Rusya?nın başına gelebilecek en iyi şey...

Birkaç yüz tonluk devasa askeri kargo uçağı, bir bilim kurgu filminden fırlamış gibi kulak yırtan homurtusuyla geçiyor. Çok değil, en fazla üç yüz metre yukarıdan. İnsan irkiliyor. Tanklar Arnavut taşı döşeli Kızıl Meydan’ı bandonun muazzam ritmi eşliğinde paletleriyle eziyor. Çakı gibi binlerce asker, kusurusuz uyum içinde geçip gidiyor. Rusya dünyaya ‘Ben geri döndüm’ diyor. Ve bu kadrajın dışında, caddede, neredeyse savaş kadar yaşlı bir troleybüs, kablosu yine attığı için durmuş, şoför yağ-pas içindeki eldivenlerle kabloyu yerine oturtmak için kan ter içinde uğraşıyor. İçindeki yolcular sabır çekerek beklemekte. Kablo yerini bulsa da, çok değil yarım saat sonra arızanın tekrarlanacağına herkes kalıbını basabilir.
Rusya çelişkiler ülkesi. ‘Ülkemizdeki yolları Batı standartlarıyla eşitlemek için ne yapmak lazım’ sorusuna, ‘Batı’daki büyün yolları bombalamak!’ diye cevap verilen kara mizah ülkesi. Sovyetler Birliği, son tahlilde uzaya ilk insanı yollarken halka giyecek don yetiştiremediği için helak oldu. Günümüz Rusya’sı, bardağın yarısını boş mu, dolu mu gördüğünüzle alakalı git-gel ruh haline sürüklüyor insanı.
9 Mayıs Zafer Bayramı’ydı. Sadece Moskova’da tankların geçtiği yolları onarmak, zayiatı gidermek için 60 milyon dolar harcandığını yazdı gazeteler. Ele güne ‘ispat-ı vücut’ eyledi Rusya. SSCB dağıldıktan sonra ilk kez tank, top, füzesiyle Kızılordu Kızıl Meydan’a çıktı. Gece havai fişeklerle Moskova’nın gecesi
gündüze döndü. Milli duygular şahlandı. Kimse çıkıp ‘Bir Rus dünyaya bedeldir’ demedi, ama o gazla Kızıl Meydan’dan çıkan tanklar ilerlese dünyayı fethedermiş gibi bir hava, caka vardı ortalıkta.
Çok mühim bir haftayı noktaladı Rusya. Putin Kremlin’den indi, Medvedev çıktı. Putin başbakanlığa döndü. Zafer Günü’nde dosta düşmana ‘Büyük Rusya’ mesajı verildi. Medvedev ile Putin’in yapışık iktidar sürdüreceği ‘tandem’ devrinin başladığı ilan edildi. İplerin şimdilik Putin’in elinde kalacağına iman edildi. Ve ‘yeni hayat’ başladı.
Aslına bakarsanız vaziyetin hülasası şudur: Birileri Medvedev’in kukla olacağını söylüyor, öbür cephe ‘Zamanla iktidarını dayatacak’ diyor. Ne o, ne ötekisi. Rusya
için ideal olan ‘orta yol’ olması.
Çünkü Rusya sekiz yıllık Putin devrinde okyanusları geçti, ama derelerde debelenmeye devam ediyor. Ülkenin kasası doldu, borçları ödendi, IMF kapı dışarı edildi, kaybolan özgüven geri geldi, iç güvenlik sağlandı, terörle baş edildi, ordu kendine çekidüzen verdi, silahlar yenilendi, dünyaya gaz-petrol-silah satılarak büyük kazanç elde edildi, çalışanların maaşları rekor düzeyde arttı. Bunlar aşılan okyanuslardı.
Ama sığ dereler geçilemedi: Bürokrasinin dişleri iyice keskinleşti, rüşvet yolsuzluk arsızlaştı, yargıya güven sıfırlandı, hukuksuz şirket baskınlarıyla insanların bir ömürde var ettikleri bir gecede tuzla buz edildi, hak aramak güçlülerin işi oldu, arabanına plaka almaktan pasaportunu yenilemeye kadar sıradan talepler için bile günlerce kuyruk beklenir oldu, sokaklar lüks otomobillerden geçilmezken troleybüs, otobüsler dökülmeye devam etti, devletin kasası dolup taşarken, ama enflasyon korkusuyla altyapı harcamaları kısılırken hastanelere sağlam giden hasta çıkmaya başladı, yollardaki çukurlara değil yayalar, artık arabalar düşer oldu.
Özetle, devlet yücelmeye ve yüceltilmeye devam ederken, birey ve bireyin hakları sümen altına atıldı. Yani Rusya parası-pulu varken, iktidarı yerindeyken bu dereleri aşamadı. Un, şeker, yağ varken helva yapılamadı, bulamaçla yetinildi.
Şimdi Medvedev’in başkanlığı, Putin’in başbakanlığı ile Rusya belki bir şans yakalıyor. Zirvede, 43 yaşında, Sovyet mentalitesinden uzak, Rusya’nın dününü değil, bugünü ve yarınını temsil eden, deneyimsiz, ama iyiniyetli bir genç var. Putin’e sadık, ama daha ilk günden beri konuşmalarında en fazla özgürlük, birey, hak kavramlarını tekrarlayıp duran bir hukukçu. Putin tüm iyiniyetine rağmen, sağlam bir KGB’li, Çekist olarak “Önce devlet” dedi ve demeye devam edecek. Medvedev’in şimdilik fısıltıyla, zamanla daha gür çıkacak “Önce halk, bireysel ve ekonomik özgürlük” sesi bir mücadele değil, bir denge unsuru olarak Rusya’nın önünü açabilir.
Rusya’nın yeni dönemde Kızıl Meydan’dan geçip giden sofistike silahlar kadar, tertemiz otobüslere, hastanelere, pırıl pırıl yollara ihtiyacı var. Daha da önemlisi, geçmişte arabayı atın önüne sürüp, devlet karşısında bireyi yok sayan anlayışı aşmaya, ilerlemenin sırrının özgürlük, rekabet, hak, hukuk, hür teşebbüs olduğuna inanan kafalara ihtiyacı var.
Rusya’nın muazzam kapasitesinden sadece ‘güçlü’ değil, ‘hem güçlü,
hem insanları mutlu’ bir ülke çıkarmak için bu ‘orta yol’ ideal çözüm olabilir. Medvedev-Putin tandeminden çıkabilecek, Rusya’nın başına gelebilecek en iyi şey bu ihtimalin gerçekleşmesi olur.