İstibdat geldi

Meşhur "Ankara Kriterleri" bunlarmış demek... Yayınını beğenmediğiniz medya grubunun malına mülküne çullanabilme özgürlüğünü getiriyor bu Ankara Kriterleri...

Ey ahali. Duyduk duymadık demeyin.

Bu ülkeye her şeyi getirdik. Tabii ki istibdatı da biz getiririz. Artık alenen malınız, mülkünüz ve özgürlüğünüz gasp edilebilir. Özellikle medya grubunuz iktidar partisinin seçmen kitlesine hitap ediyor, onların anladığı dilden eleştirel yayın yapıyorsa başınıza her şeyin gelmesi mümkündür.

Tabii ki dün yapılan baskınla sadece ilgili medya grubu hedeflenmiyor. Baskınla birlikte gelen ince bir mesaj var. Mesaj Doğan Grubuna, Ciner Grubuna ve diğerlerine. Bunlara – hem de hiç muğlak olmayan ifadelerle – şu deniyor: “Yarından tezi yok kendinize çeki düzen vermezseniz size de aynısını yaparım.” Dün baktım Hürriyet web sayfasına. Mesaj yerine ulaşmış.

Meşhur “Ankara Kriterleri” bunlarmış demek... Yayınını beğenmediğiniz medya grubunun malına mülküne çullanabilme özgürlüğünü getiriyor bu Ankara Kriterleri... Vah vah... Ne sefil işlere batmışsınız siz öyle? Dün sosyal medyada bir kullanıcının ifade ettiği gibi “ne yaptınız da bir medya grubuna çullanmaya kadar varabilecek baskınlara mecbur kaldınız?”

Sanırım gün gelecek hepsini öğreneceğiz.

Ama size bir çift sözüm var: Ne yaparsanız yapın hesap vermekten kurtulamayacaksınız. O gün gelecek. Hiç şüpheniz olmasın.

Öyle bir yola girdiniz ki buradan çıkış yok.

Gezi olaylarında o gencecik 8 kişiyi öldürdüğünüzden beri çıkışı olmayan bir yola saplandınız.

Belli ki hem kendinizi hem de bu ülkeyi de beraberinde dibe sürükleyeceksiniz.

Bu filmin sonu iyi bitmeyecek.

Bir çift lafım da İpek Medya Grubu’na baskın yapılınca sevince boğulan bazı beyaz Türklere. O gruba dün yapılan baskın yarın sizin okuduğunuz gazeteye de yapılabilir. Yapılan bazı yanlış işlerin hesabını sorma zamanı şimdi değil. Bu konular normalleşme evresinde gündeme gelmelidir. Zaten o cenahta da ciddi bir iç tartışma var bu hususta. Ne var ki, can havliyle beka mücadelesi verenlere “oh beter olun” demek bu işlere imza atanların ekmeğine yağ sürmekten başka işe yaramıyor. Gün dayanışma günüdür.

Bu şartlarda öyle gözüküyor ki bir yandan MHP’den oy koparılmaya çalışılacak, Saadet’le ittifak denenecek, medya baskılanıp eleştirilerin önü kesilecek ve seçim gecesi emniyet tedbirleriyle sandıkta lehte sonuç çıkmasına çalışılacak.

Neden?

Efendim milli irade 7 Haziran’da yanlış tecelli etmiş. Şimdi o yanlışı düzelteceğiz.

Seçmen 7 Haziran’da üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.

Peki kim üzerine düşeni yapmadı?

Bugün sadece 258 sandalyesi olmasına rağmen meydanı AK Parti’ye bırakan anlı şanlı muhalefetimiz.

Öylesine tuhaf bir seçim denklemi ile karşı karşıyayız ki ben böyle bir şey görmedim.

Bu ortamda katılım oranı meselesini iyi etüd etmek lazım. Etrafımda sandığa gitmeyeceğim diyen çok insan var.

1 Kasım’a kadar daha çok şey olur ama birşey kesin: Saray’da pişirilen stratejinin ana hatları belirginleşmeye başladı.

Hayırlı olsun. Memlekete istibdat da geldi...