Veda zamanı

Biraz beklesem, biraz ertelesem... bu karanlığın biteceği yok... O yüzden bana müsaade...

Şöyle bir baktım geriye.

10 yılı aşkındır tam bir koşuşturma içindeyim.

Bu 10 yıla ne sığmadı ki?

GMF’in kurucu direktörlüğü, dört yıl milletvekilliği, MKYK üyeliği, kongre, Gezi, 17-25 Aralık, Mansur Yavaş kampanyası, köşe yazarlığı, yeni bir muhalefet arayışı, seçimler vs...

Toplantılar, seyahatler, otel odaları, tatsız-tuzsuz uçak yemekleri.

Öyle bir koşuşturmaca ki oğlumun doğumuna bile yetişemedim.

Bir gün sonra hastanede olabildim. 

10 yıldır ülkeyi dert etmekten en yakınımdakileri unuttum.

Eş ve baba olmanın verdiği sorumlulukları ihmal ettim.

Yoruldum.

Bir miktar kendimi dinlemeye ihtiyacım var.

Bitmeyen bir doktora çalışması ve yıllardır tasarladığım bir kitap projesi var.

Belki de bize tekrar gurbet, tekrar hasret var.

Bilemiyorum.

Bildiğim tek şey var artık böyle devam edemeyeceğim.

Bir ara vermem lazım.

Tek üzüntüm bu kararın Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklandığı, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü köpek karanlığına denk gelmesi.

Bir miktar suçluluk duygusu.

Biraz beklesem, biraz ertelesem... bu karanlığın biteceği yok...

O yüzden bana müsaade... 

Hem Radikal’de yazacaklarımı yazdım, söyleyeceklerimi söyledim.

Sanırım meramımın ne olduğu anlaşıldı.

Çok öğretici ve keyifli bir serüven oldu. Çok güzel insan tanıdım bu sayede.

Radikal’de köşe yazısı yazmama vesile olan Orhan Kemal Cengiz’e ve Eyüp Can’a, daha sonra gazetenin yayın yönetmeni olan Ezgi Başaran’a, nezaketle kahrımızı çeken Bahadır Özgür’e ve bu gazetenin çıkmasında emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum.

Allahısmarladık.