Kutsiyetpenah halifemiz kim olacak?

Şu Ağrı'da olan olay tam bir mühendislik çalışması. Zamanlaması falan öyle güzel kurgulanmış ki kremasını yemek tesadüfen miting konuşmalarına denk gelmiş. Bu işlere tevessül edenler bu günlerin hep daim olacağını mı düşünüyorlar acaba?

Dün Düzce’de Ümit Ergün adlı bir esnaf ana muhalefet partisinin reklam filmine ilişkin suç duyurusunda bulunmuş. Ne diyor bu kardeşimiz? Alkış diyor çok tehlikeli bir şeydir, “karşıt görüşün” protesto edilmesi gerektiği olarak algılanabilir diyor... Hmmm... Bak şu işe... Görüyormusun başımıza gelenleri? Allah muhafaza biricik iktidarımız protesto bile edilebilir... Haberi okuyunca hemen aklıma bir süre önce twitter’da takip etmekten zevk aldığım bir kişinin anlattığı hikaye geldi. Tvitdaşımız bir otobüs yolculuğunda yan koltukta oturan amca ile memleket meselelerini konuşmaya başlamış. Amca işi şuraya getirmiş: “Muhalefet olsun tabii ama hükümete muhalefet etmesin...!!!”

Otoriter rejimler muhalefet edeni sevmez. Bu hep böyleydi ama günümüzde daha sofistike bir olguyla karşı karşıyayız. Mesela Azerbaycan’da kadrolu muhalefet vardır. Seçimde kimlerin başka parti adı altında sözüm ona muhalefet olarak meclise gireceği baştan bellidir. Bunlar cici arkadaşlardır. Ana görevleri yurtdışında ‘bakın bizde demokrasi var’ ben muhalefet milletvekiliyim demektir. O yüzden İngilizce bilmeleri gerekiyor. Öyle anlaşılıyor ki bizde de böyle cici bir muhalefet isteniyor. Esasında bizim muhalefet yıllardır kendi beceriksizlikleri yüzünden oldukça “cici” idi ama bu seçimde durum başka. Toplum iktidarın otoriterleşmesinden muzdarip. Memnuniyetsizlik artıyor. HDP’de görülen yükseliş iktidar partisi için büyük sıkıntı...

Şu Ağrı’da olan olay tam bir mühendislik çalışması. Zamanlaması falan öyle güzel kurgulanmış ki kremasını yemek tesadüfen miting konuşmalarına denk gelmiş. Tarhan Erdem’in Radikal’de yazdığı “Ayıp olmuyor mu?” başlıklı köşe yazısı konuyu oldukça anlaşılır şekilde ortaya koyuyor. Bu işlere tevessül edenler bu günlerin hep daim olacağını mı düşünüyorlar acaba? Gezi olaylarından bu yana girilen dönüşü olmayan yoldan selametle çıkılacağını mı zannediyorlar? Bu devrin, bu iktidarın hep devam edeceğini sanıyorlar anlaşılan. Onlara kötü bir haberim var. Buradan çıkış yok. Ne yaptıysanız kendiniz yaptınız...

Gelelim meselenin aslına. Belli ki Erdoğan ve iktidar partisi 2011’den sonra artık demokrasi ile yollarını ayırma kararı almış. Aziz Babuşçu’nun Gezi olaylarından tam iki ay önce açık yüreklilikle ifade ettiği gibi AK Parti artık yeni bir düzen inşa etme sürecine girmişti. Bu düzenin bizim bildiğimiz anlamda normal bir demokrasi olmadığını bugün daha iyi anlıyoruz. Babuşçu’nun ta o zaman ifade ettiği üzere 7 Haziran seçimi bu yolda geçilmesi gereken önemli bir aşama. Öyle gözüküyor ki bu yoldaki en önemli engel HDP’nin barajı geçmesi olasılığı.

Ben bu yazıyı yazarken Ümit Ergün isimli vatandaşın esasında “siyaset esnafı” olduğu ortaya çıkmış. Ne istiyor bu “esnaf” kardeşimiz? Tekke ve zaviyelerin kaldırılmasını, kadınların evlerinde oturup ümmete asker yetiştirmesini ve tabii ki hilafetin gelmesini... Peki kutsiyetpenah halife kim olacak? Erdoğan. Nasıl olacak? Seçimde 335 veya yukarısı lazım.

Siz anladınız onu....