Denizde boru, havada bulut...

Türkiye yine kendi dertlerine düştü, dünyayı unuttu. Ama biz unuttuk diye dünya yerinde durmuyor. Saatler ilerliyor. Taşlar yerinden oynuyor. Yeni denge arayışları hız kesmiyor.

Türkiye yine kendi dertlerine düştü, dünyayı unuttu. Ama biz unuttuk diye dünya yerinde durmuyor. Saatler ilerliyor. Taşlar yerinden oynuyor. Yeni denge arayışları hız kesmiyor. Özellikle enerji cephesi hareketli. Bunlardan ‘gölgede kalan’ bir gelişme,  ‘balayı’ dönemi yaşayan Türk-Rus ilişkileri açısından orta vadede ‘turnusol kağıdı’ olmaya aday.
Avrupa Birliği, Nabucco için sadece ‘gaz vermeye’ değil, somut olarak uğraşmaya devam ediyor. Enerjide Rusya’ya bağımlılığı azaltma stratejisi izleyen AB, son günlerde somut bir girişime odaklandı. Türkmenistan gazı dahil edilmeden Nabucco’nun dolmayacağına iman edilince, gözler Trans-Hazar projesine döndü.
Şimdi Türkmen ve Azeri tarafını, Hazar Denizi’nin altına döşenecek boru hattına ikna etme çabaları yoğunlaştı. Bunun için iki ülke yetkilileri Brüksel’de buluşturuldu. Gazdan önce petrolde iki tarafı ‘kanlı-bıçaklı’ hale getiren sorunu çözmek için AB arabulucu. Hazar’ın tam ortasındaki 150 milyon tonluk bir rezerv paylaşılamıyor. Azeriler ‘Kapaz’ adıyla işliyor, Türkmenler ‘Serdar’ adını verdikleri aynı petrol yatağında hak iddia ediyor. Bu yüzden araları limoni. Bu mesele hallolmadan, ortak bir projeye girmeleri zor.
Türkiye’nin da canı gönülden desteklediği AB planı kağıt üzerinde pek şık: Türkmen gazı Hazar’ın dibinden geçecek, Azerbaycan’dan çıkacak, sonra  Bakü-Tiflis-Erzurum arasındaki mevcut hattla birleşip Avrupa’ya kısrak başı gibi uzanacak! Amma...
Zurnanın ‘zırt’ dediği yere gelelim. Hazar Denizi’nin statü sorunu var. Kıyıdaş ülkeler “Göl mü, deniz mi?” karar veremedi. Daha doğrusu Rusya ‘belirsiz statü’ elinde çok değerli bir kart olduğu için karar vermiyor, verdirmiyor. “Burası tapulu arazim, çivi çaktırmam” diyor. En son 2007’de Tahran’da yapılan Hazar’a kıyı ülkelerin liderlerinin zirvesinde de, ‘Kıyıdaş ülkelerin tamamının onayı olmadan Hazar’a boru döşenmeyeceğine dair’ deklarasyon ilan edilmişti... Bir Rus diplomat Kommersant’a diyor ki: “Rusya’sız bu sorun halledilemez. Bu durumda demek ki, boru hattı filan olmayacak. Rusya’nın böyle bir şeye izin vermeyeceğini bile bile bu projeyi ortaya atmak saçmalık.”
Demek ki neymiş: Rusya, Avrupa’da kendi tekelini kıracak bir projenin önündeki taşı gönüllü kaldırmaz. Kimin onu nasıl zorlayacağı ya da ‘ikna edeceği’ ise muamma. ‘Yoldaş Erdoğan’ mı? Rusya, Güzey Akım ile Avrupa’ya daha fazla gaz yollamaya niyetliyken, Nabucco’yla kendine rakip yaratmaz. 15 yıldır hayali kurulan Trans-Hazar Türkmen boru hattı, bölgesel ve küresel enerji politikaları için bir kırılma noktası. Ama yıllardır konuşulan bu proje şimdi daha da güçleşti. Çünkü Avrupa’ya gaz satmak, artık Türkmenler için ‘hayati’ değil; eskiden Rusya vanayı kesinci gazını hiçbir yere satamayan Türkmenler, Avrupa yıllardır ninni söylerken Çin’e kadar boru hattını uzattı ve gazını satmaya başladı bile. Yani Nabucco olmazsa Türkmenler için artık dünyanın sonu değil. Gerçi Rusya’dan gazda çok kazık yediklerini düşünüyorlar, ama eldeki tavuk damdaki kazdan iyidir diye bakıyorlar.
Nabucco ve Türkmen gazı, ‘Batı’ için hayati. AB ile birlikte bastıran Türkiye, eninde sonunda bu sorun yüzünden Rusya ile karşı karşıya gelir. Çıkarlar çatışır. Ya bir ortak dil-ortak çıkar bulunur, ya da ilişkilerde bir çıbanbaşı çıkar. Rusya ile günlük güneşlik günler hep devam etsin isteriz, ama yaklaşan bulutlara karşı da tedbirli olmakta yarar var. Kaldı ki ‘enerjide bağımlılık’ dediğiniz, sadece Avrupa Birliği’nin dert etmesi gereken bir başağrısı değil...