'Nevzuhur perestroyka'nın yeniçeri mimarları

Meğerse 13 yıl geçmiş üstünden. 'Dün gibi' hatırlıyorum. O küçük haber...

Meğerse 13 yıl geçmiş üstünden. ‘Dün gibi’ hatırlıyorum. O küçük haber gözüme çarpmasa aklıma bile gelmezdi. Moskova soğuğunun otuz iki dişe keman çaldırdığı bir kış günü... Daha üç-beş ay önce temel atmaya geldiğimiz kel arsada ışık hızıyla yükselen heybetli binanın kurdelesi kesilecek. Mahşeri bir kalabalık kapı önünde birikmiş. Biz içeride üşüyoruz, onlar dışarıda eksi bilmem kaç derecede zımba gibi duruyorlar ve ‘o anı’ bekliyorlar. Ve ‘beklenen an’ geliyor.
O fotoğraf, Rusya’da bir dönüm noktasının fotoğrafıdır. Lubyanka Meydanı’ndaki ürpertici KGB binasının önündeki Dzerjinski heykelinin vinçle sökülmesi ne denli tarihiyse, ‘o fotoğraf’ da Rusya’nın ‘yeni hayata’ geçişinin simgesi olarak o kadar önemlidir bence.
13 yıl evvel... Kapitalizm yolunda ilk paytak adımlarını atan Rusya. 1997’nin 29 Kasımı... Migros ile Enka ortaklığı ‘Ramstore’ adlı ilk alışveriş merkezini açıyor. Heyecan dorukta. İçeride kurdele kesildikten sonra, kapıları tutan güvenlik görevlilerine telsizden talimat gidiyor: “Açabilirsiniz!”
Ve işte o an -şimdi arşivde arayıp da bulamadığım- o inanılmaz görüntü için deklanşöre basıyoruz: Binlerce insan, hep filmlerde gördüğü ilk ‘Batılı’ süpermarkete, ömründe ilk kez adım atmak için zincirlerden boşalmış gibi fırlıyor. Birbirini ezesiye, o ‘alışveriş mabedine’ ilk girenlerden olmak istiyor. Tam bir ‘altına hücum’ fotoğrafı. O an ‘tarihe tanıklık ettiğim’ hissi dolduruyor içimi. Başdöndüren bir değişimin, Gorbaçov’un ‘teorik perestroyka’sına tur bindirecek bir ‘nevzuhur perestroyka’nın başladığını gözlerimle görüyorum...
O günü bana hatırlatan, birkaç gün önce rastladığım bir haber. “1997 yılında açılan ilk Ramstore binası yıkılacak.”
Açıldığı gün, “Saatte 15 bin dolar ciro yapılıyor” diye Moskova Belediye Başkanı Lujkov’un gözlerini faltaşı gibi açtıran bir alışveriş merkezi neden yıkılır? ABD’de 50, Türkiye’de 20-30 yıllık merkezler hâlâ dimdik ayaktayken... Üstelik Carrefour’un bile tutunamadığı bir garip pazarda Ramstore’lar değişime ayak uydurmayıp kenara çekilmiş, ama ENKA’nın alışveriş merkezleri tam gaz ilerlerken... Haber devam ediyor: “Binanın eskimesi, çağdaş taleplere cevap verememesi, eğlence yeri ve otopark gibi altyapı yetersizlikleri nedeniyle, yıkılıp yerine yenisinin yapılması kararlaştırıldı. 20 bin metrekarelik alışveriş merkezinin yerine, 252 bin metrekarelik yenisi yapılacak. Projenin yatırımcısı ve yürütücüsü yine ENKA olacak.”
Nasıl ki, o fotoğraf ‘nevzuhur perestroyka’nın ışıtılı bir simgesiyse, bu haber de Rusya’da ‘kesintisiz perestroyka’nın işaret fişeği işte... Müthiş bir hızla değişiyor, yenileniyor Rusya. 17 yıl önce ‘çağdaş alışverişin kıblesi’ diye selam çakılan bir alışveriş merkezi, bugün bir moloz yığınına dönüştürülmeyi bekliyor. Yeni şartlara hızla ayak uydurmanız şart. Bazen 24 saat bile çok uzun süre sayılıyor bu ülkede. Duran düşüyor, yürüyen sendeliyor, sadece koşan yol alıyor! Krizin tortusu çabuk atılıyor.
Ve Rusya’da değişimin lokomotifleri arasında, inişler-çıkışlar olsa da, hâlâ ne kadar çok Türk şirketinin ve profesyonelin bulunduğunu, Rusların deyimiyle ne kadar fazla Türk ‘yeniçeri’sinin perestroykanın mimarı, mühendisi olduğunu fark etmek ‘özgüvenimizi’ körüklüyor. ‘Bir Türk dünyaya bedel’ midir bilmem; ama bu coğrafyada “Türkler çoook olmaya devam ediyor”. ENKA’dan Efes Pilsen’e, Beko’dan Vestel’e, Colins’ten yeni yeni palazlanmaya ve 100 milyon dolar ciroyu rahat aşan onlarca şirkete kadar... Üstelik kendi göbeklerini kendileri keserek.
Türkiye’yi ortadan ikiye bölüp sonu gelmez kayıkçı kavgalarıyla vaktini ve enerjisini heba edenler, şu referandum günü ‘dışarı’ baksınlar. Enseyi karartmamak için bir ‘hayat öpücüğü’ alsınlar. Ve hayatın her köşesinde ortak paydalar bulup, ‘Türkiye’nin perestroykası’nı yaratacak istekle yeni bir güne uyansınlar...