Rusya'ya şaşı bakıp şaşıranlar

On yıl evvel Amerikalı bir evsahibem vardı. Yaşı 70'e merdiven dayamış, 'hödük Amerikalı' olmaktan ziyadesiyle...

On yıl evvel Amerikalı bir evsahibem vardı. Yaşı 70’e merdiven dayamış, ‘hödük Amerikalı’ olmaktan ziyadesiyle uzak, dünyaya-siyasete anteni açık, sinema emekçisi bir kadındı. Bir gün Rusya muhabbeti yaparken iç çekerek demişti ki: “Çok merak ediyorum oraları, çook... Hele de Kızıl Meydan’ı ve şu Sean Coonery’nin meşhur ettiği Gorki Parkı. Ama korkuyorum. Bir ABD’li olarak gidersem, beni geri bırakmazlar diye... Haksız mıyım? Hani KGB filan...”
“Önyargılar en kanlı katillerdir” diye akıllıca edilmiş bir laf var. Kim söylemişse ağzına sağlık. Önyargılardan musdarip olmayanımız var mı? Mümkün değil. İşte Rusya ve Ruslar da, özellikle Batı’da bu önyargılardan en fazla canı yanan milletlerin başında. Örneklerin de bini bir para...
Bildik hikayeyi yeniden tazeleyen, kapanmamış yaraları bir kez daha dağlayan yazıyı geçen haftaiçi Wall Street Journal’dan gördük. Dünyada gazete deyince isminin peşine kara tren katarı gibi sonu gelmez övgü-ağırlık sıfatları eklenen, iş aleminin ‘kutsal kaynak’ muamelesi yaptığı bu gazetede bir başyazı yayınlandı. Konu, Vancouver Kış Olimpiyatları’nda Rusya’nın başarısız olması, buna Medvedev ve Putin başta olmak üzere, Rusya’da herkesin büyük tepki göstermesiydi.
Eh, kolay mı? Çarlık devrinde, 1912’de kış olimpiyatlarına ilk kez katıldığında bile daha iyi sonuç almış Rusya... Sen hem ‘kış ülkesi’ diye geçin, hem de ‘kış olimpiyatları’nda 11’nci sırada nal topla. Olacak iş değil! 110 milyon dolar parayı bol keseden saç, karşılığında esamen okunmasın. Medvedev ve Putin ateş püskürürken, Olimpiyat Komitesi başkanın bileti kesildi. Şimdi yerine oligarkların en zengin ve en gençlerinden, New Jersey Nets basket takımını satın alarak sükse yapan, yaz tatillerinde Çeşme’yi su yolu yapan Mihail Prohorov’un adı geçiyor. 2014 Soçi Kış Olimpiyatları kapıda va maazallah evde alınacak bir hezimet de başka şeye benzemez!
Bu kısa ‘fuzuli olimpiyat-magazin malumatları’ arasından sonra sadede geliyorum. Wall Street Journal’ın advertoryal yazısında anafikir olarak dendi ki: “Bu başarısızlığın nedeni Rusya’da demokrasi olmamasıdır. Vancouver’da en fazla madalya alan dört ülke, serbest pazar demokrasileri. Putin, öfkeleneceğine demokratik toplum yaratsın, o zaman Rusya altınları kazanır.”
Olimpiyatlarda altın, gümüş, teneke madalya fark etmez; tabii ki Rusya’ya daha fazla demokrasi gelsin. Ona itirazımız yok. Ama zurnanın ‘zırt’ dediği bir yer var. İşte bu yüzden  Wall Street Journal’ın bu ‘yüksek’ analizi bizi düşüncelere gark etti... “Rusya’da demokrasi olsaydı, olimpiyatlarda daha çok altın kazanırlardı” diyorlardı, ama kısa bir araştırma yapınca gördük ki, kazın ayağı hiç de öyle değil; Wall Street dahil pek çok Batılı ‘saygın’ yayın organı, Rusya’ya ‘çakmak’ için bahane aramak ve bazen de işin suyunu çıkarmak hastalığından vazgeçmiyor. Önyargılarını mermi yapıp namluya sürerek, bitmeyen bir ‘sürek avı’na devam ediyor. Neden mi?
Mesela 2008 Pekin Yaz Olimpiyatları’nda en fazla madalyayı Çin kazanmış. Çin ve demokrasi kelimeleri yan yana ne kadar şık duruyor? Rusya da ABD’nin ardından üçüncü olmuş. Yani ‘Wall Street kriterleri’ne göre, Çin ‘demokrasinin beşiği’ olmalıymış... Ya da Atina 2004 Olimpiyatları. ABD birinci, ama Çin ve Rusya gibi ‘demokrasi özürlü’ iki ülke hemen ensesindeymiş... Olimpiyat tarihi, kimsenin önyaragılarına meze olmayacak kadar farklı veriler sunuyor. Yani Vancouver’a bakıp, “Nerede serbest pazar demokrasisi varsa orada çok altın madalya var” diyerek boş konuşmuş Wall Street.
Tamam Rusya’nın elle tutulmayacak çok yanı var, eleştirmeye başladınız mı, sonu gelmez. Ama kardeşim insaf! Tıpkı Türkiye’nin yıllar boyu musdarip olduğu gibi,  çifte standartlarla, elde nalıncı keseri yontup durarak da nereye kadar varılır? Genellikle boş ve şovenist lafların adamı olan NATO’daki Rus temsilcisi Dmitri Rogozin, (duran saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterir misali), “NATO’nun Rusya planlarının barışçı olduğunu kanıtlayana 1 milyon dolar vereceğim” derken haksız mı? Batı’nın Rusya’ya karşı samimi ve objektif baktığını ispatlayana bir 1 milyon dolar da ben vereceğim diye esip gürlesem mi?