Kan gölgesinde siyaset

Siyasetin kurgusunun temelden değişeceği günlerin arefesindeyiz. 2 Kasım'dan sonra yeni bir siyaset ve Türkiye bizleri bekliyor. 2011'de başlayan ve özellikle 2013 yılından bu yana şiddetlenen travmatik süreç sona ermeye doğru evriliyor.

Unutamıyorum.

Ali Alkan yüzbaşının fotografını, abisi yarbay Mehmet Alkan’ın sözlerini, adları şimdiden hafızalarımızdan uçup giden nice vatan evladının şu anda soğuk toprağın altında olduğu gerçeğini unutamıyorum. Gencecik Türk ve Kürt evlatlarının miadı çoktan dolmuş bir mücadele uğruna ölümün acı yüzüyle tanıştıkları aklımdan çıkmıyor.  

Nefesim tıkanıyor.   

Siyaset çözüm üretemiyor, gelecek için bir hayal sunamıyorsa neden yapılır? Günlerdir “sivil darbe” yapıldı diyen muhalefetin kalabalıkları harekete geçirecek bir enerjisi neden yok? Neden kuru kuru açıklamalarla yetiniliyor da sanatçı, kanaat önderi, gençler mobilize edilip BARIŞ İSTİYORUZ diye haykırılamıyor? Neden muhalefet kamuoyu baskısını arttırıp sorumluluk makamındakilere siyasetlerinin maliyetinin çok yüksek olduğunu hatırlatamıyor? Neden bu kadar yaratıcılıktan yoksun ve bayağı bir siyaset pratiğine razı ediliyoruz?

PKK’nın Demirtaş ve HDP’nin yükselişinden ve Türkiyelileşmesinden epeyce rahatsız olduğu artık gün ışığı gibi ortada. Kandil’in ikinci plana itilemeyeceğini çocuklarımızın kanlarıyla hatırlattılar bizlere. Sivil siyasetten sonuç alamadıklarını düşünüyorlar oysa seçmen daha yenice tanışabildi Türkiyeleleşen bir HDP’yle. Bıraksaydınız da Meclis'te bir nefes alsalardı ve sivil siyasete imkan tanınsaydı. Çatışmasızlıktan çıkışta kimin sorumlu olduğunu elbette bir gün öğreneceğiz ama şiddete devam etmekle tesis etmekten başka çaremizin olmadığı barışı geciktirmekten başka bir amaca hizmet etmiyorsunuz. Bu ülkenin siyasal birliğini silahla bozamazsınız. Bunu 31 yıldır anlamış olmanız lazım.  

Kan gölgesinde yapılan siyaset dört yıldır uygulamaya çalışılan oyunun son perdesine tekabül ediyor. İktidar partisi kaçınılmaz sona yavaş yavaş yaklaşıyor. Çıkmaz bir yola girmiş bir adamın eteklerine yapışmış başlarına gelecekleri geciktirmeye çalışıyorlar. O partiyi parti yapan aklı başında olan insanların sözlerine de kulak asmıyorlar.

Siyasetin kurgusunun temelden değişeceği günlerin arefesindeyiz. 2 Kasım’dan sonra yeni bir siyaset ve Türkiye bizleri bekliyor. 2011’de başlayan ve özellikle 2013 yılından bu yana şiddetlenen travmatik süreç sona ermeye doğru evriliyor. İktidar uğruna başvurulan bütün oyunlar denendi, bütün değerler sömürüldü, bütün kişiler ve kurumlar tüketildi. Yolun sonuna gelindi. Bu durumu sürdürmek mümkün değil. Hiç şüpheniz olmasın 1 Kasım akşamı bu ülke Erdoğan’dan daha büyük olduğunu gösterecek.

Bu ülkenin ne denli büyük bir potansiyeli varmış... Ne denli anlamlı bir geleceği olabilirmiş... Ne denli refah ve zenginleşme olanağı varmış ki bu kadar kötü yönetilmesine bu kadar kan ve şiddetin ortasına sürüklenmesine rağmen halen çökmüyor. Halen inatla olup biteni sineye çekip daha güzel yarınlara yelken açabilmenin umudunu taşıyor.

İşte biz bu ülkenin bu gelecek vaadini sevdik. O yüzden terk edip gidemiyoruz. O yüzden en üzgün, en kırgın, en nefessiz anımızda dahi normal bir demokrasi inşa etmek özlemiyle yaşıyoruz.

Kan gölgesinde siyasete yenik düşmeyeceğiz.