Zafer Çağlayan'a sorular

Bütün dünyada siyasetçilerle ilgili yolsuzluk iddiaları gündeme gelir. Demokratik ülkeleri de diğerlerinden ayıran, bu iddialara getirilen açıklamalar ve takınılan tavırdır.

Eski Bakan Zafer Çağlayan’ın Ak Parti’li yoldaşlarına yolsuzluk iddiaları ve meşhur saatle ilgili açıklamalarına Patek Philippe firmasından yalanlama geldi.

Çağlayan "Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor" demişti. 

Firma ise şöyle diyor: "Garanti belgesi, kişiye özel değil, saate özeldir. Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır"
Firma bu açıklamayı yapmamış olsaydı bile Zafer Çağlayan’ın açıklamasına kaç partili inandı, merak ediyorum.

Kaç kişi eski Bakan’ın açıklamasından tatmin olup “gerçekten iftira atıyorlar işte bak sağlam belge, sağlam savunma" diyebildi?

Bir kere saatin garanti belgesine gelene kadar daha başka soruların da cevaplandırılması gerekiyor mu?

Her şeyden önce bu saati sipariş verirken Reza Zarrab niye yanınızdaydı?

Sizin adınıza herhangi bir alışveriş yapmasına neden izin verdiniz?

Bir Bakan’ın bir işadamıyla böyle bir ilişkiye girmesinin her zaman bir bedeli olacağını nasıl olur da tahmin etmezsiniz?

Reza Zarrab size iyi niyetle böyle bir teklif getirmiş olsa bile, siz bunu nasıl kabul edersiniz? 

Çocukcağızdan gelen bu şuursuz teklife karşı sert bir çıkış yaparak “Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı’na rüşvet mi teklif ediyorsun” demeniz gerekmiyor muydu?

Yaptığınız bu açıklama her şeyden önce yol arkadaşlarınıza saygısızlık değil mi?

Bu yaptığınız açıklamayla önce onların, sonra halkın zekasıyla alay etmiş olmuyor musunuz?

Yoksa nasılsa bizim seçmen saat işlerinden anlamaz diye düşünüp bu garip savunmayı yapıyorsunuz? Hadi diyelim bu iddialara bir açıklama gerek diyenlerin tümü komplocu. Paralel yapının emrinde. Ama ne olursa olsun size yerel seçimlerde desteğini esirgemeyen seçmeninize doğru dürüst bir açıklama borcunuz yok mu? Mersin mitinginde “partimize etiket yapıştırmaya çalışıyorlar” diye seslendiğiniz insanlara mesela?

O mitingde “Eğer bir saat hediye almışsam ve saat aldığımı, saat verildiğini kim söylüyorsa namerttir, edepsizdir, ahlaksızdır” demiştiniz. Şimdi bu insanlar “Fatura saati bana alanın üzerine ama garanti belgesi benim üzerine” açıklamasını duyunca hangi açıklamanıza inanmalı? 

Dünyaca ünlü bu saat firmasının bir açıklama yaparak söylediklerinizi yalanlayabileceğini hiç mi hesaba katmadınız? 

Belki siz ve diğer Bakanlar hakkındaki i iddialar gerçek dışı. Hepsi yalan. Olabilir.

Ama daha soruşturma başlamadan yalanlanacak açıklamalar yaparak bu iddiaların gerçek dışı olduğunu kanıtlama ve halkı , seçmeninizi ikna etme şansınızı da yitirmiş olmuyor musunuz?

Bütün dünyada siyasetçilerle ilgili yolsuzluk iddiaları gündeme gelir. Demokratik ülkeleri de diğerlerinden ayıran, bu iddialara getirilen açıklamalar ve takınılan tavırdır.

Kısaca hatırlayalım. 

Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff . Masrafları bir işadamı tarafından karşılandığı ve düşük faizli kredi aldığı için suçlandı. İlk açıklaması “Bana olan güven zedelendi. İstifa ediyorum” oldu

Romanya eski Başbakanı Adrian Nastase.Yolsuzlukla suçlandı, hemen istifa etti. Hakkındaki bütün iddiaların soruşturulmasını kabul etti.
Eski Çek Cumhuriyeti Başbakanı Petr Necas.Ulusal istihbarat birimini şahsi istekleri doğrultusunda çalıştırmakla suçlandı. İstifa etti. “Benim polisim benim istihbaratım “ gibi bir savunma da yapmadı.

İspanya Kralı'nın damadı İnaki Urdangarin. Haksız kazanç elde etmekle suçlandı. Kral’ın damadının bütün mal varlığına el konuldu . Kral’ın gıkı çıkmadı.

En güzeli de bu;

Danimarka'da devletin bağış yaptığı bir kuruluşta yaşanan lüks harcama skandalından haberi olmadığını söyleyen Kalkınma Bakanı Bach hemen istifa etti. Bach, “Onayladığım seyahat kurallarını görmem gerekirken bunu fark etmemem ciddi bir hata” açıklamasını yapmayı da ihmal etmedi.

Not: Geçen hafta yazımda 10 Mayıs’ta Diyarbakır’da yapılacak demokratik İslam Konferansı’na Zehra Vakfı’nın da katılacağını söylemiştim. Bana gelen bilgi bu yönde idi. Katılmıyorlarmış. Düzeltiyorum.