Köpek karanlığında sorumlu arayışı

20 Temmuz'dan bu yana 112 şehidimiz var. Çatışmasızlık halinin siyasal kazanımını kullandınız. Şimdi bu topluma neden bu kadar şehit verildiğini anlatmak durumundasınız.

Bir televizyon programı için İstanbul’a geldim. Saat öğleden sonra iki buçuk. Yol boyunca Iğdır’dan gelen şehit haberi ile içim kıyıldı. Yüreğim acıdı. Daha Dağlıca şehitlerine doğru dürüst yas tutamazken yeni bir acı ile yüzleşme... Sonra Dağlıca’da yaralanan askerlerin görüntülerini, o süt gibi çocukların yerde kıvranışlarını gördüm. Başlarında Kürt köylüler yardım için çırpınıyordu...

İnsanlar çaylarını boğaza bakarak yudumluyorlar. Gözleri buğulu uzakta bir yere bakıyorlar. Belki de hiçbir zaman olmayacak bir ülkeyi düşlüyorlar. Kimisi sigarasını tutkuyla içine çekiyor. Cep telefonuna bakıp şehit sayısının 14’e yükseldiğini görüyor. Yüzü ekşiyor. Gelen garsonun ne dediğini bile tam olarak duymuyor. Küçük bir baş sallama. O kadar.  

Ölümün olağanlaştığı günler sardı etrafımızı. Köpek karanlığına büründü yine bu topraklar. PKK denen cani terör örgütü 31 yıldır ulaşamadığı Kürdistan hayalini gencecik delikanlıların kanlı bedenlerinde arıyor. Ümitliler. Irak’tan Suriye’ye bölgedeki gelişmeler lehlerine gibi gözüküyor. Ankara’da son iki yıldır şehirlerimize patlayıcı madde depolamalarına mani olamayan bir iktidar var. Batı’da HDP binalarına ve Kürt vatandaşlarımıza yönelik saldırılar onların yıllardır ayaklandıramadığı ortalama Kürt vatandaşın dellenmesine sebep oluyor. Ne de olsa hedefledikleri devrimci halk savaşı için ortalama Kürdün Türk’ten ümidini kesip sokaklara çıkması gerekiyor. Bununla da kalmayıp cümle aleme HDP’nin yüzde 13.1 ile siyasetin merkezine oturmasından pek hoşlanmadıklarını hepimize hatırlatıyorlar. Demirtaş ve HDP’nin ani yükselişine ayar veriyorlar. Adamları üç aydır AKP-PKK ateşi arasında kıvrandırıyorlar. Bu tavırlarıyla toplumsal barışın baş düşmanı olduklarını gösteriyorlar.

Peki iktidar ne yapıyor? Onlar ne yapıp ne edip 1 Kasım’da tekrar iktidar olma telaşındalar. Demokrasilerde partiler iktidarda olurlar gün gelir muhalefete düşerler. Çalışırlar gayret ederler tekrar iktidara gelirler. Ne yaptınız da bir günlüğüne bile muhalefete düşmeye tahammülünüz yok? Ne yaptınız?

Sığınılacak son kale olarak bu toplumun milli duygularına yaslanıp PKK ile olan mücadelede kendinizi tekrar bir seçenek haline getirme derdindesiniz. Emin olun bu toplum Dağlıca’da şehit olan komando erini de, şehirlerimizde elleri canlarında polislerimizi de sizlerle aynı yerde görmüyor. Toplum halen çatışmasızlık halinden neden ve nasıl bu duruma gelindiğini anlayamıyor. Bunu izah etmeye yönelik herhangi bir gayret te göremiyor. Dolmabahçe mutabakatından sonra ne oldu da tekrar şiddete dönüldü? Süreci kim ihlal etti? PKK ihlal ettiyse neden ifşa etmediniz? PKK seçimden önce şehirlerimize yığınak yaptıysa neden zamanında müdahale etmediniz? Seçimde daha az oy alırız diye mi? Yoksa yılların birikimi olan emniyetin istihbarat birimlerini darmadağın edip abuk subuk yerlere atadığınız için istihbarat zafiyeti mi var? Yollara döşenen tonlarca mayından bu yüzden mi haberdar olunamıyor? 

20 Temmuz’dan bu yana 112 şehidimiz var. Çatışmasızlık halinin siyasal kazanımını kullandınız. Şimdi bu topluma neden bu kadar şehit verildiğini anlatmak durumundasınız.

Hava karardı. Oturduğum yer neredeyse tamamen boşaldı. Gökyüzü bile bu kadar vatan evladının şehadetine razı değil...

Kalbimiz kırık. İçimiz buruk.

Köpek karanlığındayız yine...