Gazı çıkan ağır mevzular

Memleketin 'kerameti kendinden menkul' gündemi geçen hafta uluslararası bir haberi ya görmezden geldi ya da gördü, ama anlamadı.

Memleketin ‘kerameti kendinden menkul’ gündemi geçen hafta uluslararası bir haberi ya görmezden geldi ya da gördü, ama anlamadı. Enerji politikalarında ‘süreç’ değil, hep ‘sonuç’la haşır neşir olan, arada bir gaz verilirse klişe ‘Enerjide Büyük Oyun’ başlıklarını rafdan indiren medya, haberi yuttu, yutkundu. Oysa “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” misali, “Bayram değil, seyran değil; eniştem beni neden öptü” misali, o konunun umulmadık bir anda ve umulmadık bir ağızdan gündeme gelmesini tesadüfe bağlamak safdillik olurdu.
İtalyan enerji devi Eni’nin CEO’su Paolo Scaroni, Cambridge Enerji Araştırma Ortakları’nın Houston’da düzenlediği konferansta (CERAWeek) özetle dedi ki: “Bütün ortaklar Nabucco ve Güney Akım boru hatlarının güzergahının hiç değilse bir kısmında birleştirme kararı alırlarsa, biz de işlem maliyetlerini ve yatırımları indirir, toplam kazancı artırabiliriz.”
Gazprom’un stratejik ortağı, Güney Akım’ın direği, Putin’in kadim dostu Berlusconi’nin siyaseten destek verdiği Eni’nin CEO’sudan gelen bu öneri, Rus Newsweek dergisine konuşan ismi meçhul bir Gazprom yetkilisine göre, ‘ihanet’ sayıldı. Newsweek de bu gelişmeleri, “Güney Akım projesi pratikte mezara gömüldü, Gazprom Avrupa pazarında kan kaybediyor” diye büyüterek verdi. Kimi Rus medya organınında da, Scaroni’den gelen önerinin zaten çok pahalı olan Güney Akım’a darbe vurduğu yorumları tazelendi.
Ruslar da tıpkı biz Türkler gibi duygusal bir millet. Orta yolu bulmakta zorlanıyorlar. İfret ile tefrit arasında kolay sallanıyorlar. Batılıların duyguları sinsice gizleme meziyeti onlarda da güçlü değil. Bir kere serin kanlı bakılınca Scaroni’nin kast ettiği, ‘iki dev boru hattının bazı bölümlerini birleştirme’ gibi duruyor. Yani adama arkasını sorsalar, belki “İki boru hattı, kendi gazını Balkanlar’a kadar farklı yollardan taşıdıktan sonra, Avrupa’da zaten aynı yolu izleyecekleri için artık birleşsinler, maliyet azalsın” diyecek, ama konu dev enerji projeleri olunca tepkiler de sert ve alıngan oluyor.
Bu boru hatları mücadelesi daha çok anlaşmayı çöpe yollar gibi görünüyor. Gazda da, petrolde de... Denizler çok dalga kaldırır, çok köprüyü atar gibi. Ama Scaroni’nin sözlerini ‘dost uyarısı’ diye algılamak yanlış olmaz. Güney Akım, Rusya’nın Avrupa’da tek kelimeyle ‘gaz tekeli’ olmak için hayati saydığı proje. Kuzey Akım ile Baltık üzerinden Almanya’ya bir başka hatla da gaz taşıyıp, artık Rusya’ya yan bakacak gaz projesi bırakmama planı... Ama AB ve ABD, Türkmen gazını Rusya’ya alternatif hatla Batı’ya taşıyarak tekel oyununu bozmak istiyor.
Ortada o kadar çok  soru var ki: Türkmenistan Nabucco’ya gaz verecek mi? Verirse bu gazın taşınması için Hazar Denizi’nin altına boru hattı döşenmesine Rusya ‘Hazar’ın statü sorunu’ gerekçesiyle kesin karşıysa, bu boru nasıl ve nereye döşenecek? Döşenemeyecekse ve bu durumda alternatif İran üzerinden yollamaksa, buna 15 yıldır muhalif olan ABD, bugünkü daha berbat şartlarda izin mi verecek?
Öte yandan Rusya, Güney Akım’ı, maliyeti arttırma pahasına Türkiye’nin Karadeniz’deki ekonomik sularından geçirmeyi sırf o dönem Ukrayna’da ‘Turuncu Devrim’ iktidarı Moskova’yla kavgalı diye istediyse, şimdi Rusya ile barışık Yanukoviç iktidara geldiyse; Türkiye’ye artık gerek kalmayacak mı? Ya da Türkiye’nin Rusya’ya yıllardır ısrarla söylediği, “Gelin 2. Mavi Akım ya da Güney Akım’dan evvel, mevcut Mavi Akım’ı tam kapasite kullanalım, bizim ihtiyacımızdan fazla olan gazı birlikte Avrupa’ya satalım” teklifine hep “Siz transit ülkesiniz, sizi satıcı yapmayız” diye takoz koyan Rusya, son yakınlaşma ekseninde gevşeyecek mi?
Sadece Ukrayna’daki çürümüş boru hattı sistemini yenileyerek AB’ye çok daha fazla gaz satmak varken, Güney Akım rasyonel mi? Krizde AB’den gaz talebi azalmışken, fiyat indirimi kaçınılmaz olmuşken, Gazprom’un korkulu rüyası olan hem sıvılaştırılmış gaz hem de yaygınlaşan yeni icat ‘kömür ve diğer tortulu şist türü madenlerden üretilen alternatif gaz’ pazara hızla girerken, Avrupa iki-üç boru hattını zor çekecekse, Eni’nin CEO’sunun önerisi ‘mecburi istikamet’in ayak sesi mi?
Bir pazar yazısı için ağır konular... Ama herkes birbirine gaz verip dururken, geldiğimiz noktanın muhtemelen geleceğimiz yerin çok uzağı olduğunu, paradigmanın  iflasa yaklaştığını, uzlaşmanın seçenek değil, şart olduğunu, kırk yıldır bildiği türküyü söyleyerek geçinip gidenlerin hayatın gerçekleriyle yüzleşme zamanı geldiğini düşünmek farz. Muhafazakâr enerji politikaları körün değneğini bellemesiyle özdeşleşmeye başladıysa, gözü açılanlar ‘kör’ü sopalamaya başlar. Gazprom ve Rusya’nın daha gerçekçi politikaları düşünme zamanı geldi. Sovyet devrinde değiliz: ‘Devasa’ değil, ‘kazançlı’ işler peşinde koşmak lazım.