Demokrasinin erdemi

Türkiye sağduyusunu gösterdiği zaman gerçekten çok güzel oluyor. 7 Haziran akşamı çok güzelleşti bu ülke. Türkiye seçmeni sandık yoluyla önemli bir düzeltme yaptı. Eğer bu düzeltme yapılamasaydı bu ülke çok zor bir sürece girecekti.

Seçimden önce seçmenin sağduyusuna ihtiyacımız var demiştim. Seçmen tartışmaya mahal bırakmayacak derecede hem sağduyusunu gösterdi hem de Türkiye'ye iyi bir ayar verdi. Çok şükür! Bir nefes aldık. Üzerimize zorla giydirilmeye çalışılan otoriterliğe, toplumu her tarafından teslim almaya başlayan yozlaşmaya ve hayatımızın her aşamasında hissetmeye başladığımız baskıya bir dur dedi seçmen.

Bütün yorumcular, kim kiminle koalisyon yapar, nasıl olur vs. bu ayrıntılara odaklandı. Ben iyimserim. Bu parlamentodan bir hükümet çıkar. Tek risk beşinci bir parti gibi hareket eden Tayyip Erdoğan'ın olup bitene yönelik nasıl bir tavır alacağı. Koalisyon görüşmelerinin de en hassas boyutu AKP ile masaya oturan partilerin Erdoğan'ın anayasal çerçevesinden çıkmaması hususundaki ısrarları olacaktır. Eğer hükümet kurulamaz ve Türkiye Erdoğan'ın başkanlık ihtirasları yüzünden bir erken seçime zorlanırsa seçmen bu kez AKP'yi daha da ağır cezalandırır. Şimdi harıl harıl sahaya sürdükleri kamuoyu araştırma şirketleri de bunları kendilerine aktaracaktır. Nihayetinde Türkiye'nin normalleşmesi Erdoğan'ın yerini bilmesine bağlı. Umarım bunu artık idrak eder ve anayasaya saygı göstermesi gerektiğini anlar.

Yıllardır sandığa ve millet iradesine bu denli vurgu yapan çevrelerin seçimden bu yana seçmeni suçlayıcı tavırlara girmesi de bu kesimlerin halen demokrasiyi içselleştirilemediğini teyit ediyor. Öyle gözüküyor ki, sandık sadece kendilerinin beğendiği sonuçları ürettiğinde millet iradesi olarak algılanmakta. Seçimin ertesi günü iktidarın entelektüel borazanlığını yapan SETA'da yayınlanan bir "analiz" seçim sonuçlarını değerlendirirken muhalefeti "demokrasi, siyaset ve halk karşıtı" olmakla itham ediyor. Şüphesiz ki demokrasiyi kendi dar tahayyüllerine hizmet eden bir araç olarak gören bu kesimlerin Türkiye'ye verebileceği fazla bir şey yok. Seçmen de o kanaate varmış olacak ki Pazar günü okkalı bir mesaj verdi. Verdi de o mesajı pek sindirememiş, kabullenememiş bir partizan kitle var besbelli. Ben onların anladığı bir dilden yazayım: Hatırlarsanız BM Güvenlik Konseyi'nde beş ülkenin ağırlığını protesto etmek için "Dünya Beş'ten Büyük" kampanyası başlatmıştınız. Türkiye'de Erdoğan'dan ve sizin hilafet rüyalarınızdan büyük.

Seçim gecesinin diğer mağlupları da toplumu aptal yerine koyan Anadolu Ajansı ve algı yönetiminin bir parçası olan malum kamuoyu araştırma şirketleri oldu. Sizlere bir çift sözüm var. Cihan Haber Ajansı'nın objektif rakamlarını bütün millet ekranlarda gördü. Sizin yayınlarınızda ise AKP'nin oylarının yüzde 56'dan yüzde 40'a nasıl geldiğini bütün Türkiye izledi. HDP'yi yüzde 7 gösterip sonra tıpış tıpış yüzde 13'e nasıl geldiğinizi cümle alem gördü. Size bir tavsiyem var: Böyle aptal işlere tevessül etmeyin! Ankara'da yerel seçimde bunları yaptınız ve büyük bir günaha ortak oldunuz. Bunların ayrıntılarını bilmiyoruz sanmayın. Ankara'da bu hileleri yaparken utanmadınız onu anladık da, koskoca memleketi 7 Haziran'da bir kez daha aldatabileceğinizi zannetmeniz kredibilitenizi iyice tüketti. Uzun bir mazisi olan koskoca kurumlara bunu yapmayın. Milleti aptal yerine koymayın.

Türkiye sağduyusunu gösterdiği zaman gerçekten çok güzel oluyor. 7 Haziran akşamı çok güzelleşti bu ülke. Türkiye seçmeni sandık yoluyla önemli bir düzeltme yaptı. Eğer bu düzeltme yapılamasaydı bu ülke çok zor bir sürece girecekti. Çok şükür bu tehlike atlatıldı. Bir anlamda seçmen AKP'ye de büyük bir iyilik yaptı. Kendine çeki düzen ver dedi. Bu halini sevmiyorum dedi.

Demokrasinin erdemi de burada.