CHP için sorumluluk alma zamanı

Kemal Kılıçdaroğlu ve parti yönetiminin omuzlarında ağır bir sorumluluk var. 7 Haziran seçiminin sonuçları CHP için düşündüğümüzden daha farklı olabilir.

Seçim sath-ı mailine girdiğimiz şu günlerde iktidar partisinde ciddi sıkıntıların baş gösterdiği artık herkesçe malum. Kabataş yalanı öylesine aleni bir şekilde teşhir oldu ki malum çığırtkanların sesleri dahi kısılmış durumda. Fantastik Sümeyye Erdoğan’a suikast iftirası da çıktığı gibi çürütüldü. Normal demokrasilerde bunlar Watergate çapında skandallardır ve ağır sonuçları olur ama biz normal bir demokraside yaşamıyoruz. AKP içerisinde devam eden çalkantıların ana muhalefet partisine ciddi bir ivme vermesi beklenirdi. Peki öyle mi? Pek de öyle gözükmüyor. Kamuoyu araştırmaları AKP’den kaçan seçmenin ya kararsızlara ya da MHP’ye kaydığını gösteriyor.

7 Haziran seçimi CHP için kendisinin dahi tam idrakinde olmadığı kadar kritik bir seçim olabilir. CHP’nin toplumda biriken kapsamlı öfkeye, artan ekonomik rahatsızlığa ve genel yönetim huzursuzluğuna çare olması beklenmekte. Bu anlamda Türkiye toplumu ana muhalefet partisi olarak CHP’ye çok önemli bir sorumluluk yüklemiş durumda. Erdoğan’ın CHP’yi sıkıştırdığı bir alan var. CHP’nin oradan çıkma iradesini göstermesi lazım. Bu saatten sonra CHP’nin mevcut durağanlığı yenebilmesi için oldukça iddialı bir aday kadrosu ile ortaya çıkması şart. Ne var ki, Aykan Erdemir ve Şafak Pavey gibi milletvekillerinin tekrar aday olmaması pek iyiye işaret değil.

CHP’nin devleti ve ekonomiyi yönetebilme ehliyetine sahip olduğuna seçmeni ikna etmesi gerekiyor. Seçim kampanyasını doğru tasarlamalı, bütünlüklü bir vizyon içerisinde bu kampanyayı icra etmeli. Pozitif siyaset yapmalı ve bunu tutarlı bir hikayenin parçası olarak yapmalı. Bununla da bitmiyor. YSK’nın içler acısı tarafgir durumu herkesce malum; seçim sonuçlarının oluşturulması mekaniğini iyi anlamalı ve şimdiden kanuni itirazlarını yapmalı. Seçim gecesi sandığa sahip çıkmalı. Ankara ve Üsküdar yerel seçim deneyimleri hafızalarda. Seçmen iradesinin sonuca yansıması için ayrı bir sandık güvenliği yapılanmasına gitmeli.  

Son haftalarda HDP yükseldikçe CHP’de oraya sataşma eğilimleri görüyorum. Buna gerek yok. CHP’nin HDP ile uğraşması ona zarar veriyor. HDP’nin meclise girmesi CHP’nin de ülkenin de menfaatinedir. Türkiye’nin ana meselesi mevcut otoriter rejime olanak sağlayan meclis çoğunluğunun kırılmasıdır. CHP’nin kendisine ve kampanyaya odaklanması lazım. Her ne kadar seçmenin bir kısmının stratejik oy verme eğilimi içerisinde HDP’ye oy vermesi beklense de bu seçimde CHP’nin başarı çıtası % 30’dur. Mevcut şartlarda CHP’nin kendisine bu hedefi koyması ve kendisini % 30’un üzerine atması gerekir.

CHP seçmeni seçim kazanmak istiyor. Modern bir parti yapılanması görmek istiyor. Oyuna sahip çıkan bunun için mücadele eden bir parti görmek istiyor. Demokrasimizin rayından çıktığı, çoğunlukçu otoriteryen bir rejim tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuz siyasal atmosferde, yüzde 10 barajı seçmenin hatırı sayılır bir bölümünü CHP’ye yöneltiyor. Böylesine ötekileştirilmiş bir seçmen kitlesi oyunun “boşa gitmesi” riskini almak istemiyor. Fakat bu hep böyle devam etmeyebilir.

Kemal Kılıçdaroğlu ve parti yönetiminin omuzlarında ağır bir sorumluluk var. 7 Haziran seçiminin sonuçları CHP için düşündüğümüzden daha farklı olabilir. Gezi’nin mesajı sadece Tayyip Erdoğan’a ve onun otoriter yönetim anlayışına değildi. Gezi aynı zamanda bir temsiliyet kriziydi. Türkiye muhalefetine kendine çeki düzen ver denildi Gezi’de. CHP için sorumluluk  alma zamanı...