Cin fikirler federasyonu

Emektar cep telefonum iki kez öttü. SMS, "Geldim" dedi. Açtım, Rusça bir mesaj. "Anne" diye başlıyordu. Bende 'annelik' değilse de, merak duygusu uyandırdı. Ama devamı bildik hikâyeydi: "Çok acele bu cep telefonuna 300 ruble yatır. Sonra durumu açıklarım."

Emektar cep telefonum iki kez öttü. SMS, “Geldim” dedi. Açtım, Rusça bir mesaj. “Anne” diye başlıyordu. Bende ‘annelik’ değilse de, merak duygusu uyandırdı. Ama devamı bildik hikâyeydi: “Çok acele bu cep telefonuna 300 ruble yatır. Sonra durumu açıklarım.”
Başkan Medvedev, Rusya ekonomisinin petrol ve gazlı göbek bağını kesmek istiyor. ‘Buluşçu, üretken ve yaratıcı’ alternatif ekonomik düzen için uykuyu kaybetti, uğraşıyor. Ama halkımızın mühim bir kısmı yaratıcılığı iş değil ‘cin fikirler’, ‘buluşçu sahtekârlıklar’, ‘üretken düzenbazlıklar’ diye anlıyor. Bana gelen mesaj da bunun klasik örneği.
Her gün Rusya’da belki binlerce kişiye benzer mesajlar gidiyor. Ve her gün, bu eski numaradan habersiz olan birileri oltaya geliyor. Hepi topu 10-15 dolara tekabül eden parayı tez elden mesajın geldiği telefon numarasına yatırıp ‘başına bir bela gelen çocuğunu kurtarma’ telaşına düşen saftirik ebeveynler illa ki çıkıyor. Eh, oltayı her atışta balık tutmayı uman da yok zaten. Zokayı yutan yutuyor.
Rusya, eğitimli insanların memleketi. Kafası çalışan insanların diyarı. Temel eğitim sağlam. Bir işi öğretip görev tanımını da net çizerseniz, inisiyatif kullanılmasını da beklemezseniz, iş iyi kötü yürüyor. Ama insanların çoğu çalışmayı pek sevmiyor. Yaşam tarzı, ‘yorgun doğanlar kulübü’ tüzüğüne göre şekilleniyor. İnsanlar genelde ‘dinlenmek için yaşamak’ yanlısı. Herkes ‘hemen, şimdi’ çok para kazanmak istiyor. Bir yılda Lexus cip, iki yılda ev sahibi olmak istiyor. 90’ların başında ‘norm’ halini alan kolay yoldan köşe dönmece yöntemi ahlak, etik bırakmıyor. Beklemeye tahammül yok. Onca yıl Sovyet devrinin kuyruklarında bir kutu konserve için saatlerce bekleyenler, şimdi sabır tespihi çekmek istemiyor. İşte bu yüzden ‘nitelikli-yaratıcı sahtekârlık’ yöntemleri gırla gidiyor.
Mesela her yanı istila eden döviz büfelerinde pür dikkat olmalısınız. Kimisi para konan pencereye bir damla bal akıtıyor. Müşteriye verilen ilk banknot oraya yapışıp kalıyor. Görmeniz imkansız. Paranızı orada sayıp eksiği fark ederseniz, kasiyer ucundan bala yapışan parayı alıp “Aaa, bakın burada unutmuşsunuz!” diye mecburen veriyor. Saymadan alıp giderseniz, geri dönüp hak iddia etmeniz imkânsız. Daha pek çok sahtekârlık yöntemi ayykuka çıkınca, bataklığı kurutmayla pek uğraşmayan hükümet, sinekleri imha etme kararı aldı ve bu sonbaharda döviz büfelerinin neredeyse tamamı kapatılacak!
Bir başka ‘yaratıcı’ para kazanma yöntemi, vatandaşların tüm özel bilgilerinin kayıtlı olduğu devlet kurumlarından sızdırma CD’leri satmak. Üstelik gizli-saklı da değil. İstanbul trafiğinde su-kâğıt helva satanlar gibi. Yolun ortasında vergi dairesinden trafik idaresine kadar neredeyse tüm kurumların veri bankaları her gün satılıyor. Hem de komik paralara... Sonra, mesela yurtdışındayken bile cep telefonunuzdan günde on kere sigortacılar arıyor ve “Arabanızın kaskosu ay sonu bitiyor, biz yardımcı olalım” diyor. E, tabii, her seferinde ‘mühim bir şey kaçırma’ korkusuyla açtığınız telefon, kazık ‘roaming’ faturası olarak size geri dönüyor. Manzara akla ziyan: Sahtekârların hangi telefondan SMS yolladığı belli... Ev adresinizden cep telefonunuza, kaç para vergi verdiğinizden arabanızın ruhsatına kadar en mahrem bilgilerin CD’si, pazarda domates gibi satılıyor ve satanlar belli... Diğer ‘yaratıcı sahtekârlıklar’ da hep alenen yapılıyor.
Ama bunlar ‘küçük meseleler’ ve kimse kıyamati koparmıyor, hükümet pek de ‘dert’ etmiyor. Öbür yandan FSB’nin yetkilerini ‘Sovyet devrinin KGB’si’ ile eşitleyecek sertlikte yasalar tıkır tıkır geçiyor. ‘Ulusal güvenlik’ denince akan sular duruyor, FSB’ye ‘gerekli gördüğü durumlarda gerekli gördüğü kişileri gözaltına alma, devlete zarar verecek zanlıları doğrudan uyarma hakkı’ veriliyor. Ama ‘bireyin güvenliği, hakları’ denince kaynayıp gidiyor. ‘Güçlü’ devletin ‘zayıf’ bireyleri; ‘zengin’ devletin ‘yoksul ve yoksun’ üyeleri olmak kaderden. Rusya ormana bakarken ağaçlara çarpmaktan yara bere içinde.