Güvenlik aramanın çaresiz hafifliği

Paris saldırısının en önemli etkisi konunun ciddiyetini ve aciliyetini Avrupa'nın göbeğine taşıması oldu.

Yine aylardan Kasım. Son beş yıldır olduğu gibi bu yıl da Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu’na geldik. 60 ülkeden gelen 300 katılımcı Paris’teki katliamın gölgesinde güvenlik arıyor. Hava kesif ve ciddi. Avrupa’nın göbeğinde hedef ayırd etmeksizin insanların katledilmesi Batılıları sarsmış. Eylemi gerçekleştirenler amacına ulaşmış. Güvensizlik had safhada. IŞİD denen melanet siyasetçiden diplomata, istihbaratçıdan Orta Doğu uzmanına kadar herkesin aklında. Konu bizi de yakından ilgilendiriyor. Birincisi, bu örgüt Niğde, Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da onlarca yurttaşımızın kanına girdi. İkincisi, Suriye’de yürüttülen siyaset çerçevesinde bu örgüte katılımlar, lojistik destek, silah ve mühimmat sevkiyatı bizim sınırlarımız üzerinden yapıldı. Ankara’nın geçmiş aylardaki flu yaklaşımı yüzünden müttefikleri ile arasında güven bunalımı var. Brüksel’deki NATO Karargahı’nda bazı toplantılara Türk temsilcisinin davet edilmediği, Batılıların ayrı toplandığı fısıldanıyor. Nereden baksanız sıkıntılı.

Halifax Forumu 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün National Post için yazdığı bir yazıdan yapılan bir alıntı ile açıldı. Gül’ün “Müslümanların tarihteki yerlerini ve bugün bulundukları konumu yeniden değerlendirmeleri tamamıyla kendi ellerinde” ifadesi Halifax Forumu’nu açan Peter Van Praagh tarafından okundu ve katılımcılar tarafından not edildi.  

Toplantı boyunca öne çıkan konulardan biri IŞİD’in önümüzdeki aylarda Batı ile savaşını sivil hava taşımacılığı alanına çekmesinin beklendiği oldu. ABD’li General Bill Gortney Mısır’dan kalkan Rus uçağında olduğu gibi savaşın sivil havacılık alanına taşınabileceğini ifade etti. Yakın zamana kadar ABD Yönetimi’nin IŞİD ile mücadeleden sorumlu Özel Temsilcisi olan General John Allen ise IŞİD ile mücadele edilirken en çok müttefikler arasında gereken uyum ve bütünlüğün sağlanamamasından endişe ettiğini ifade etti. Aynı Allen Suriye’de tesis edilmesi istenilen güvenli bölge konusunda bazı Arap aşiretlerinin rol alacağını ve Türk askerinin burayı korumayı taahhüt etmesi halinde ABD’nin destek vereceğini belirtti. İlgi çeken konulardan biri de IŞİD’in modern iletişim teknolojilerini ne denli maharetle kendi lehine kullanması ve bunun bu örgüte yeni katılımlarda oldukça etkili olması. Özellikle sosyal medyanın ustalıkla kullanılması Avrupa’da yaşayan Müslümanlar üzerinde etkili oluyor. Bu çerçevede IŞİD’in sadece askeri olarak değil aynı zamanda fikirsel olarak da yenilmesi gerektiği öne çıkıyor. Bu meselenin Sünni İslam içerisindeki bir krize tekabül ettiği ve işaret edilen fikirsel mücadelenin bizzat Müslümanlar tarafından verilmesi gerektiği vurgulandı.

Paris saldırısının en önemli etkisi konunun ciddiyetini ve aciliyetini Avrupa’nın göbeğine taşıması oldu. Önümüzdeki aylarda Avrupalı istihbarat örgütleri arasındaki işbirliği ve bilgi paylaşımının daha etkin hale gelmesi bekleniyor. Burada Türkiye’nin de işbirliği istenecek ve Türkiye’nin de üzerine düşeni yapması beklenecek. Esasında mülteciler konusundaki hassasiyetle birlikte düşünüldüğünde Ankara için beklenmedik bir fırsattan bahsetmek mümkün. Ankara konuyu doğru okur ve ele alırsa Avrupa ile güvenlik ekseninde gelişen yeni bir dönemin başlaması ihtimal dahilinde. Terör, savaş ve mülteciler meselesi Türkiye’nin arsa değerini tekrar öne çıkarıyor. Bunu lehimize çevirmek ve bu sıkıntılı süreci Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yeni bir sayfa açmasına vesile etmek Ankara’nın maharetine bağlı.

Dünya ve içinde bulunduğumuz bölge yine güvenlik-odaklı bir döneme girdi. Hem Batı hem Orta Doğu daha yoğunlaştırılmış bir içiçe olma hali ile karşı karşıya.

Güvenlik aramanın çaresiz hafifliği tüm aktörleri sarmalıyor.

Hepimizi daha güvensiz günler bekliyor.