Ortadoğu'ya "bataklık" dedirtmeyeceğiz

Karar vericilerimiz süslü laflarla bezedikleri romantik hayalleri çerçevesinde değil de sadece gerçekler ışığında Ortadoğu'ya bakarlarsa asıl işleri ve sorumlulukları olan Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruma görevini daha iyi yerine getireceklerdir.

Geçenlerde bir akşam yemeğinde bir Avrupalı diplomatla sohbet ederken “Neden Ortadoğu’ya yöneldiniz? Ne var orada sizi çeken?” diye hazırlıksız yakalandığım bir soru sordu. Soru çalışmadığım bir yerden gelmişti ama aklıma hemen geçen sene Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti gençlik kollarının düzenlediği bir iftarda “Ortadoğu’ya bataklık dedirtmeyeceğiz” ifadelerini kullandığı görüntüler geldi. Youtube’dan tekrar izledim. Şam-ı Şerif’ten başlamış Kerkük’ten, Bağdat’tan Kudüs’e kadar balkon konuşmalarını andıran duygusal bir konuşma yapmış Hoca. Salondaki gençler de kendinden geçmiş yoğun bir alkışla performansına karşılık vermiş. Buraya kadar güzel. Bugün bu köşede şu Ortadoğu’ya Davutoğlu’nun romantik bakış açısı ile değil de elimizdeki gerçekler ışığında bir bakalım istedim.

Tam yazıya başlamıştım ki Mekke’deki izdihamda ölü sayısının Suudlar tarafından açıklandığı gibi 700 küsür olmadığı 4179 hacının öldüğü haberi geldi. Bu korkunç. Rakam henüz teyit edilemedi ama sanırım 700 küsür kişinin ölmesi bile yeteri kadar utanç verici. Gerçi Cumhurbaşkanımız dünyanın her yerinde böyle şeyler oluyor, bardağın dolu tarafına bakın falan diyerek bizleri teskin etmişti ama aklımız bize burada doğru olmayan, sorgulanması gereken bir husus olduğunu söylüyor.  

Ortadoğu deyince biz Türkler için tabii ki hemen akla Suriye geliyor. Hani bir kaç yıl önce bizlere kısa zamanda Emevi Camii’nde namaz kılacağımız müjdelenen ülkeden bahsediyorum. Suriye’deki çatışmalar sebebiyle 300.000 insanın öldüğü, 2 milyona yakın insanın yaralandığı ve 11 milyon insanın mülteci olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Bilindiği üzere Suriye diplomasisi bugünlerde tekrar hızlandı ve özellikle işin içine Rus askeri varlığı da girince yeni bir ivme kazandı. Ne var ki, Obama, Putin, Ruhani ve birçok dünya lideri New York’ta iken bir dünya devleti ve bölge gücünün Cumhurbaşkanı ortada yok. O nerede? Muhtarlara konuşuyor. Neden? Obama ile randevu konusunda bir sıkıntı çıktığı anlaşılıyor. Acaba Ortadoğu’da siyaset geliştiremeyip söylemle kapasitemiz arasında bir uçurumun oluşmasıyla ilgisi olabilir mi bu durumun? Yoksa IŞİD konusunda bir türlü netleşemeyen duruşumuzla mı alakalı acaba? Belki de seçim arifesinde Erdoğan’a böyle bir fotoğraf imkanı vermek istemedi Beyaz Saray. Kim bilir? Biz yine esas konuya yanı “bataklık” dememizin istenmediği Ortadoğu’ya dönelim.

Şu her yanıyla güzellediğiniz Ortadoğu’nun Yemen’inde dün pek sevdiğiniz ve destek verdiğiniz Suudların bir düğün evini bombaladığı ve 130 kişinin hayatını kaybettiği anlaşıldı. IŞİD denen kafa kesici örgütün her geçen gün egemenlik alanını konsolide ettiği bölgenin adı da Ortadoğu. Müslümanı Hristiyanı geçtik, Sünni ve Şiilerin bile artık yan yana yaşayamadığı, Irak’ta gördüğümüz üzere insanların mezhepleri sebebiyle koyun gibi kesildiği yerdir bugün Ortadoğu.

Kutsal mekanlarda hac farizasını yerine getirirken başınıza vinç düşüp öbür dünyaya gittiğinizde meselenin kaderle açıklandığı coğrafya da Ortadoğu. Çocuklarınızı okutmak için yollamadığınız bölgenin adıdır Ortadoğu. İnsanların oradan kaçmak için ucuz botlara binip gece yarısı Yunan adalarına geçebilmek için çocuklarının hayatlarını riske attığı bölgeden bahsediyorum – Ortadoğu.

Demokrasinin uğramadığı, kadın ve erkeğin eşit olmadığı yerdir Ortadoğu. İnsan onurunun temel hak ve özgürlükler çerçevesinde güvence altına alınmadığı bölgedir Ortadoğu. Vesayet savaşlarının yürütüldüğü, vesayet savaşlarını yürütenlerin o savaşın baş mağdurları olan mültecileri ülkelerine kabul etmediği bölgedir Ortadoğu. Kimsenin kimseye güvenmediği herkesin potansiyel düşman olduğu alandır Ortadoğu. Yalanın ayıp olmadığı yerdir Ortadoğu. BM İnsani Gelişme Endeksi’nde ilk 30’a hiçbir ülkenin giremediği bölgedir Ortadoğu. Okuma-yazma oranının dünyada en düşük olduğu bölgelerden biridir maalesef Ortadoğu. Petrol ve gaz zengini Körfez ülkelerinin yanıbaşlarında açlıktan ve sefaletten sürünen insanların birbirini yediği yerdir Ortadoğu.

Velhasıl kelam zor bir yerdir. Bu günlerde ABD’nin bile adım atmaktan çekindiği, öngörülebilir bir gelecekte istikrar ve gelişmenin olmayacağı bir yerdir Ortadoğu.  

Karar vericilerimiz süslü laflarla bezedikleri romantik hayalleri çerçevesinde değil de sadece gerçekler ışığında Ortadoğu’ya bakarlarsa asıl işleri ve sorumlulukları olan Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruma görevini daha iyi yerine getireceklerdir.

İşlerini doğru dürüst yapsınlar – Söz. Ortadoğu’ya “bataklık” demeyeceğiz.