Tünelin ucunda ışık gözüktü

Bu ülkenin Türkleri de Kürtleri de makul ve kabul edilebilir bir birlikteliğin şifresini arıyorlar. Bu birlikteliğin şifresini topluma anlatacak siyasal bir kadro ve liderliği arıyorlar. Bu öyle kolay bir iş değildir ama bu dönemin sona ermesiyle gündeme gelecek restorasyonun ana başlıklarından biri Kürt meselesi olacaktır.

Enseyi karartmayın. Biliyorum endişelenmek, karamsar olmak için çok sebep var ama Tarhan Erdem’in dün yazdığı gibi özlenen saat çalmak üzere.

Toplumun önemli bir bölümü olup biteni görmeye başladı. Kamuoyu yoklamaları da bunu teyid ediyor. “Bundan sonra çözüm sürecinin filmini yaparsınız” sözünün ne kadar sorumsuz olduğu ve neden sarf edildiği daha iyi anlaşılmaya başlandı.

Çözüm sürecindeki ana sorun hep çözüm vaad eden iktidarın toplum nezdindeki meşruiyet sorunu ve sürecin kamuoyuna doğru dürüst anlatılmaması oldu. Buna rağmen toplumun hatırı sayılır kesimi tarafından sahiplenildi. Bölgede PKK’ya saha hakimiyeti tanıyan, şehirlerimizde kimlik kontrolü yapmasına, hatta mahkemeler kurmasına göz yuman iktidarın şimdi girilen savaş halini izah etmesinde bu yüzden zorluk var. PKK’nın bölgede yediği haltlar biliniyordu. Peki neden seçim sonrası beklendi? Tabii ki seçmen aptal değil. HDP’nin 13.1 oy alması ve AK Parti’nin iktidarı kaybetmesi ile doğrudan ilişkili bir “terbiye etme” sürecinin içerisinde olduğumuz şimdi daha geniş kesimlerce anlaşıldı.

Gidilecek bir erken seçimde de seçmen bunun faturasını kesecektir. Milleti aptal yerine koyanlar kaçınılmaz olarak bunun hesabını vereceklerdir.  

Bu ülkenin Türkleri de Kürtleri de makul ve kabul edilebilir bir birlikteliğin şifresini arıyorlar. Bu birlikteliğin şifresini topluma anlatacak siyasal bir kadro ve liderliği arıyorlar. Bu öyle kolay bir iş değildir ama bu dönemin sona ermesiyle gündeme gelecek restorasyonun ana başlıklarından biri Kürt meselesi olacaktır. İşte tam da bu yüzden siyasetin ana yapısal sorunu olan yeni bir siyasi hareketin ortaya çıkması bu günlerde daha üst perdeden dillendirilmelidir. Bu dönemin sona ereceğinin işaretleri görülmeye başladı ama bu sürecin uzamasının nedenlerinden biri de seçmen nezdinde kredibilitesi olan yeni bir aktörün ortaya çıkamamasıdır.

Tünelin ucunda ışık gözüktü. Bu yeni dönemin sağlıklı ve umutlu bir başlangıç olabilmesi için bu ülkede var olduğunu bildiğimiz aklı başında insan kaynağının bu amaçla biraraya gelmesi lazımdır. Levent Gültekin’in bir süredir dile getirdiği gibi olup biteni daha fazla seyredemeyiz. Bu ülkenin sahipsiz olmadığını, yeni şeyler söyleyen yeni bir yapının oluşturulması gerektiği hususunda hiç bu kadar emin olmamıştım. 

Yine de temkinli olmak ta yarar var. Seçimden bu yana iktidarın elden gitmemesi için nelerin yapılabileceğini milletçe gördük. Bu süreçten ibret ve ders almak lazım. İktidarın elinde halen ciddi bir zarar verme kapasitesi var.

Son yılların boğucu kimlik siyasetinin kullanma ömrü giderek azalıyor. Ömer Laçiner dün T24’te yayımlanan Birikim yazısında “Kimlikler ötesi, fikirlerin, değerlerin … akli ve ahlâki donanımın asli unsur olacağı bir çağın eşiğindeyiz” diyor.[i] Gerçekten de bu dönem bittiğinde Türkiye’yi kimlik ve mezhep siyasetinin dar koridorlarından çıkarmalıyız. Aklın, fikrin, tevazu ve hoşgörünün hakim olduğu makul ve etkin bir restorasyon dönemine imza atacak bir kadronun teşkil edilmesine odaklanmalıyız. Önümüzde önemli bir sorumluluk var. Temel hak ve özgürlükleri esas alan normal bir demokrasi inşa etmekten başka çaremiz yok.  

Enseyi karartmayın.

Tünelin ucunda ışık göründü…

[i] “Ömer Laçiner: AKP 'dönülmez akşamın ufku'nda, seçimden umduğu sonucu alması neredeyse imkânsız”, T24, 18 Ağustos 2015, http://t24.com.tr/haber/omer-laciner-akpnin-donulmez-aksamin-ufkunda-secimden-umdugu-sonucu-almasi-neredeyse-imkansiz,306683