Yanlış siyasetin yanlış sonuçları

Kobani'nin Kürtler için ne anlama geldiğini Ankara anlayamadı. Kürtlerin o küçük şehri siyasal bilinçlerinde ne derece önemsediklerini idrak edemedi. Bedelini ülke olarak hepimiz ödedik. Yetmiyormuş gibi bu yanlış siyasette ısrar ediyoruz.

Türkiye’de birçok insan Suriye sınırımızda neler olup bittiğini, oradaki Kürtlerin ne istediklerini ve oradaki yerel dinamiklerin ne olduğunu anlamıyor. Eyvallah... Amma velakin işin daha vahim bir tarafı var: Hükümet te orada olup biteni doğru okuyamıyor ve anlamıyor. Daha doğrusu hükümet en tepeden kaynaklanan ideolojik inat sebebiyle anlamak istemiyor. Kobani düştü düşecek diyen Erdoğan’ın Kobani’yi anlamaması, durumu doğru okuyamaması Obama Yönetimi’nin 2014 Ekim’inde bize rağmen YPG’ye silah ve mühimmat yardımı yapması ile sonuçlandı. Türkiye Başbakanı burnunun dibindeki bir bölgeye ilişkin hayati bir hamleden sadece haberdar edildi. Yutkunup ondan sonra aylarca Washington’un YPG’ye yardım etmesini seyretmek ve kabullenmek zorunda kaldı. Bölge devi olarak dolandığınız yerde elin Amerikalısı size rağmen ve sizin karşı çıktığınızı bile bile karşı bir hamle yaptı ve biz bunu ülke olarak kabullenmek zorunda kaldık. Fotografı doğru okuyamadığımız için bedel ödedik. Bu işin dış siyaset boyutuydu. Bir de iç siyaset boyutu var.

Kobani’nin Kürtler için ne anlama geldiğini de Ankara anlayamadı. Kürtlerin o küçük şehri siyasal bilinçlerinde ne derece önemsediklerini idrak edemedi. Bedelini ülke olarak hepimiz ödedik. Yetmiyormuş gibi bu yanlış siyasette ısrar ediyoruz. Şimdi de Suriye Kürtlerini, Suruç’u ve sonrasında HDP’nin kapatılmasına kadar gitmeye istekli görünen mevcut süreci doğru okuyamamakla karşı karşıyayız.

Önce işin dış siyaset tarafı: Kuzey Irak’ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile gerçekleştirilen başarılı paradigma değişikliği ortadayken aynı yaklaşımın Suriye Kürtleri ile neden yapılamadığı anlaşılması güç bir konudur. Rojava’da idareyi elinde bulunduranlarla Türkiye’nin hassasiyetlerini anlayan ve oranın siyasal şekillenmesinde Türkiye’nin baş rol oynayacağı bir senaryo mümkündü. Üstelik böyle bir yaklaşıma Washington’dan da destek alınabilirdi. Kobani’deki yanlışın 7 Haziran seçimindeki maliyetini iyi okuyan bir akıl Rojava ile yeni bir sayfa açıp hem içerideki barış sürecine katkı sağlar hem de Suriye’deki belirsizlik ve kargaşaya karşı bir müttefik kazanmış olurdu. Peki bu neden yapılamıyor? Nedeni çok net. Ankara bölgesel aktörlere rasyonel bir açıdan bakmıyor. Ankara oyunculara artık esir olduğu Esad’ı devirme şehveti çerçevesinden bakıyor. Yetmiyor bir de dini/mezhepsel bir taassupla baktığı için fotografı yanlış okuyor.

Suriye Kürtleri buharlaşıp gitmeyecek. Muhtemelen daha otonom ve kendi kaderlerine tayin etmekte daha etkin olacaklar. YPG’nin IŞİD’e karşı verdiği mücadele Batı basınında mitleşti.  YPG’nin PKK’nın bir yan kolu olduğu bilinmesine rağmen Batı nezdinde meşrulaştı. Kürtler kazanılan siyasal krediyi çok iyi kullandı. Hükümetin Öcalan’la görüşüyor olması Batı’nın YPG ile angaje olmasını kolaylaştırdı. Ankara ve Suriye Kürtlerinin ortak bir anlayışa gelmesi, Suriye’nin kuzeyine ilişkin ortak bir senaryoda anlaşmaları Türkiye’nin çıkarlarına uygun bir yaklaşım olurdu. Bu sayede Kürt kantonlarının Türkiye’nin hassasiyetlerine göre şekillenmesi, bunun karşılığında Ankara’nın bu kantonlara güvenlik garantileri önermesi düşünülebilirdi. Türkiye, Suriye Kürtleri ve ABD’nin liderlik ettiği uluslararası koalisyon IŞİD’e karşı birlikte mücadele edebilirdi. Daha önemlisi Türkiye’nin Suriye sınırındaki gelişmeleri kendi çıkarlarına göre şekillendirmesi olanaklı hale gelirdi. Suriye Kürtlerini yanımıza çekmek içerideki Kürt meselesinin çözümünde de güven arttırıcı bir katkı sağlardı. Yani bir kazan-kazan formülü olurdu.

Suriye denen ülke yok artık. Irak ise çok kırılgan. İran sisteme güçlü bir şekilde geri dönüyor. Güney kanadımızda öngörülebilir bir süre istikrarsızlığın hakim olacağı aşikar. Bugün gelinen noktada Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kaderi artık büyük oranda Türkiye’ye bağlı. Ekonomiler entegre oldu. Karşılıklı çıkarlar net. Çatışma ihtimali ortadan kalktı. Aynı senaryo Suriye Kürtleri ile de mümkün. Bir an önce bu yanlış siyasetin uğursuz sonuçlarından dönmek lazımdır. PKK’nın Türkiye’deki eylemlerine behemal son vermesi ve sivil siyasetin yeşermesine imkan tanıması elzem. Silahlar susmalı aklın yolu tekrar galip gelmeli. Türkiye’yi idare eden kadrolar maalesef büyük fotografı yanlış okuyorlar. Bölgeye yanlış bir gözlükle bakıyorlar. Esad’ı devirme inadının Türkiye’yi radikal örgütlerle anılır hale getirdiği bu gözlük yanlış reçetelerin yazılmasına sebep oluyor. Türkiye’nin ulusal çıkarları bölgeye taze bir bakış açısı gerektiriyor.