

Tuncel de dedi ki ” Aslında programında bütün Türkiye’nin sorunlarına çözüm var ama kendisini iyi anlatma şansı olmadı, öyle algılanmadı.”
Türkiye’de “nasıl algılandığın” konusu çok önemli. Siyasetteki başarı da bu algıyı nasıl yönettiğinizden geçiyor. Bugün algı yönetimini en iyi yapan parti Ak Parti.

Röportajın içeriğine değil de başlığına bakarak tepki verenler şunu da göstermiş oldu. HDP’yi anlamamakta direnen Kürtler de var.
HDP önemli hedeflerle yola çıkarken bu anlık tepkilere bakarak değil algı yönetimi iyi yaparak ve gerçek bir kitle partisi kimliği ile herkese yönelik ve kapsayıcı mesajların da ısrarcı olursa başarıyı yakalayabilir.

Başbakan’dan Ermenilere mesaj

Sebahat Tuncel’in bana göre çok önemli bir çıkışı, yeni siyaseti simgeleyen “Beyaz Türklerin de oylarını alacağız çünkü gerçek laik parti biziz ” sözleri tartışıla dursun, bu yaklaşım klasik söylemlerle ve bence iyi niyetli olmayan biçimde ambargo altına alınmaya çalışılsın, Başbakan’dan “Ermenilerin acılarını anlamak insanlık vazifesidir” açıklaması geldi. Çok önemli bir adım. İlk defa bir Başbakan böyle bir açıklama yapıyor. Yeterli mi? Tartışılır elbet. Bunun altı nasıl doldurulacak? Hrant Dink cinayeti çözülebilecek mi? Gerçek suçlular yakalanacak mı? Devlet bundan sonra aynı acılar yaşanmasın diye hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi hiçbir yasak olmadan kurumsallaştırabilecek mi? Sorular uzar gider ama sonuç olarak Başbakan’ın bu sözleri söylemesi bile çok önemli diye düşünüyorum. “ Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz." Hükümet cesur çıkışını böyle yapıyor. Muhalefet ondan daha cesur bir çıkış yapabilecek mi?