Rusya bu yüzyılı çıkaramayacak mı?

"Bu noktadan geriye dönüş zor. Bugünkü Rusya gibi bir ülke, yakın denecek bir gelecekte ortadan kalkabilir.

“Bu noktadan geriye dönüş zor. Bugünkü Rusya gibi bir ülke, yakın denecek bir gelecekte ortadan kalkabilir. Eğitimli ve meslek sahibi olanlar başta olmak üzere, pek çok Rus için mevcut durum ülkeden kaçmak için yeterli neden.”
Biz Rusya’da şifa niyetine ‘güzel şeyler’ arayıp dururken, bir ton balla yenmez bu lafları ABD’li bilimadamları söylüyor. Yani dost düşman herkes, lafı dolandırmadan ‘acı gerçeği’ gözümüze sokuyor: Rusya dönülmez akşamın ufkuna doğru ilerliyor...
“Üç çeşit yalan vardır: Küçük yalanlar, büyük yalanlar ve istatistikler” diyorlar. Ama Rusya için durum farklı. 1991’de SSCB dağıldığında Rusya Federasyonu’nun nüfusu 148.6 milyondu. Bu yıl başında 141.9 milyona düştü. Kilometrekareye düşen insan sayısının sadece sekiz kişi olduğu, 17 milyon metrekarelik toprağıyla en büyük ülke burası. Ama işte ‘insan kaynağı’ndan yana durum vahim.
Son yıllarda karanlık gelecekten kurtulmak için devlet ‘ikinci ve sonraki çocuklar için 10 bin dolar yardım’ kampanyasıyla bir hamle yaptı. Faydası olmadı değil. Bir anda ‘baby boom’ başladı. Parklarda çocuk sayısı sarhoş sayısını ilk defa geçti. 2009’da, son 15 yıldır ilk kez doğumlar ölüm sayısını 23 binle geçti. Ama kriz bir kez daha kapıyı çalınca, Ruslar yine ürktü ve gelecek kaygısıyla ‘beline hâkim olmaya’ mecbur kaldı. Bu yıl genel nüfus sayımı yapılacak ve sonucu herkes kaygıyla bekliyor.
Şu rakamlara bir bakın: SSCB’nin son 15 yılında (1976-1991 arası) 36 milyon doğum, 24.6 milyon ölüm kaydedilmiş. SSCB dağıldıktan sonraki 15 yılda ise ölenler 34.7 milyonu bulmuş, doğanlar 22.3 milyonda kalmış! Yani SSCB ölürken doğumlar 11.4 milyon fazla, Rusya Federasyonu doğarken ölümler 12.4 milyon fazla... Uzun söze gerek yok.
Şimdi zurnanın ‘zırt’ dediği yerdeyiz. Bir yandan ülke ekonomisi büyüyor, işgücü açığı artıyor: diğer yandan nüfus hızla azalıyor. Ruslar çocuk yapmıyor, açığı kapatabilmek için göçmen almak gerekiyor, ama bu kez de katı milliyetçilik ve federatif yapı içinde dengeleri sarsma korkusuyla göçmen kotaları azalatılıyor. Yukarısı bıyık, aşağısı sakal.
Ve geleceğe dair öngörüler: BM Kalkınma Örgütü’nün ‘kötümser senaryosu’nda, bugün 141.9 milyon olan nüfusun bu gidişle 2025’de 121 milyona, 2030’da 115 milyona düşebileceği söyleniyor. Rus makamları ise 2030’da 124 milyona düşüş bekliyor.
En son, ABD’li bilimadamları Nicholas Eberstadt ve Enders Wimbush’ın yayımladığı ‘demografik felaket’ makaleleri yankı yarattı Rusya’da. Uzmanlar, bir yandan petrol ve gaz satarak, silahlarını geliştirerek ‘süper devlet’ iddiasını sürdüren Kremlin’in sahiplerinin, diğer yandan ‘insan kaynakları’ konusunda duvara toslandıklarını söylüyor.
Velhasılı kelam, Erdoğan’ın “Herkes üç çocuk yapsın” lafı elbette abartılı. Ama nüfus eğrisi de öyle sakat bir denge ki, bir kez aşağıya dönünce, tekrar yukarı kaldırmak için yarım asır gerekiyor. Ki onun da garantisi yok. Tıpkı Rusya’da olduğu gibi...