Kremlin'de neler olacak?

"Türk-Rus ilişkilerinin önündeki en önemli engel irade ve iktidar noksanlığı. Bu da sizden kaynaklanıyor. Türkiye bağımsız karar verip uygulama iradesine sahip olamadığı için, konuşulan her şey lafta kalıyor.

"Türk-Rus ilişkilerinin önündeki en önemli engel irade ve iktidar noksanlığı. Bu da sizden kaynaklanıyor. Türkiye bağımsız karar verip uygulama iradesine sahip olamadığı için, konuşulan her şey lafta kalıyor. Türkiye herhangi bir politika değişikliği ihtimali olunca önce 'Washington ne der?' diye arkasına bakıyor. O zaman bağımsızlık nerede kaldı?"
Birkaç yıl önce Rus dışişlerinin Türk masasından bir diplomat böyle anlatmıştı son samimi tespitlerini...
Siz bu satırları okurken Kremlin Sarayı'nda Vladimir Putin, Tayyip Erdoğan'ı ağırlayacak. 11 Eylül'den beri sürekli 'Dünyayı radikal İslam mahvedecek' diyen, böylece Çeçen operasyonlarına gerekçe hazırlayan Putin, Rus medyasının aylardır 'İslamcı partinin lideri' diye takdim ettiği AKP lideriyle görüşecek. Ama sonuçta işin başı ekonomi. Bu yüzden Türk-Rus ilişkileri üzerine 'güzel sözler' edilecek, ticari ilişkilerin gelişmesinden duyulan memnuniyet, 'Mavi Akım' hattının devreye girecek olmasının faydaları filan konuşulacak. Putin, Türkiye'ye gelme sözü verecek. Belki 'Çeçen teröristlere hâlâ destek sağlanmasından kaygılıyız' diyecek. Türk tarafı, 'Her tür terörün karşısındayız, bu arada PKK'nın kıpırdanmasına izin vermeyin' diyecek.
Rus tarafı askeri ihalelerden pay kapmak için 'Erdoğan' adını verdikleri K52-Alligator helikopteri ballandırarak anlatacak. Bizimkiler alınan doğalgazın bir kısmının para değil Türk mal ve hizmetleriyle ödenmesini isteyecek. 'Artık bürokratlarımız görüşsün' denilip masadan mesut, bahtiyar kalkılacak. Ruslar eğer Amerikalıların taktiğini kaptıysa, Putin-Erdoğan görüşmesini yarım saat planlayıp, medyaya 15 dakika açıklayacak. Görüşme yarım saatte bitince medya akla ziyan bir aşağılık kompleksiyle, 'Bu, Türkiye'nin öneminin ifadesi' şeklinde haberler yazacak. Muhtemelen Erdoğan'ın Rusya'yı fethettiğinden, ilişkilerde yeni sayfa açıldığından, Ramstore'un Moskova'ya damgasını vurduğundan, açılışta hepsinin adı 'Nataşa' olan Rus kızlarının markete hücum ettiği anlatılacak.
Ve yarın her şey unutulacak. Yine AB-ABD ekseninde bir dünyaya dönülecek. Şairin deyişiyle 'Her şey nasıl da hiç yaşanmamışa dönecek'.
Umarız yanılırız. Ayakları yere basan bir 'Rusya stratejisi'nin tohumları atılır. Çünkü bu kısırdöngü bıktırdı. Her şeyden önce devletin bağımsız 'Rusya politikası' olsun.
Ekonomik ilişkilerde 'rekabet'ten 'işbirliği' aşamasına geçilmişken,
siyasetteki kör-topal gidişatı hazmedemiyoruz. 1991'de SSCB yıkıldıktan sonra iki ülke arasında hâlâ devlet başkanları düzeyinde resmi ziyaret olmamasını anlayamıyor ve anlatamıyoruz...
Mesela 2001'de New York'ta Türk ve Rus dışişleri bakanlarının imzaladığı 'Avrasya Eylem Planı'nın önemi kavranamadı. Bu metne 'İkili İşbirliğinden Çok Boyutlu Ortaklığa' diye atılan başlığın zarfıyla mazrufu uymalı. Türkiye'deki kalem erbabı Avrasya işbirliğini de tartışsın. Eximbank kredi kaynaklarını zorlasın. KOBİ'lerin Rusya'da müthiş potansiyeli olduğu görülsün. 21. yüzyılın ufkundaki 'Avrasya' seçeneği kaale alınsın. Rusya-Türkiye işbirliğinin Orta Asya'yı kapsayıp 'uyanan dev' Çin'e uzanan, ekonomik bir 'işlek yol' olabileceği hesaba katılsın. AB-Washington hattına yüklenilirken, 'stepnesiz' yola çıkılmayacağı unutulmasın.
'Düş' ile 'gerçek' sarkacında Rus diplomatın sözleri geliyor yine aklıma. Bu bir 'irade' meselesiyse o irade nerede? Belki de daha önemlisi, bilgi, birikim, analitik bakış, 'zihin açıklığı' nerede?
Burada 'yeni ufuklar' var hey, oradakiler! Duyuyor musunuz?