Orta yerde duran hayat

Yeryüzünde Coca Cola'nın sırrından daha iyi korunan şey nedir? Putin'in kızları.

Yeryüzünde Coca Cola’nın sırrından daha iyi korunan şey nedir? Putin’in kızları. Adlarını biliyoruz: Maria ve Yekaterina. Yaşlarını biliyoruz: 25 ve 24. Yüzlerini gördüğümüz son fotoğrafları tahminen 20 yıl öncesine ait. Rus basınında hiç kimse, hasbelkader ellerinde olsa bile, kızların fotoğrafını basmayı aklından geçirmiyor. Özel hayata olan sonsuz saygıdan mı? Eh, hiç sanmıyorum. Belki başka ‘caydırıcı’ nedenler vardır, kim bilir?
İşin doğrusu, medyanın projektörleri çevrilince şu ‘özel hayat’ dedikleri şeye pek aklım ermiyor. Ne Rusya’da, ne Türkiye’de... Nerede başlar, nerede biter? Tadını çıkarmakla suyunu çıkarmak arasındaki ince çizgiyi kim çizer? Adil bir kıstas var mıdır, yoksa ‘güçlü’ olanın nalıncı keseri mi bu işi görür? Ne zaman sahibine ait, ne zaman kamuya mal olur? Ne kadarını haber yapıp ‘kamu yararı’ sosuyla sureti haktan görünmek mümkündür? Ne kadarı ölçüyü kaçırmak hanesine yazılır?
Otuz iki kısım tekmili birden, pehlivan tefrikası gibi uzadıkça uzayan ‘Baykal vakası’na uzaktan bakarken, aklıma takılan sorular bunlar. Kimisi ‘özel hayata tecavüz’den dem vuruyor, kimisi ‘kamuya mal olan siyasetçilerin özel hayatı olmayacağını’ söylüyor. Medyada bu konuda döktüren büyüklerimizi okudukça midem ağzıma doğru ayaklanıyor. Ne kadar arlanmaz bir çifte standart çağında yaşadığımızı düşünüyorum. Ahkam kesmeden önce dönüp medyamızın ‘üçüncü sayfa’ hallerini ayna diye yüzümüze tutup utanmak geliyor içimden. Alemin günahını boynuma alıyorum.
Yaşadığınız memlekette her gün kaç insan medyanın yargısız infaz haberleriyle insan içine çıkamaz hale düşürülüyor? Kaç ailenin boşanma davasından ‘kamu yararı’ diye en mahrem sırlar manşetlere çıkarılıp, o insanların hayatı kaydırılıyor? Kaç çocuk, ebeveynleriyle ilgili teklifsiz-tedbirsiz-tekzipsiz haberler yüzünden canına kıyacak oluyor? Kaç insan, sözde habere konu olurken boynunda bir yaftayla ağzından salyalar akan kalabalıkların önüne atılıyor? Kaç zavallı insanın gizli kamera görüntüleri internet pazarına çıkarılıp hak-hukuku-özel hayatın esamesi okunmadan yüz binlerce ‘hit’le ikiyüzlü hayatımıza meze oluyor? Adı Baykal olmayan kaç özel hayata kurşun sıkılıyor?
Ve bu olayların çoğunda tanık süsüyle ortada dolaşan, velakin yargısız infazın sanığı olan, elinde kan damlayan kalemini bıçak gibi sallayan medya, ne zaman işin ucu zülfiyare dokunsa, ‘hatırlılar’ vitrine çıksa, çiğneyip geçtiği tüm prensipleri, insanlığı yüceltecek bütün değerleri hatırlıyor. Özel hayatın dokunulmazlığı bayraklaşıyor. Oysa çok değil, sadece bir tek gün yaptıkları gazeteleri açsalar, satır satır okusalar, kaç sayfada kaç insanın ipini çektiklerini, kaç ‘özel’ hayatın dibine kibrit suyu döktüklerini hesaplasalar... Cellatın hakimden, maktülün katilden ayır edilemeyeceği, at izinin it iziyle karıştığı bir alemde, yaşanan her şey işte o yüzden “Müstehaksızınız” diye inliyor kulağımızın dibinde... Oysa çok basit: Kendine yapılmasını istemediğin şeyin sadece ‘hatırlılara’ değil, hiçbir ‘insana’ yapılmamasını hayatının kuralı yapacaksın; o kadar. 
Özel hayat işte böyle acayip bir şey... Rusya’da bazen yumrukla korunuyor, bazen tehditle. Çoğu kez can korkusundaki medyanın otosansüre varan otokontrolüyle. Kendi özel hayatlarının üstünü özenle kapatanlar, ufacık bir ışık sızdırmayanlar, bazen bir muhalifin en olmadık tuzak görüntüleri internete düştüğünde ya da bir masumun özel hayatına hançer saplandığında ‘üç maymunu’ oynuyorlar. Yani Türkiye’den pek farkı yok. Çünkü onlar da ‘eşitlerin adil düyasında’ yaşadığımıza inanmıyorlar. Öyle olsun diye de uğraşmıyorlar. Herkes kendi ‘ayrıcalığını’ koruma peşinde. Tıpkı medyanın ‘çıplak kralları’ gibi. İktidarları, tüm nobranlıklarının üstünde ışıltılı bir kalkan gibi duruyor. Ama adalet olmadıkça iktidar dediğiniz şey dışınızı cilalıyor, ama içinizdeki pası öldürmüyor.
Adı, makamı, ünvanı ne olursa olsun... Hüküm vermek için etrafınızdaki insanların ‘özel’ hayatlarını eşelemeye hiç gerek yok. Orta yerde duran ‘hayatlarına’ bakın yeter. Neyin ne olduğunu anlarsınız.