'Yeni bir muhalefet şekli lazım'

MHP'nin yeni nesil Asenalara ihtiyacı var kendisini daha iyi anlatması için. CHP'nin mahallenin bağrından kopup gelmiş yeni isimlere.

Seçim yarışında ilk bölüm bitti. Dizilerin diliyle sezon finali yaptık.
Ama sırada Cumhurbaşkanlığı ve Genel seçim var. Yani yarış ve mücadele bitmedi.
Şimdi hem siyasi partilerin hem de seçmenin muhasebe yapma günü.
Etrafımı dinliyorum, sağda solda konuşulanlara kulak kabartıyorum.
Seçimin ertesi günü okul çıkış saatine rastladım.
Lise öğrencileri kendi aralarında seçimin sonucunu konuşuyorlardı yolda yürürken.
Sevindim, umutlandım.
Demek ki sadece maç, kızlar, oğlanlar ya da diziler üzerine kafa yormuyorlar.
Olan biten onları da ilgilendiriyor.
Bu çok önemli.
Geçen gün yazımda Başbakan geleceği farklı yaza bilir demiştim ama aynı şey muhalefet için de geçerli.
Muhalefet de yeni bir gelecek yazabilir.
İşe samimi bir öz eleştir yaparak başlamak gerekiyor.
Ve muhalefet artık AKP’nin ne olduğunu anlatmayı bırakıp kendisinin ne olduğunu ve olacağını daha iyi anlatması gerekiyor.
Televizyon programlarında ortaya çıkan tablo hep aynı ve hala devam ediyor.
Muhalefet partilerinin temsilcilerine ne sorarsanız sorun onlar ısrarla hükümeti anlatıyor.
Ve hükümeti anlattıkça hükümetin ruhuna bürünüyorlar.
Oysa şimdi artık başka bir dil ve muhalefet biçimi zamanı.
Geçen Pazar Radikal’de Hayko Cepkin’le röportajım yayınlandı. Hayko “Gezi ile başlayan dönemin müziğini yapsam sadece insan seslerini kullanırdım, enstrüman kullanmazdım” dedi
Sokağın sesi,
Gençliğin sesi.
AKP’nin yatırım yaptığı ama BDP dışındaki partilerin yeterince dinlemediği, kulak kabartmadı sokağın sesi.
Oysa hem CHP’nin hem de MHP’nin içinde bu sesi çok iyi yansıtabilecek isimler var.
MHP’den Sinan Oğan, CHP’den Melda Onur, Şafak Pavey, Aylin Kotil. Yeni nesil siyasetçiler onlar.
MHP’nin yeni nesil Asenalara ihtiyacı var kendisini daha iyi anlatması için.
CHP’nin mahallenin bağrından kopup gelmiş yeni isimlere.
Çatık kaşlara, ağır abi pozlarına değil samimiyete ihtiyacı var toplumun.
Azar işitmekten, bağırıp çağıran adamlardan , sürekli şikayet edip çözüm üretilmemesinden bıktı herkes.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu seçimlerden önce gençlerle bir araya getirdim. İnanılmaz bir seyirci desteği geldi.
Hoşa giden neydi? Kemal Kılıçdaroğlu o güne kadar duymadığımız bir şey mi anlattı? Hayır! ama bir Genel Başkanın gençlerin karşısına çıkması, mütevazi bir şekilde onları dinlemesi, AK Parti’yi değil kendisinin ne düşündüğünü, ne yapacağını anlatması puan topladı.
Siyasi olgunluğu takdir edildi. Hiç almadığımız kadar yüksek rating aldık ve bizim değil gençlerin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun “özlenen siyasi tavrıydı” ratingi alan.
Soru soran gençler arasında CHP’li Barış’ın, MHP’li Alperen’in, TKP’li Ender’in, AKP’li Bülent’in heyecanı, mücadelesi, fikirleri ve cesaretleri güzel yaptı siyaseti.
Peki onlar ve diğerleri niye siyasette değiller? Niye “yara bandı” isimlerle fark yaratılmaya çalışılıp hüsrana uğranıyor?
BDP’nin başlattığı Eş Başkanlık sistemi neden örnek alınmıyor? BDP diye mi? Bakın onlar sayesinde Süryani Belediye Başkanı var Türkiye’nin.
“Biz kadın kotası koyduk” demekle olmuyor. Kadın Belediye Başkanı çıkarmakla oluyor .
Siyasette fark yaratmakla oluyor. Samimiyetle oluyor. Gençlerle, kadınlarla oluyor
AKP’ye oy veren , destek veren o genç kadının, o genç adamın da ne istediğini anlamaktan geçiyor başarı.
Belki de yeterince kulak kabartmadınız ne dersiniz?