"Vladimir ne olur bizi Şangay İşbirliği Teşkilatı'na alın artık"

Zamanında ne olur bizi Şangay İşbirliği Örgütü'ne al deyip "bize yapılan saldırı NATO'ya yapılmış sayılır ha" diyeni kimse ciddiye almaz.

Son bir kaç gündür Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında Suriye düzleminde olup bitenlere bakınca “insan gerçekten hayret ediyor.” Erdoğan’ın kısa bir süre önce camii açılışı vesilesiyle biraraya geldiği Putin ile oldum olası bir “güven ilişkisine” sahip olduğu söylenir. Gerçekten de Erdoğan ve çevresi Putin’in Rusya’yı yönetme şekline ve uluslararası ilişkilerdeki Batı-karşıtı duruşuna hayrandır. Ne var ki, bu son seyahat sonrasında Ankara ve Moskova arasında işlerin iyi gitmediği artık saklanamaz oldu.

Bugün gelinen noktada Rusların Suriye’de askeri olarak var oldukları, Suriye hava sahasının bir bölümünü kontrol altına aldıkları, Türkiye’nin desteklediği muhaliflere havadan saldırabildiklerini, İran, Irak ve Kürtlerle işbirliği yaparak siyasi bir çözüm aradıkları, uçaklarımızın Rus savaş uçaklarının tacizine maruz kaldığı bir ortama geldik. İnsanın aklına gelmiyor değil. Daha iki hafta önce Putin ile biraraya gelen Erdoğan’ın tüm ikazlarımıza rağmen savaş uçaklarımızın neden taciz edilebildiğini açıklaması yerinde olur. Erdoğan 23 Eylül’de “Ben Sayın Putin'i çok daha farklı görmüştüm … fakat akabinde Rusya'dan yapılan açıklamalar beni doğrusu şok etti. Bunu da anlamakta zorlanıyorum" dedi. Yoksa yine mi kandırdılar Sayın Cumhurbaşkanımızı…?

Yıllardır yazıyoruz, çiziyoruz, söylüyoruz. Dış politikada yumurtalarınızın hepsini aynı sepete koyarsanız başınıza iş gelir diye. Hele hele bu Rus sepeti ise. Ruslarla o dönemde yüzde 62 oranında gaz bağımlılığımız varken bu bağımlılığı daha da pekiştirecek şekilde nükleer enerji ihalesini yine Ruslara verdiniz. İkili ticarette aleyhimize işleyen durumu hep geçiştirdiniz. Putin’e gidip ne olur bizi Şangay İşbirliği Teşkilatı’na alın bu Avrupalılardan kurtarın bizi artık dediniz. Ya şimdi ne duyuyoruz? Erdoğan NATO’dan medet umuyor… Yanlış duymadınız NATO’dan. Hani şu Gezi olaylarından bu yana Türkiye’nin yükselişini kıskanmakla itham ettiği, her fırsatta iç siyasi çıkarları için araçsallaştırdığı Batı’nın ana güvenlik şemsiyesi olan NATO’dan. Dedim ya insan gerçekten hayret ediyor.

Şimdi bu dış politika bilgisinden yoksun anlayış Putin’i “Türkiye’nin dostluğunu kaybetmekle” tehdit ederek davranış değişikliğine zorlayacağını zannediyor. Zamanında ne olur bizi Şangay İşbirliği Örgütü’ne al deyip “bize yapılan saldırı NATO’ya yapılmış sayılır ha” diyeni kimse ciddiye almaz. NATO’nun beklenenden fazla ses çıkartmasına aldanmayın. NATO’nun derdi ayrı. NATO’nun bu kadar hızlı ve üst perdeden sesini yükseltmesi Rusların Ukrayna’da olduğu gibi genel olarak Batı’ya karşı konumlanması ile ilişkili bir hamle. Tabii ki Rusların Suriye’de sahada güçlü bir aktör olması Suriye meselesini daha da karmaşıklaştırıyor ama burada Türkiye ile dayanışma ve ittifaktan öte Rusya’ya karşı kararlılık gösterme ihtiyacı var. Türk hava sahası bu anlamda Batı ile Moskova arasındaki gerginlikte malzeme yapılıyor.

Muhtemelen bu kriz bir kaç gün içerisinde Suriye hava sahasında kimin nereyi ne kadar kontrol edeceğini belirleyen bir protokolle bir yere bağlanır ama son günlerde olanlar Ankara’nın dış politikada elinin ne kadar zayıf olduğunu teyit etti. Ankara Moskova ile doğrudan bir zıtlaşmaya giremez. Gazının yaklaşık olarak yüzde 60’ını petrolünün de yüzde 10’unu Rusya’dan alıp nükleer santral ihalesini de Putin’e vermişseniz size geçmiş olsun. Suriye üzerinden yapılacak bir zıtlaşmada opsiyonlarınızın pek fazla olmadığı aşikar. Kremlin bunu biliyor.

O zaman çare yok, İstanbul’a inşa edilecek havaalanını kıskanan, Gezi’de CNN eliyle canlı yayın yapan, Türkiye’nin büyümesini engellemek isteyen o fesat Batılılara döneceksiniz. Yardım isteyeceksiniz. Yani esasında ta baştan beri esas güvenlik şemsiyeniz olan NATO’ya güveneceksiniz.         

Neydi…?

Vladimir ne olur bizi Şangay İşbirliği Örgütü’ne alın artık.